Küresel piyasalarda tam bir rüzgar gülü durumu yaşanıyor. Bir yanda Orta Doğu'dan gelen çelişkili ateşkes haberleri, diğer yanda merkez bankalarının enflasyonla imtihanı... Nisan ayının bu karmaşık atmosferinde, yatırımcıların pusulası şaşmaz bir şekilde yine o bildik "güvenli limanlara" döndü. Hafta boyunca ekranlarda izlediğimiz o kırmızı-yeşil savaşında, galip gelen taraf açık ara değerli metaller oldu.

Peki, piyasaları bu kadar hareketlendiren ve altının, gümüşün yönünü aniden yukarı çeviren asıl motivasyon neydi? Sadece ABD-İran gerilimi mi, yoksa işin içinde devasa ekonomik hesaplar mı dönüyor? Gelin, yatırımcının aklındaki o büyük soru işaretlerini birlikte giderelim.

Haftanın başrol oyuncusu hiç şüphesiz ABD ve İran arasında fısıldanan o geçici ateşkes iddialarıydı. Beyaz Saray'dan gelen açıklamalar, Hürmüz Boğazı'ndaki o devasa enerji akışının normale döneceği beklentisini yarattı. İlk anda petrol fiyatlarında yaşanan gevşeme, "Acaba enerji kaynaklı enflasyon kabusu bitiyor mu?" umudunu yeşertti.

Fakat tecrübeli yatırımcı bu erken bahar havasına pek kanmadı. Neden mi? Çünkü ateşkes sadece bir niyet beyanıydı; sahada vurulan enerji altyapıları, boğazdaki güvenlik riskleri ve yükselen sigorta maliyetleri olduğu gibi duruyordu. Piyasalar, bu kırılgan barış ihtimalini fiyatlarken, bir yandan da "Ya ip tamamen koparsa?" korkusuyla altına ve gümüşe sarılmaktan vazgeçmedi.

Analistlerin mikroskop altına aldığı veriler, değerli metallerdeki bu şahlanışın üç sacayağı üzerine kurulduğunu gösteriyor:

1. Çin'in Doymak Bilmeyen Altın İştahı: Küresel piyasaların en büyük oyuncusu Çin Merkez Bankası (PBoC), uzun süredir ısrarla altın stoklamaya devam ediyor. Çin'in bu agresif alım stratejisi, piyasadaki fiziki talebi canlı tutarken, altının taban fiyatını da beton gibi sağlamlaştırıyor.

2. Doların Kan Kaybetmesi: ABD'de mart ayı enflasyonu yıllık yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalınca, "Fed faiz indirimine erken mi başlayacak?" sorusu yeniden alevlendi. Bu beklenti, Amerikan 10 yıllık tahvil faizlerini yukarı itse de, Dolar Endeksi'ni haftalık bazda yüzde 1,4 oranında aşağı çekti. Doların zayıfladığı her senaryo, tarihsel olarak altının ve gümüşün parlaması anlamına gelir.

3. Enflasyon Kabusunun Bitmemesi: Gevşeyen petrol fiyatlarına rağmen, açıklanan makroekonomik veriler (özellikle PCE - kişisel tüketim harcamaları) enerji şoku öncesindeki fiyat baskılarının tam anlamıyla sönmediğini kanıtladı. Enflasyon korkusu masada kaldığı sürece, yatırımcı parasını enflasyona karşı korumak için değerli metallere sığınmaya devam edecek.

Küresel çapta ons fiyatları rüzgarı arkasına alırken, Kapalıçarşı'da da tansiyon yüksekti. Yurt içinde gram altın, haftayı yüzde 1,8 oranında net bir primle, 6.800 TL'nin hemen üzerinde, oldukça güvenli bir bölgede kapattı. Hatta hafta ortasında o psikolojik 7.000 TL sınırını zorlasa da, Orta Doğu'dan gelen karışık sinyaller bir miktar kâr satışını beraberinde getirdi.

Yorumlar
Editör Hakkında