Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nde görev yapan çalışanlar, ölümle iç içe yürüttükleri mesleklerinin hem fiziksel hem de manevi yönlerini anlattı. Mezarlık kazı ekibi sorumlusu Ali Uslu ile gassallar Ömer Ernez ve Seda Dağcı, son yolculuğun perde arkasında yaşananları tüm samimiyetleriyle paylaştı.
“Burası insanların dünya hayatındaki son evidir”
14 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan kazı ekibi sorumlusu Ali Uslu, mezarların defin öncesinde büyük bir titizlikle hazırlandığını belirtti. Mezarlıkların önceden planlanarak düzenli şekilde kazıldığını söyleyen Uslu, “Burası insanların dünya hayatındaki son evi. O yüzden kazmayla, kompresörle çok dikkatli çalışıyoruz. Cenazeler geldiğinde her türlü yardımı yapıyoruz” dedi.
Günde ortalama 15 ila 20 cenazenin defnedildiğini ifade eden Uslu, Odunpazarı, Zincirlikuyu ve Esentepe mezarlıklarının da Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda olduğunu aktardı. Toprağı her kazdığında farklı bir manevi duygu yaşadığını dile getiren Uslu, şu sözlerle duygularını anlattı: “Sanki biz öbür dünyaya gitmeden önce bir hazırlık yapıyormuş gibiyiz. Hayatımız da ona göre şekilleniyor. İnsan toprağın başında olunca öbür dünyayı unutmuyor.”
En çok kimsesiz ya da uzun süre evde kalmış cenazelerde zorlandıklarını belirten Uslu, mesleğini ise severek yaptığını vurguladı. Uslu, kendisini en çok etkileyen olayın ise ana karnında hayatını kaybeden ikiz bebeklerin cenazesi olduğunu söyledi.

“Buraya Ateş Her Gün Düşüyor”
Asri Mezarlık 100. Yıl Camii İmam Hatibi ve aynı zamanda gassal olan Ömer Ernez ise yaklaşık iki yıldır bu görevi yürüttüğünü belirtti. Gassallık mesleğinin sanıldığından çok daha zor olduğunu ifade eden Ernez, “İnsanların cenazesi senede bir defa olur ama bizim buraya ateş her gün düşüyor” dedi.
Günde gelen cenazelere göre günlerinin şekillendiğini anlatan Ernez, cenazelerin yıkanması, kefenlenmesi ve defin sürecini ayrıntılarıyla aktardı. İlk yıkadığı cenazeyi unutamadığını dile getiren Ernez, mesleğin psikolojik yüküne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Yanmış, boğulmuş, kazada parçalanmış cenazeler geliyor. Her cenazenin ayrı bir kokusu var ve o koku kolay kolay unutulmuyor. Eğer eve götürürsek, akşam sofrada bile aklımıza geliyor.”
Yaklaşık iki yılda bini aşkın cenaze yıkadığını belirten Ernez, insanların mesleğe bakışının farklılık gösterdiğini söyledi. Bazı kişilerin mesleği hafife aldığını ifade eden Ernez, “Gassallık hafife alınacak bir iş değil. Her gün feryat figan eden insanlarla karşı karşıyayız” dedi.

“Ölüm Bir Bitiş Değil, Başlangıç”
Pandemi döneminden bu yana bayan gassal olarak görev yapan Seda Dağcı da mesleğini tercih etme nedenini “sevabına nail olmak” sözleriyle açıkladı. İlk yıkadığı cenazenin yaşlı bir kadın olduğunu belirten Dağcı, korku ve heyecanı bir arada yaşadığını söyledi.
Ölümle sürekli karşı karşıya olmanın bakış açısını değiştirdiğini ifade eden Dağcı, “Ölüm benim için bir bitiş değil, bir başlangıç” dedi. Günde beş ila altı cenaze yıkadığını belirten Dağcı, zamanla alışıldığını ancak mesleğin duygusal yönünün hiç azalmadığını vurguladı.
Bayan gassal olmanın zorluklarına da değinen Dağcı, “Fiziksel olarak erkeklere göre daha güçsüzüz. Tek başına bir cenazeyi yıkayıp tabuta almak zorlayıcı olabiliyor” dedi. Toplumdaki algıya ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “Gassal olduğumuzu söylediğimizde insanlar önce korkuyor. Ardından hemen ‘Korkmuyor musun?’ diye soruyorlar.”

Mezarlık emekçileri, yaptıkları işin yalnızca bir görev değil, aynı zamanda büyük bir sabır, saygı ve vicdan gerektirdiğini dile getirerek, ölümle iç içe geçen mesleklerinin görünmeyen yönlerine ışık tuttu.