Tüm Emeklilerin Sendikası (TES) Eskişehir Şubesi üyeleri, artan yoksulluk ve düşük emekli maaşlarına dikkat çekmek amacıyla Eskişehir’de yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasından sonra CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Durum Muhabiri Suat Kaçar’a değerlendirmelerde bulundu.
Emeklilerin taleplerinin son derece haklı olduğunu vurgulayan Yalaz, açlık sınırının 40 bin liraya dayandığını, buna karşın emekli maaşlarının 16 bin lirayı dahi bulmadığını söyledi. Önümüzdeki ay yapılması planlanan maaş artışlarının emeklileri tatmin etmeyeceğine dair ciddi bir endişe olduğunu belirten Yalaz, “Emekliler artık yoksulluğu değil, karınlarını doyurabilecekleri bir maaş talep eder duruma geldi” dedi. Huzurevleri ve bakımevlerine olan talebin arttığını ancak emeklilerin bu hizmetlerin ücretlerini karşılayamadığını ifade eden Yalaz, bunun mevcut ekonomik koşullarda son derece normal olduğunu dile getirdi. “Bir ülkenin emeklisi, o ülkeyi yöneten iktidarın namusu ve itibarıdır” diyen Yalaz, emeklilerin açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmesinin iktidarın itibarını kaybettiğinin açık bir göstergesi olduğunu savundu.
“İtibardan tasarruf olmaz diyenler emeklisini açlığa sefalete bıraktı”
Emeklilerin uzun süredir meydanlarda seslerini yükselttiğini ve kararlı olduklarını söyleyen Yalaz,""Emekliler burada haklı bir haykırış içindeler. Emeklileri destekliyoruz. Şöyle; açlık sınırı 40 binlere dayanmış, daha 16 bin liraya bile varmayan emekli maaşı alıyorlar. Önümüzdeki ay artırılması öngörülen tutarın tatmin edici bir tutar olmayacağının endişesini yaşıyor emekliler. Bırakın hayatlarını idame ettirmeyi, artık yaşamlarını idame ettirecek, yani yoksulluğu filan artık geçtiler, karınlarını doyurup hayatlarını devam ettirebilecekleri bir emekli maaşı ister duruma geldiler. O yüzden huzurevlerinde, bakımevlerinde böyle yoğun bir talebin olması ama ücret artışlarının olmasıyla bu talebin ücret olarak emekliler tarafından karşılanamaması son derece normal. Bir emekliler bir iktidarın, bir hükümetin namusudur, itibarıdır. İtibardan tasarruf olmaz diyenler emeklisini açlığa, sefalete, yoksulluğa mahkum ederek o itibarlarını kaybettiğini açık bir şekilde gösteriyorlar. Emekli bugün gerçekten sıkıntılı bir durumda ve meydanlarda uzun süredir, aylardır bu şekilde haykırıyorlar ve çok kararlılar. Eğer ki ekonomik şartlar düzelmez, emekliye, alın teri dökene gereken önem iktidar tarafından verilmezse bir sonraki seçimde sandığa gömeceklerini burada açıkça ifade ediyorlar. Yani emekçiler için de aynı durum geçerli. Asgari ücret açlık sınırının, yoksulluk sınırının çok çok altında, açlık sınırının dahi altında bir tutarda. Yani bu devlet emekçisine diyor ki; bir ay boyunca çalışın, alın teri dökün ama çocuğunuzun beslenme çantasını dolduramazsınız, çocuğunuz beslenme çantasıyla okula aç şekilde gitsin, beslenme çantası boş şekilde gitsin. Sonra bu iktidar emekçisine diyor ki; döktüğünüz alın terinin karşılığı olarak hayatınızı zor zor idame ettirebileceğiniz bir koşul ve şart sunuyorum size diyor. Bu tabii ki tatmin edici değil. Bu hem emeklilerin emekli maaşları hem emekçilerin asgari ücretleri artık ekonomik bir durum ya da sorun olmaktan çıkmış, bir insanlık ve vicdan sorunu haline gelmiştir. Bugün burada merhametsiz halkını yoksulluğa, sefalete mahkum eden bir iktidar tarafından yönetildiğimizi bütün kitleler hem emekçiler hem emekliler biliyor ve bunun haykırışını yaşıyorlar. Bu iktidarın ülkeyi getirebileceği hiçbir nokta kalmamıştır iyi anlamda. Bu ülkede Recep Tayyip Erdoğan'ın çeyrek asırlık yönetimi sonunda emekçiye, emekliye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. O yüzden daha fazla uzatmanın, daha fazla halka rağmen halka rağmen bu ülkeyi yönetmeye çalışmanın bir anlamı yoktur. Halkın talebi çok açık, emeklinin, emekçinin talebi çok açık. Emekliler de emekçiler de erken seçim istiyorlar. Sandık gelsin, güvenoyu alıyorlarsa devam etsinler ama her geçen gün yoksulluk, sefalet halkın daha fazla gerçeği haline geliyor. Dayanacak gücü kalmayan kitleler erken seçim talebiyle bugün olduğu gibi uzun süredir haykırıyor."