Eskişehir Haber Eskişehir Siyaset Haberleri CHP İl Başkanı Yalaz’dan AK Partili Hatipoğlu’na Yanıt

CHP İl Başkanı Yalaz’dan AK Partili Hatipoğlu’na Yanıt

CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun belediyelere yönelik iddialarına sert tepki göstererek, “Asılsız suçlamalarla kamuoyu yanıltılamaz” dedi.

Haberleri

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’nun Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik açıklamalarına sert sözlerle yanıt verdi. Yalaz, Hatipoğlu’nun kullandığı dili “tehditkâr, seviyesiz ve etik dışı” olarak nitelendirdi.

Yalaz, AK Parti Milletvekili Hatipoğlu’nun son günlerde yaptığı açıklamalar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme zorunluluğu doğduğunu belirterek, “Sayın Hatipoğlu siyasi eleştirinin çok ötesine geçmiştir. Kullandığı ifadeler siyasi çaresizliğin açık göstergesidir” dedi.

“Büyükerşen’i ben bıraktırdım demek haddini aşmaktır”

Eskişehir CHP İl Başkanı Talat Yalaz, “AKP’nin Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu tarafından Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Tepebaşı Belediyemize yönelik olarak son günlerde dile getirilen iddialar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme ve gerçekleri açıklama zorunluluğu doğmuştur. Nebi Hatipoğlu, gerçekleştirdiği basın toplantısında siyasi nezaketin ve eleştiri sınırlarının çok ötesine geçerek kullandığı ifadelerle kendi seviyesini dahi geride bırakmıştır. Gerek rektörlüğü döneminde gerek büyükşehir belediye başkanlığı döneminde hayatını Eskişehir’e adamış, beş dönem üst üste halkımızın açık ve güçlü desteğiyle seçilmiş, bozkırın ortasında vaha olarak anılan bir kent yaratan Yılmaz Büyükerşen’e Nebi Hatipoğlu ‘siyaseti bıraktırdığını’ ifade etti. Yani Nebi Hatipoğlu, Yılmaz Büyükerşen’e siyaseti bıraktırmış. Kendisine buradan samimiyetle soruyoruz: Nasıl bıraktırdığını, ne yapıp da bıraktırdığını da açıklamasını beklerdik. Yani Yılmaz Büyükerşen’e siyaseti nasıl bıraktırmış? Söz gelimi bir seçimde karşısına geçip yetmiş bin fark mı atmış? Yetmiş bin fark atsa siyaset bırakılırdı herhalde; Yılmaz Hoca bırakırdı. Ya da anketlerde kendisinin siyasi partisi birinci çıkıyor da Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir geri gidiş mi var; ondan dolayı mı bırakmış? Yoksa Cumhuriyet Halk Partisi, yani Yılmaz Büyükerşen’in partisi, sahadan, çarşıdan, pazardan uzak bir siyaset icra ederken kendileri sokakta, sahada siyasetin nabzını tutuyorlar ve bir sonraki seçimde kendilerinin seçileceğine inanıyorlar da bu sebeple mi bırakmış? Bunların açıklamasını açıkçası kendisinden bekliyoruz. Yine açıklamasında Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a yönelik etik dışı ve seviyesiz ifadeler kullanarak siyasi çaresizliğini açık bir şekilde göstermiştir. Odunpazarı’nda Kazım Kurt öncülüğünde sürdürülen halkçı belediyecilik anlayışı karşısında sandıkta kazanamayanlar, şimdi de ilçeyi ikiye bölme niyetlerini açıkça dile getirmişler. Halkın iradesine saygısızlıklarını ve yönetememe hâlinin itirafını dile getirmişlerdir"dedi.

“bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır”

İl başkanı Yalaz konuşmasının devamında "Değerli basın mensupları, değerli Eskişehirliler; unutulmamalıdır ki Eskişehir’de siyaset kişisel hırslarla değil, halkın iradesi, emeği ve ortak aklıyla yapılır. Bu kentin hafızasında kimlerin taş üstüne taş koyduğu, kimlerin ise yalnızca konuştuğu çok iyi bilinmektedir. Bugün Eskişehirlilerin yıllardır sandıkta açık ve net biçimde ortaya koyduğu tercihi hazmedemeyenlerin algı operasyonlarıyla, tehditkâr söylemlerle ve bölme planlarıyla sonuç almaya çalışmaları nafiledir. Eskişehir ne talimatla dizayn edilecek bir şehir ne de masa başı hesaplarla şekillendirilebilecek bir kenttir. Öncelikle ifade etmek isterim ki kentimizin önemli kültür ve turizm değerlerinden birisi olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi Eskişehir Büyükşehir Belediyemize aittir. Müze, belediyemizin imkânlarıyla işletilmekte olup elde edilen gelirin tamamı belediye bütçesine kaydedilmektedir. Hiçbir şekilde herhangi bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır. Müzede yer alan balmumu heykelleri; sanatsal tasarım ve yapım süreci, Eskişehir’e ve Türkiye’ye sayısız kültürel değer kazandırmış olan değerli hocamız Yılmaz Büyükerşen tarafından tamamen sanatsal katkı ve bağış iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Heykellerin üretiminde kullanılan malzemelerin bedelleri belediye bütçesinden karşılanmıştır. Bu eserler üzerinden Sayın Büyükerşen’in şahsına yönelik tek kuruşluk bir gelir dahi söz konusu olmamıştır. Müzenin işletilmesi; güvenlikten danışmaya, yönetimden diğer tüm hizmet alanlarına kadar tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Müze bünyesinde görev yapan tüm personel belediye kadrolarında çalışmakta ve maaşları belediye bütçesinden ödenmektedir. Gelirlerin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve kayıt altındadır. Elde edilen gelirler ihtiyaç sahipleriyle öğrencilerin eğitim ve sağlık giderlerinde kullanılmaktadır. Tüm harcamalar belediyenin bütçe ve kesin hesaplarında yer almakta ve ilgili denetim mercilerinin incelemesine açıktır. Büyükşehir Belediyemiz ödeme ve tahsilat süreçlerini mevzuata uygun şekilde yürütmektedir" ifadelerini kullandı.

"tek bir somut belge varsa cesaret etsin, kamuoyuyla açıklasın"

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç hakkında kullanılan dili de sert şekilde eleştiren Yalaz, Hatipoğlu’nun açıklamalarının siyasi eleştirinin ötesine geçerek yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkâr bir üsluba dönüştüğünü söyleyerek,"Bir milletvekiline, Nebi Hatipoğlu bile olsa, böyle asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalışmak yakışmamaktadır. Böyle bir iddiada, böylesine vahim bir iddiada bulunuyorsanız elinizdeki delil, bilgi ve belgeyle halkın karşısına çıkın. Bu dediğimiz hususların aksine Nebi Hatipoğlu’nun elinde tek bir somut belge varsa cesaret etsin, kamuoyuyla açıklasın. Öte yandan, değerli basın mensupları; Nebi Hatipoğlu’nun Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Ahmet Ataç hakkında kullandığı dil, siyasi eleştirilerinin çok daha ötesinde yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkâr bir üsluba dönüşmüştür. Yerel yöneticiliği kişisel yaşa indirgemek ne ahlakidir ne etiktir ne de siyasidir. Böyle bir dil, sadece ve sadece bu dili kullanan ağızlara yakışır. Eleştiri yapılacaksa vizyon, hizmet ve icraatlar üzerinden yapılır. Başkanlarımızın, hemşerilerimizin verdikleri büyük destekleri hazmedemeyenler; başkanlarımızı seçimle yenemeyenler, algılarla yıpratmaya çalışmaktadır. Ama nafile bir çaba içindedirler. Ahmet Ataç’ın yaşı üzerinden ortaya koymaya çalıştıkları bu siyasi başarısız denemeler hiçbir zaman amacına ulaşmamıştır, ulaşamayacaktır. Siyasetteki okumasını Sayın Hatipoğlu yaş üzerinden yapıyorsa, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Devlet Bahçeli’nin kaç yaşında olduklarını da kendisine sormak gerekir. Sandıkta yenemedikleri Ahmet Ataç’ın yaşı “ileri” diyerek neyi amaçladıklarını da belirtmelerini isteriz. “Ahmet Ataç bıraksın, yerine geçsin” diyorsa yolu bellidir: Bir genel seçim sandığı önümüze konulur, genel seçimde provasını yaparız. Gözü keserse de yerel seçimde çıkar karşısına; Ahmet Ataç aday olur. Ama o bileği bükemedikleri gibi bükemeyeceklerini de hep birlikte kendileri görür ve gözlemlerler. Bu itibarla yaş üzerinden yapılan bu siyasetin son derece çirkin olduğunu ve bunun dışında siyaset yapabilme imkânı bulamadıklarından bir çaresizliğin dışa vurumu olduğunu ifade etmek istiyorum. Ahmet Ataç’ın Tepebaşı’nda ortaya koyduğu belediyecilik anlayışına örnek verecek olursak; Alzheimer merkezi ve huzurevleri, çocuk ağız ve diş sağlığı polikliniği, özel çocuklar için montaj atölyeleri, “İki Elin Sesi Var”, çocuk ve gençlik senfoni orkestraları, gençlik merkezleri, Gökkuşağı Kafeler, Deneyimli Kafeler, etüt merkezleri, belde evleri, birçok sosyal ve sanatsal yaşam projesi, kültürel etkinlikler; insan odaklı sosyal belediyeciliğe ilişkin birçok proje ve hayata geçirilen hizmet… Bunları yok sayıp sadece Tepebaşı Belediyesi üzerinden yaşa dayalı bir okuma yapmak büyük bir vizyonsuzluğun da göstergesidir. Tepebaşı Belediyesi, Ahmet Ataç’ın liderliğinde yalnızca yerelde değil, uluslararası alanda da akıllı kent girişimi kategorisinde “Küresel Model” ödülü almış, dünyaya örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir. Bugün Ahmet Ataç’ın belediye başkanı olmasıyla 1999’dan beri hayata geçirilen projelerle, toplumsal dayanışmayla sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli örneklerinden birisi hâline gelen Tepebaşı, ülkemizin en yaşanabilir ilçeleri sıralamasında sekizinci sıraya yerleşmiştir. Buna rağmen Nebi Hatipoğlu’nun kamuoyuna sunduğu iddialar; resmi denetim raporlarında bile yer almayan, belgeye dayanmayan, kulaktan dolma ifadelerle süslenmiş bir algı siyaseti niteliği taşımaktadır. Bir milletvekilinin görevi dedikodularla değil, belgelerle konuşmaktır. Sayıştay raporlarında dahi yer almayan iddiaların gerçekmiş gibi sunulması kabul edilemez. Nebi Hatipoğlu’nun tehditkâr ifadeleri, AKP iktidarının yaratmak istediği korku ikliminin şehrimizdeki yansımasıdır. Siyaset; eleştiriyle eleştiriyi, tehditle algıyı karıştırmadan, seçmenin emaneti olan iradeye saygı gösterilerek yürütülmelidir. Kentimizin çocuklarına, yaşlılarına, gençlerine; kısacası her bir yurttaşına dokunan hizmetler algı operasyonlarının gölgesinde bırakılamayacak kadar kıymetli ve değerlidir.

ilçemizi bölüp yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir?

Yalaz, Odunpazarı’nda Kazım Kurt öncülüğünde sürdürülen halkçı belediyecilik anlayışının sandıkta defalarca onaylandığını belirterek, “Sandıkta kazanamayanların ilçeleri bölme planları nafiledir” diyerek," Ayrıca “ben yaptım oldu” anlayışıyla Odunpazarı ilçemizi bölüp yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir? Bunu da yerli yerine oturtmak lazım. Halk iradesiyle seçimleri kazanamayanlar; daha bir önceki seçimde Eskişehir’de yerel seçimler tarihinin en rekor farkını yiyen, yetmiş bin fark gibi bir farkı daha iki sene önce yiyen Nebi Hatipoğlu, seçimi kazanamayınca böyle “bin bir fırıldak”la belediyelerimizi kazanabileceklerini zannetmektedirler. Bu entrika zihniyeti ilçemizi değil ikiye; bine de bölseler, sandıkta yok olmaya mahkûmdur. Ve kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken önemli bir husus da şudur: Nebi Hatipoğlu, 2023 seçimlerinde İYİ Parti’den milletvekili seçilmiştir. Seçmenin emanet ettiği oylarla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş; kısa süre sonra partisinden ayrılarak seçildiği yerin tam karşısında konumlanan başka bir siyasi kanada geçmiştir. Bu tercih, seçmen ve halkın verdiği yetkiye sadakat gösterilmediğinin son derece somut bir örneğidir. Henüz bu siyasi savrulmanın hesabını kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde verememiş bir ismin, halkın oylarıyla seçilmiş ve defalarca seçilmiş belediye başkanlarımızı tehditkâr bir dille hedef alması ahlaken de kabul edilemez. Kamuoyunda borsa manipülasyonları iddialarıyla anılan, lüks yaşam tarzıyla sıkça gündeme gelen; alın terinin, emeğin ve yerel yönetimlerin kamusal sorumluluğunun ne anlama geldiğinden bihaber bir anlayışın, sosyal belediyeciliği hedef alması şaşırtıcı değildir. Ama bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tehditlere boyun eğmez. Hesap vermesi gerekenler, halktan aldığı yetkiyi kişisel ve çıkarları uğruna boşa düşürenlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler şeffaflık, hesap verilebilirlik, kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve sosyal belediyecilik ilkeleriyle hareket ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ilkeleri gölgelemeye yönelik hiçbir ithama sessiz kalmayacağız. Kentimizin kültürel mirası ve sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden yaratılmak istenen algıları reddediyor, tüm hemşehrilerimizi resmi bilgi ve belgelere dayalı açıklamaları dikkate almaya davet ediyoruz. Bizim siyasetimiz rantın değil halkın; ayrıcalığın değil emeğin; tehditkâr dilin değil demokrasinin ve demokratik meşruiyetin siyasetidir. Bu çizgiden bir adım geri atmadık, atmayacağız. Siyaset tehdit diliyle, isnatla ve karalamayla değil; hukukla, belgeyle ve halkın iradesine saygıyla yapılır. Aksi hâlde bu yolun sonu bellidir: Sandıkta mahkûmiyet, kamuoyunda mahcubiyet. Değerli basın mensupları, değerli Eskişehirliler; son olarak sözün özü şudur: AKP İl Başkanı geçtiğimiz günlerde çıkıp Cumhuriyet Halk Partisi’nin parçalanacağını ifade etmiştir. Yani halkta, sokakta karşılığı olmayanlar; artık iktidar olma umudunu kaybedenler, iktidar olmanın beyhude yolunun Cumhuriyet Halk Partisi’nin parçalanması olduğuna umut bağlamışlardır. Yine AKP’nin milletvekili, az önce ifade ettiğim gibi bütün Eskişehir’i yönetebilme imkân ve ihtimalini; belediye başkanlarımızın siyaseti bırakmasına ya da algı operasyonlarıyla yıpratılmasına, olmadık ifadelerle ve ithamlarla kamuoyunda rencide edilmeye çalışılmasına bağlamıştır. Bu büyük bir aciziyetin göstergesidir. Bizler kendilerini halkın arasına, çarşıya, pazara; halkın arasında siyaset yapmaya davet ediyoruz. Siyasetin adresi böyle salonlarda, olmadık iddialarla halkın karşısına çıkmak değil; bizatihi halkla kol kola girerek halkın arasında siyaset yapmaktır. Bunu yapmadıkları takdirde kaybetmeye mahkûmdurlar. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Borsada manipülasyon olabilir; siyaseti manipüle ettirmeyiz. Bizler buradayız. Belediye başkanlarımız dimdik ayakta, görevlerinin başındadır. Aksi bir şeyin rüyasını görenler avucunu yalarlar. Rüyasında bile göremeyecekleri kadar Eskişehirlilerle belediye başkanlarımızın uyumu ve halkımızın belediye başkanlarımıza teveccühü ortadadır.

Saygılarımı sunuyor, her birinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *