Bitlis’in yüksek rakımlı yaylalarında, binlerce yıllık arıcılık geleneğinin bir parçası olan karakovan balı için hasat dönemi başladı. Türkiye’de bal hasadının en geç yapıldığı bölgelerden biri olan kentte, 2 bin 500 metre rakıma sahip dağlarda üretilen ballar, kendine has aroması ve doğal üretim süreciyle hem yerel hem de ulusal pazarda yoğun ilgi görüyor. Zengin endemik bitki örtüsünden beslenen arıların büyük bir emekle ürettiği bu özel ürün, bu yıl yüksek rekolte beklentisiyle üreticilerin yüzünü güldürüyor.
Geleneksel yöntemlerle doğallık korunuyor
Bitlis’te arıcılık faaliyetleri, atadan kalma yöntemlerle sürdürülmeye devam ediyor. Söğüt dallarından hazırlanan ve çevresi kil ile gübreyle sıvanarak tamamen doğal bir ortam haline getirilen kovanlar, arıların müdahalesiz bir şekilde bal üretmesine olanak tanıyor.
Üreticiler, ilkbahar aylarında yaylalara yerleştirdikleri kovanların başında aylarca bekleyerek, doğanın sunduğu bu eşsiz lezzeti hasat dönemine ulaştırıyor. Bu zahmetli süreç, balın kalitesini ve prolin değerini artırarak onu ödüllü bir marka haline getiriyor.
Dünya liderlerinin tercihi Bitlis balı
Bitlis Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Caner Güngördü, kentteki 2 bin 200 arıcının yaklaşık 100 bin karakovan ile Türkiye’nin bu alandaki en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Bitlis balının sadece yerel bir ürün olmadığını belirten Güngördü, Hizan ilçesinde üretilen karakovan balının geçmişte NATO zirvesinde dünya liderlerine ikram edildiğini hatırlattı. Kentin temiz çevresi ve zengin florasının, uluslararası yarışmalardan altın ödüllerle dönen bu balın temel başarısı olduğunu ifade etti.
Ekonomiye ve tanıtıma büyük katkı
Üretici Güven Güngördü ise kekik ve geven gibi endemik bitkilerin yoğun olduğu yaylalarda üretilen balın, marka değeriyle öne çıktığını belirtti. Dört kardeş olarak baba mesleğini sürdürdüklerini ifade eden Güngördü, soğuyan havalarla birlikte başlayan hasadın, bölge ekonomisine önemli bir katma değer sağladığını dile getirdi. Elde edilen ürünlerin hem yerel pazarda hem de Türkiye genelinde tüketicilerle buluşturulması hedeflenirken, bu geleneksel üretim biçimi kentin doğal zenginliklerinin tanıtılmasında da kritik bir rol oynuyor.