Eskişehir Haber Eskişehir Durum Özel İğne ve İplikle Bir Ömür: 62 Yıllık Terzi Ustası Ahmet Kopar’ın Sessiz Mücadelesi

İğne ve İplikle Bir Ömür: 62 Yıllık Terzi Ustası Ahmet Kopar’ın Sessiz Mücadelesi

Hazır giyimin hızına inat unutulmaya yüz tutan meslekler arasında yer alan terziliğin geçmişini, bugününü ve geleceğini 62 yıllık terzi Ahmet Kopar aktardı.

Haberleri

Eskişehir’de küçük bir dükkânda yılların emeğini yaşatmaya çalışan Ahmet Usta, terziliğin geçmişini, bugününü ve geleceğini anlattı. 1963 yılında mesleğe başladığını söyleyen Ahmet Usta, terziliğe yönelmesinde ailesinin etkili olduğunu belirtti.

“Kendi söküğümü kendim dikerdim”

İğneyle ipliğin hâlâ sözünün geçtiği Ahmet Usta’nın küçük dükkanında sevgi, emek ve yılların hikayesi var. İlkokulu bitirdikten sonra mesleğe başladığını söyleyen Ahmet Usta, kalabalık bir aile nüfusuna sahip olduğunu belirterek “Sekiz kardeşe sahip kalabalık bir ailemiz vardı. Ben kendi söküğümü kendim dikerdim. İlkokul bitince annem, ‘Oğlum senin elin çok yakışıyor terziliğe, seni terzi çırağı vereyim’ dedi. Biz de 1963 yılında terzi çırağına girdik. O gün bugün halen terzi olarak devam ediyoruz.” dedi.

Mesleğe ilk başladığı sırada iki çırak ve iki kalfa ile çalıştırdığı bir ustanın yanına giren Ahmet Kopar, ilk ustasını unutamadığını söyleyerek “Bu mesleği hala sağ olan ustam Erol İşten’den öğrendim. O zamanlarda konfeksiyon olmadığı için işler çoktu. Ustam pantolon dikerdi, ben de onu takip ederdi. Ustam, ‘Sen bu işe çok meraklısın’ diyerek pantolonun bir cebini bana diktirdi. Bana pantolon dikmeyi ustam öğretti.” şeklinde aktardı.

“Konfeksiyon terziliği bitirdi”

Konfeksiyonun terziliği bitirdiğine değinen ve eski terziliğin kalmadığına vurgu yapan Ahmet Usta, dükkanda geçen bir gününü şöyle aktardı: “Vatandaşlar geliyor, paça yapıyorum, beden daraltıyorum. Müşterilerimin gönlünü alıyorum. Kıyafetleri düzelterek hayatımı idame ettiriyorum” 

Eskiden terzilik mesleğinde kumaşı olan terziye ‘tüccar terzi’ denildiğini belirten Usta Kopar, “Kumaşı olmayan terzi o zamanda iş yapamazdı. O zamanlar para bu kadar konuşulmuyordu. İstediğimiz kumaşı taksitle alıyorduk. Konfeksiyon çıktıktan sonra herkes hazır giyimine yönelince terzilik mesleği de öldü. Şimdi tamir işleriyle kendimizi meşgul ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kıyafet anlayışının mesleğinin bir parçası olduğunu dile getiren Ahmet Usta, “Bütün giysilerimi kendim dikerim. Kot giymem, spor ayakkabı giymem. Mutlaka ayakkabım boyalı olacak, giydiğim giysi kumaş olacak. Onun haricinde hiçbir giysi giyemem” dedi. Terziliğin unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer aldığını belirten Ahmet Usta, “Burası bir milyonluk şehir. ‘Takım elbise diktireyim’ desen belki beş usta ya bulursun ya bulamazsın. Genç yetişmeyince bu iş bitiyor” ifadelerini kullandı.

“Çırak geliyor ama asgari ücret istiyor”

Mesleğe ilginin kalmadığını vurgulayan Ahmet Usta, çırak bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini belirtti. Gelen gençlerin daha işe başlamadan ücret beklentisi içine girdiğini söyleyen Usta, “Ben kendim asgari ücret kazanmıyorum ki sana nereden vereyim? Sen evvela mesleği öğreneceksin, bana para kazandıracaksın ki sonra ücret isteyesin” diye konuştu.

Fabrika terziliği ile gerçek terzilik arasındaki farklara da değinen Ahmet Usta, konfeksiyonlarda çalışan birçok kişinin temel kesim ve dikim becerilerine sahip olmadığını ifade ederek, “Bir pantolon kesmesini bilmeyen adam nasıl dikecek? Şimdi fabrikalar kapanınca çarşıda çok terzi var ama elbise dikemezler” dedi.

“Devlet desteği olmadan olmaz”

Mesleğin yaşaması için devlet desteğinin şart olduğunu vurgulayan Ahmet Usta, “Bu iş odalarla, devletle, gerçek ustanın yanında çıraklık yaparak öğrenilir. İğne çekmeden, kesim yapmadan bu meslek öğrenilmez. Devlet desteği olmadan bundan sonra terzi yetişmez” dedi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *