Savaş tamtamlarının çaldığı Körfez hattından gelen her yeni haber, küresel piyasalardaki sismik hareketleri tetiklemeye devam ediyor. Kartlar yeniden dağıtılırken, Donald Trump'ın peş peşe yaptığı o keskin çıkışlar yatırımcının uykusunu kaçırmaya yetti. A Haber ekranlarında piyasanın son röntgenini çeken Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı, ons altının savaşın başladığı ilk günden bu yana yüzde 13 gibi ciddi bir oranda değer kaybettiğinin altını ısrarla çiziyor.
Şu an ekrandaki rakamlar yanıltıcı olabilir. Sarı'nın ifadesiyle; altın şu an kelimenin tam anlamıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Trump'ın ağzından çıkan her kelime içeride fırtınalar koparıyor ve yatırımcının gözü kulağı tamamen Körfez'e kilitlenmiş durumda.
Çarşı pazarda altını olanın en büyük yanılgısı, "Savaş çıkarsa altın her zaman uçar" mantığıdır. Sarı, yatırımcıyı ters köşeye yatıracak o kritik detayı masaya yatırdı. Savaşın uzaması, bugüne kadar kasalarını güvenli liman diyerek altınla dolduran dev merkez bankalarının stratejilerini bir gecede değiştirebilir.
Sistem çok acımasız işliyor. Eğer çatışmalar uzar ve Körfez tamamen bir "savaş ekonomisine" geçerse, sıcak paraya ve nakde ihtiyaç duyan merkez bankaları ellerindeki devasa altın rezervlerini mecburen piyasaya sürmeye başlayacak. İşte bu noktada rüzgar tersine dönecek ve altında o çok korkulan sert düşüş dalgası yaşanabilecek. Sarı, önümüzdeki bir-iki haftalık sürecin altının kaderini çizeceğini vurguluyor. Kara operasyonu başlar ve savaş daha da büyürse, aşağı yönlü kırılma kaçınılmaz.
Piyasada hiçbir enstrüman birbirinden bağımsız hareket etmiyor. Altının yeniden o eski şaşaalı günlerine dönmesi ve şahlanması için petrol cephesinden gelecek o müjdeli habere acilen ihtiyaç var.
Uzman isim, denklemi son derece net kuruyor: "Petrol fiyatlarının 100 doların altına inmesi gerekiyor." Eğer diploması devreye girer, savaş biter ve petrol o psikolojik sınırın altına çekilirse, merkez bankaları eski alışveriş rutinlerine dönecek. Bu da ons altında yeniden o beklenen yükseliş trendini başlatacak. Kısacası önümüzdeki puslu günler, panikleyip elindekini satanlar için değil, piyasayı iyi okuyup dipten almak isteyenler için tarihi bir fırsat penceresi açabilir.
Yıllardır "en güvenli liman" olarak sarıldığımız altın, son üç ayda hepimize çok sert bir ders verdi: Tüm yumurtaları aynı sepete koymamak! Sermayenin tamamını tek bir yatırım aracına bağlamak, küresel risklerin bu kadar arttığı dönemlerde gemiyi hızla batırabiliyor. Portföyü çeşitlendirmek artık bir tavsiye değil, hayatta kalma zorunluluğu.