TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Orkun Kılıç, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin deprem hazırlığı konusunda yeterli ilerleme kaydedemediğini belirtti. Kılıç, yaşanan felaketin yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, ihmallerin ve yanlış politikaların sonuçlarının hatırlanması gerektiğini ifade etti.
Kılıç açıklamasında, “6 Şubat depremlerinin 3. yılında bugün, dünden daha hazır değiliz” sözleriyle başladığı değerlendirmesinde, on binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve yüz binlerce yapının ağır hasar aldığı depremlerin ardından sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Yıkımın Büyüklüğü Yapı Kalitesi ve Denetimle İlgili”
Türkiye’de depremin beklenmedik bir doğa olayı olmadığını ifade eden Kılıç, yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok yapı üretiminin niteliği, denetim süreçleri ve risk azaltma politikalarıyla bağlantılı olduğunu söyleyerek “Türkiye’de deprem öngörülebilir bir gerçektir. Aynı büyüklükteki depremlerin başka ülkelerde bu ölçekte yıkım yaratmaması, sorunun doğada değil insan eliyle oluşturulan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir” dedi. Kılıç, orta büyüklükteki depremlerde dahi ağır hasarların yaşanabildiğini hatırlattı.
Son yıllarda meydana gelen bazı depremlerin yarattığı hasarlara değinen Kılıç, iletişim altyapısı, toplanma alanları ve ulaşım ağlarındaki eksikliklerin de büyük riskler barındırdığını ifade etti. Türkiye’deki yapı stokunun önemli bölümünün hâlâ deprem riski altında olduğunu belirten Kılıç, özellikle eski binalar ve imar affı uygulamalarının bu tabloyu ağırlaştırdığını kaydetti.
“Afetler Kader Değil, Bilim Dışı Tercihlerin Sonucudur”
Açıklamasında kentsel dönüşüm politikalarına da değinen Kılıç, mevcut uygulamaların çoğu zaman risk azaltma yerine ekonomik değeri yüksek bölgelerde yenileme projelerine dönüştüğünü ifade etti. Dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını vurgulayan Kılıç, zemin yapısı, nüfus yoğunluğu, altyapı ve toplanma alanlarının bütüncül şekilde planlanması gerektiğini söyledi.
Deprem hazırlığının afet sonrasına indirgenmemesi gerektiğini dile getiren Kılıç, okullar, hastaneler ve kamu binalarının güvenlik durumuna ilişkin şeffaf verilerin paylaşılmadığını belirtti. Toplanma alanlarının yetersizliği ve bazı alanların imara açılmasının da ciddi bir planlama sorunu olduğuna dikkat çekti.

Deprem sonrası yeniden inşa süreçlerine de değinen Kılıç, geçici barınma alanlarında yaşamın sürdüğünü ve sosyal-ekonomik iyileşmenin yeterince sağlanamadığını belirterek şunları kaydetti: “Afetler kader değildir; bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların sonucudur. Güncel ve şeffaf yapı envanteri oluşturulmalı, dönüşüm risk temelli uygulanmalı ve mühendislik hizmetleri tüm süreçlerde etkin şekilde denetlenmelidir.”
Kılıç, 6 Şubat’ta hayatını kaybedenlere karşı en büyük sorumluluğun aynı acıların yeniden yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğunu belirterek, bilimin uyarılarını dikkate almadan geçen her günün yeni felaketlere zemin hazırladığını sözlerine ekledi.




