Eskişehir'in ilginç yapıları, yalnızca eski görünümleriyle değil, yıllar boyunca üstlendikleri farklı görevlerle de şehrin geçmişini anlatıyor. Bugün banka olarak kullanılan bir bina yaklaşık bir asırdır aynı köşede dururken, başka bir yapı okuldan hastaneye, hapishaneden müzeye uzanan bir geçmiş taşıyor.
Üstelik bu yapıların bazıları Eskişehir'in günlük hayatının tam ortasında. Her gün önünden geçtiğimiz için artık alıştığımız bu binalara biraz daha dikkatli bakınca, şehrin değişimini anlatan hikâyeler ortaya çıkıyor.
Eskişehir'in Tarihi Yapıları Arasında Geçmişi Değişen Binalar
Bugün farklı amaçlarla kullanılan ya da ilk işlevini koruyan bu yapıların her biri, Eskişehir'in geçmişinden ayrı bir kesit taşıyor.

1 - Ziraat Bankası Binası: 1930'dan Beri Aynı Köşede
Kent merkezinde Kıbrıs Şehitleri ve İki Eylül caddelerinin kesişiminde bulunan Ziraat Bankası binası, önünden geçenlerin çoğu için sıradan bir banka binası gibi görünebilir. Oysa yapı, Eskişehir'in erken Cumhuriyet döneminden kalan önemli mimari örneklerinden biri.
Bina, İtalyan asıllı mimar Giulio Mongeri tarafından tasarlandı. İnşasına 1928 yılında başlanan yapı, 29 Ekim 1930'da hizmete açıldı. Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın özelliklerini taşıyan binanın cephesinde kemerler ve Selçuklu-Osmanlı mimarisinden izler bulunuyor.
Daha da dikkat çekici olan ise binanın hâlâ bankacılık işlevini sürdürüyor olması. Yani bugün Eskişehir'de bir bankaya giren kişi, neredeyse bir asır önce aynı amaçla kullanılmaya başlanan tarihi bir yapının içine giriyor.
Bu yönüyle Ziraat Bankası, Eskişehir'de tarihi binalar arasında geçmişle bugünün en doğrudan birleştiği örneklerden biri.

2 - Cumhuriyet Tarihi Müzesi: Bir Zamanlar Okuldu
Bugün Cumhuriyet Tarihi Müzesi olarak ziyaret edilen binanın hikâyesi 1916'da başladı. Yapı, o dönemde Turan Numune Mektebi olarak inşa edildi ve Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi'nin önemli örneklerinden biri oldu. Fakat binanın geçmişi yalnızca eğitimle sınırlı kalmadı.
Eskişehir'in Yunan işgali sırasında yapı hastane olarak kullanıldı. Şehrin 2 Eylül 1922'de kurtarılmasının ardından ise esir Yunan askerlerinin tutulduğu hapishaneye dönüştürüldü. Cumhuriyet'in ilanından sonra yeniden okul olarak kullanılmaya başlandı.
Sonraki yıllarda farklı kamu hizmetlerine de ev sahipliği yapan yapı, 1989'da Anadolu Üniversitesi'ne devredildi. Restorasyon çalışmalarının ardından 23 Nisan 1994'te Cumhuriyet Tarihi Müzesi olarak ziyarete açıldı.
Bugün binaya giren ziyaretçiler aslında yalnızca bir müzeyi gezmiyor. Aynı yapı içerisinde Eskişehir'in eğitim, savaş, Cumhuriyet ve kamu hayatından farklı dönemlerin izleriyle karşılaşıyor.

3 - Atatürk Lisesi: Başlangıçta Lise Olarak Yapılmamıştı
Bugünkü Atatürk Lisesi binasının geçmişinde de ilginç bir değişim bulunuyor. Yapı başlangıçta Hükümet Konağı olarak yapılmıştı.
Eskişehir Lisesi'nin eski binasının yetersiz kalması üzerine okulun yeni binaya taşınması gündeme geldi. 1933 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Hükümet Konağı olarak yapılan bina Eskişehir Lisesi'ne verildi ve okul 1934-1935 eğitim öğretim yılının başında buraya taşındı.
Binanın hikâyesinde Atatürk'ün Eskişehir Lisesi ziyareti de önemli bir yere sahip. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tarihî lise arşivinde, Atatürk'ün 16 Ocak 1933'te okulu ziyaret ettiği ve okulun yeni binaya taşınması yönündeki isteğin kabul edilerek gerekli talimatın verildiği aktarılıyor.
Okulun adı 1961 yılında Atatürk Lisesi olarak değiştirildi. Bugün hâlâ eğitim amacıyla kullanılan yapı, aynı zamanda Odunpazarı Kentsel Sit Alanı içerisinde tescilli anıtsal yapılardan biri.
Dolayısıyla binanın hikâyesi yalnızca eski bir okul binasının hikâyesi değil. Eskişehir'in Cumhuriyet dönemindeki eğitim anlayışının ve şehirdeki kamu yapılarının dönüşümünün de bir parçası.
4 - İsmet İnönü Caddesi'ndeki Eski Doğum Evi
Bazı Eskişehir'in tarihi yapıları, bugün sahip oldukları görünümden çok geçmişteki işlevleriyle dikkat çekiyor.
İsmet İnönü Caddesi'nde bulunan yapılardan biri bunun güzel örneklerinden. ESTÜ Aktif'te yer alan tarihî bir fotoğrafta bina “Doğum Evi” olarak görülüyor. Fotoğrafın 1950'lerin ilk yıllarına ait olduğu ve o dönemde İsmet İnönü Caddesi'nde çoğunlukla üç kata kadar olan yapıların bulunduğu aktarılıyor.
Aradan geçen yıllarda caddedeki birçok eski yapı yıkılarak yerini yeni binalara bıraktı. Ancak bu yapı günümüze kadar ulaşan örneklerden biri oldu.
Bugün ise bina artık doğum evi olarak kullanılmıyor. ESTÜ Aktif'teki bilgilere göre yapı, Eskişehir Sağlık Müdürlüğü tarafından hizmet binası olarak kullanılmaya devam ediyor.
Eski bir fotoğrafa bakıldığında ilk anda fark edilmeyen bu ayrıntı, aslında Eskişehir'in caddelerinin nasıl değiştiğini de gösteriyor. Bir zamanlar sağlık hizmeti verilen bina, bugün farklı bir görevle aynı şehir hayatının içinde yer alıyor.

5 - Reşadiye Camii: Bugünkü Yapı İlk Reşadiye Camii Değil
Reşadiye Camii, kent merkezinde Eskişehir'in en tanınan yapılarından biri. Ancak bugün gördüğümüz yapı, aynı isimle bilinen ilk cami değil.
İlk Reşadiye Camii, Sultan Reşad tarafından 1916 yılında yaptırıldı. Bu yapı daha sonra yıkıldı ve yerine 1969-1978 yılları arasında yeni bir cami inşa edildi. Bugünkü yapının mimarı Cevat Ülger.
Yani caminin bulunduğu yere bugün baktığımızda, 1916 yılında yapılan ilk yapıyı değil onun yerine yıllar sonra inşa edilen yapıyı görüyoruz.
Bu ayrıntı, Eskişehir'de tarihi binalar söz konusu olduğunda önemli bir noktayı ortaya çıkarıyor: Bir yapının tarihî hikâyesi her zaman bugün gördüğümüz binayla başlamıyor. Bazen aynı yerde farklı dönemlere ait yapılar birbirinin izini taşıyor.
Bugün Eskişehir sokaklarında yürürken bu binaların çoğunu yalnızca günlük hayatın bir parçası olarak görüyoruz. Oysa Ziraat Bankası'ndan Atatürk Lisesi'ne, eski Doğum Evi'nden Reşadiye Camii'ne kadar pek çok yapı, şehrin geçirdiği değişimin sessiz tanıkları olarak hâlâ yerlerinde duruyor.