Eskişehir’in önemli simgelerinden biri olan ve yerel halk tarafından "beyaz altın" olarak nitelendirilen lületaşı, ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda. Dünyada sadece Eskişehir topraklarında çıkarılan bu değerli maden, ne yazık ki son yıllarda çırak ve usta yetişmemesi nedeniyle unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına girdi. Kentte uzun yıllardır geçimini lületaşı işlemeciliğinden sağlayan bir ustanın oğlu olan 21 yaşındaki Vacip Han Aktaş, el işçiliğinin günümüzde hak ettiği değeri göremediğini belirterek durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.
"Babam 53 Yaşında, Şehirde 40 Yaşında Usta Yok"
Boş vakitlerinde babasına yardım ederek mesleğin inceliklerini öğrenmeye çalışan genç zanaatkar Vacip Han Aktaş, lületaşı sanatına ilginin her geçen gün azaldığını ifade etti. Sektördeki nesil boşluğuna dikkat çeken Aktaş, "Biblolardan ve hayvan figürlerinden başladım, bir şeylerle uğraşmaya çalışıyorum. Son zamanlarda lületaşına ilgi azaldı, unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına girdi. Babam 53 yaşında, 40 yaşında bir usta yok maalesef. Öğrenime açık bir meslek değil, usta-çırak ilişkisi olmak zorunda. El işçiliğine rağbet gösterenler var ama çok fazla değil. Lületaşının yeterince göz önünde olduğunu düşünmüyoruz. Dünyada tek Eskişehir'de çıkan bir maden ama yeterince tanıtılmıyor" şeklinde konuşarak yetersiz tanıtımdan yakındı.

Gençler Kendi Mesleklerine Yöneliyor
Geleneksel zanaatın gelecekte devam edip etmeyeceği konusundaki endişeler sürerken, genç kuşağın bu işe sadece geçici bir uğraş olarak bakması dikkat çekiyor. Kendisinin de bu sanatı tam zamanlı sürdürmeyi planlamadığını dile getiren Aktaş, nedenlerini şu sözlerle aktardı:
"Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin Makine Teknolojisi Bölümü mezunuyum. Babamın yanında sadece boş vakitlerimde zaman geçiriyorum. Kendi mesleğimi yapmayı daha çok istiyorum açıkçası." Gençlerin farklı sektörlere yönelmesiyle birlikte, Eskişehir'in bu dünya çapındaki kültürel mirasının gelecekte nasıl korunacağı sorusu ise belirsizliğini koruyor.




