Hesaplar yapıldı. Tablolar yavaş yavaş ortaya çıktı. Türkiye genelinde sayıları 16 milyonu aşan SSK, Bağ-Kur ve memur emeklisi için temmuz ayı, artan hayat pahalılığı karşısında adeta bir nefes alma umuduna dönüştü. Merkez Bankası'nın enflasyon beklenti anketlerinin yayımlanmasıyla birlikte gözler bir anda nisan, mayıs ve haziran verilerine çevrildi. Çarşı pazardaki yangın cüzdanları her geçen gün biraz daha eritirken, Ankara'dan sızan o ilk zam oranları, farklı emekli grupları arasında yepyeni bir tartışmanın fitilini çoktan ateşledi bile.
TÜİK tarafından peş peşe açıklanan ocak, şubat ve mart ayı enflasyon oranları, aslında temmuz ayındaki o büyük zammın ilk sağlam temellerini attı. Bu üç aylık dönemin faturası yüzde 10,04'lük bir enflasyon farkı olarak doğrudan emeklinin hanesine yazıldı.
Fakat bu sadece buzdağının görünen kısmı. Asıl belirleyici olan, bahar aylarında ve yazın başında market raflarındaki etiketlerin ne yöne gideceği. Enflasyon rakamlarındaki her bir puanlık oynama, milyonlarca ailenin ay sonunu getirip getiremeyeceğini belirliyor.
İşte işin renginin değiştiği, ekonomi kurmaylarının da masasında en çok tartıştığı nokta tam olarak burası. Merkez Bankası anketinin yılın ilk yarısı için işaret ettiği o sihirli rakam belli: Yüzde 17,08.
Eğer bu öngörü tam isabet sağlarsa, SSK ve Bağ-Kur emeklileri doğrudan yüzde 17,08 oranında bir 6 aylık enflasyon artışı alacak. Lakin memurlar ve memur emeklileri için durum bambaşka bir matematik gerektiriyor. Toplu sözleşmeden gelen yüzde 7'lik hak ve tahmini yüzde 5,48'lik enflasyon farkı üst üste konduğunda, memur emeklisinin zammı maalesef yüzde 12,86'da çakılı kalıyor.
Geçtiğimiz ocak ayında bu iki grup arasında yaklaşık 6,5 puanlık bir fark oluşmuştu. Şimdi ise temmuz tablosunda 4,22 puanlık yeni bir makas baş gösterdi. Ekonomi kulislerinde en çok sorulan soru şu: Hükümet, oluşan bu adaletsizliği gidermek adına geçmişte yaptığı gibi seyyanen bir dokunuşla veya refah payı eklemesiyle bu makası kapatacak mı?
Madalyonun bir de taban maaş yüzü var ki, oradaki tablo çok daha kritik. Bilindiği üzere, geçtiğimiz ocak ayında en düşük emekli maaşı 20 bin liraya sabitlenmişti. Şu an devlet, kök maaşı bu rakamın altında kalan tüm emeklilere aradaki farkı Hazine destekli bir ödemeyle kapatarak hesaplara tam 20 bin lira yatırıyor.
Ancak tehlike çanları tam bu noktada çalıyor. Eğer taban aylıklara ekstra bir yasal düzenleme yapılmazsa, kök maaşı düşük olan emekliler yüzde 17'lik zamma rağmen ellerine geçen parada hiçbir artış görememe, yani zammı kağıt üzerinde yaşama riskiyle karşı karşıya.
Cüzdanları Etkileyecek O Rakam: 22 Bin 438 TL İhtimali
Piyasa anketinden çıkan yüzde 17,08'lik altı aylık enflasyon oranının doğrudan taban aylığa yansıtılması masadaki en güçlü ve en adil formüllerden biri olarak duruyor. Eğer bu senaryo hayata geçer ve Meclis'ten onay alırsa, en düşük emekli maaşının temmuz ayında 22 bin 438 lira seviyesine çekilmesi bekleniyor. Tabi bu rakamın otomatik bir yasa olmadığını, nihai kararın son anda siyasi bir iradeyle verileceğini unutmamak gerek.