Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bugün sabah saatlerinde, ekonominin en can alıcı sorularından birine yanıt verdi: Türkiye'de kim, nerede ve nasıl istihdam ediliyor? Açıklanan Şubat 2026 verileri, sokağın ve piyasanın güncel işgücü röntgenini tüm şeffaflığıyla önümüze koydu.Rakamlara şöyle bir uzaktan baktığımızda manzara oldukça pozitif. Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,3'lük belirgin bir sıçrama yaşadı. Bir düşünün; 2025 yılının o soğuk şubat ayında 15 milyon 297 bin 723 kişi her sabah mesaiye giderken, 2026'nın aynı ayında bu devasa çalışan ordusu 15 milyon 501 bin 511 kişiye ulaştı. Yani sisteme bir yıl içinde net olarak 200 binden fazla taze kan, yeni bordrolu çalışan dahil oldu.
Raporun o kalın dosyalarını aralayıp alt kırılımlara indiğimizde ise oldukça düşündürücü, dengeleri sarsan o tabloyla yüzleşiyoruz.
Yıllık bazda istihdam pastasından en büyük darbeyi maalesef üretim hattı, yani sanayi sektörü yedi. Üretimin ve ihracatın bel kemiği olan sanayi alanında ücretli çalışan sayısı, yıllık bazda tam yüzde 3,2 oranında eridi. Fabrikalarda ve üretim tesislerinde yaşanan bu küçülme eğilimi, ekonomi kurmayları için oldukça ciddi bir mesaj taşıyor.
Peki, sanayiden çıkan veya yeni iş arayan bu iş gücü nereye kaydı? Yanıt çok net: Şantiyelere, mağazalara ve plazalara! Kentsel dönüşüm ve altyapı projeleriyle nefes alan inşaat sektörü yıllık yüzde 4,5'lik devasa bir ivmeyle adeta şaha kalkarken, ticaret ve hizmet sektörü de yüzde 3,3'lük bir artışla istihdamın yeni lokomotifi olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Geniş resimden çıkıp büyüteci sadece son bir aya (Ocak ayından Şubat'a) tuttuğumuzda ise nispeten daha ılımlı bir rüzgar esiyor. Toplam ücretli çalışan sayısında aylık bazda yüzde 0,4'lük minik ama istikrarlı bir tırmanış söz konusu.
Yıllık bazda ağır kan kaybeden o sanayi sektörü bile, şubat ayında yüzde 0,1'lik cılız bir artışla da olsa nefes almaya çalıştı. Aynı bir aylık periyotta inşaat sektörü yüzde 0,9, ticaret ve hizmet sektörü ise yüzde 0,5 büyüyerek, aylık işe alımlardaki o güçlü duruşunu ve piyasaya olan güvenini bozmadı.
TÜİK'in ortaya koyduğu bu keskin tablo, aslında Türkiye ekonomisinin gelecekteki yol haritası hakkında bize çok güçlü ipuçları veriyor. Sanayideki bu istihdam kaybı geçici bir maliyet daralması mı, yoksa robotik sistemlere ve otomasyona geçişin sinsi bir ayak sesi mi? İnşaat ve hizmet sektörünün omuzladığı bu ağır istihdam yükü önümüzdeki yaz aylarında nasıl bir sınav verecek?