Çocuğunuz odasının kapısını kapatıp saatlerce o parlak ekrana bakarken aslında kimlerle muhatap oluyor? Hangi şiddet sarmalının içine çekiliyor?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın dün paylaştığı o çarpıcı detaylar, aslında hepimizin kanını donduracak cinsten. 2024 yılında düzenlenen dijital bağımlılık çalıştayında bizzat çocukların ağzından dökülen o gerçek çok acı: "Karanlık ve elinde silah bulunan güçlü karakterleri seviyor, kendimizi onlarla bağdaştırıyoruz."
İşte devlet, ailelerin tek başına başa çıkmakta zorlandığı bu vahşi gidişata dur demek için Avrupa standartlarını bile aşan, Türkiye'ye özgü çok sert bir dijital filtreyi hayata geçiriyor.
Artık o devasa sosyal medya platformları ve oyun şirketleri Türkiye'de at koştururken iki kere düşünecek. Bakan Göktaş'ın açıklamalarına göre; 1 milyondan fazla kullanıcısı olan sosyal ağlar ve 100 binden fazla oyuncusu olan oyun şirketleri Türkiye'de kesinlikle bir temsilci bulundurmak zorunda kalacak.
Asıl büyük devrim ise yaş sınırında yaşanıyor. 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya girmesi artık öyle kolay olmayacak. Sosyal medya platformlarına "yaş doğrulama" zorunluluğu getiriliyor ve bu sistem doğrudan e-Devlet şifresi üzerinden işleyecek. Yani 15-18 yaş aralığındaki gençler için ayrıştırılmış, güvenli bir içerik alanı oluşturulurken, daha küçük yaştaki çocukların zehirli algoritmalara kurban gitmesinin önüne devasa bir kalkan örülüyor.
Peki ya kurallara uymayanlar? Uygunsuz bir içerik veya aldatıcı bir reklam tespit edildiğinde, platformun bunu silmek için sadece 1 saati var. Eğer devlete kafa tutan uluslararası şirketler olursa, 1 milyon ile 10 milyon TL arasında değişen ağır idari para cezaları kesilecek. Bakan Göktaş bu noktada son derece net bir uyarı yapıyor: İş sadece para cezasıyla da kalmayabilir, gerekirse kapatma ve VPN erişiminin engellenmesi gibi en sert yaptırımlar da masada. Yönetmeliğin çıkması için 6 aylık bir geri sayım çoktan başladı.
Gelelim milyonların cebini doğrudan ilgilendiren o diğer büyük ve tarihi hamleye. Kamuoyunda aylardır 'vatandaşlık maaşı' olarak fısıltıyla konuşulan, resmi adıyla "Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli" nihayet ete kemiğe büründü.
Bu, sıradan bir yardım dağıtma projesi değil. Tam 14 farklı devlet kurumunun ortak aklıyla ilmek ilmek işlenen yeni nesil bir yoksullukla mücadele planından bahsediyoruz.
Mantık çok basit ama bir o kadar da devrimsel. Devlet, hanelerin gelirini detaylıca hesaplayacak. Eğer bir ailenin geliri, önceden belirlenen o "eşik gelir" seviyesinin altında kalıyorsa, aradaki fark devlet tarafından tamamlanacak. Üstelik bu hesaplama yapılırken evdeki engelli, yaşlı veya bakıma muhtaç bireylerin varlığı da tek tek göz önüne alınacak.
Ancak Bakanlığın asıl vizyonu burada devreye giriyor: Sadece para verip kenara çekilmek yok! Temel amaç, sosyal yardım alan bu ailelerdeki çalışabilir bireyleri istihdama, yani iş hayatına katmak.
Mevzuat çalışmaları hızla süren ve pilot uygulamaları bu sene başlayan bu devasa ekonomik modelin, 2027 yılında Türkiye'nin tüm kılcal damarlarına kadar yayılması hedefleniyor.