Ramazan ayında değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, günlük yaşamda sabrı zorlayabiliyor. Açlık öfkesiyle ilgili merak edilenleri Klinik Psikolog Salih Eskici değerlendirdi.
Açlık Öfkeyi Tetikler mi?
Uzun süren açlık ve değişen günlük rutinlerin psikoloji üzerindeki etkilerine değinen Eskici, Ramazan ayında açlık, susuzluk ve tütün bağımlılığının öfke problemlerini artırabildiğini söyledi.
Normal zamanlarda tolere edilebilen birçok durumun, Ramazan ayında daha zor katlanılır hale gelebildiğini belirten Eskici, bunun nedenlerinden birinin fizyolojik süreçler olduğunu ifade etti. Beynin glikozla beslenen bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Eskici, kan şekeri düştüğünde ve bedensel yorgunluk arttığında kişilerin gündelik hayatta tolere edebildiği durumlara karşı daha hassas hale gelebildiğini aktardı.
Klinik gözlemlerine de değinen Eskici, bu tür sonuçlarla karşılaştıklarını dile getirdi.

Öfke Kontrolü İçin Pratik Öneriler
Ramazan ayının sabır ve nefis sürecini geliştirmeye yönelik bir dönem olduğunu vurgulayan Eskici, oruç tutan bireylere bazı önerilerde bulunduklarını söyledi.
Buna göre, önemli ve büyük kararların Ramazan ayında alınmaması gerektiğini belirten Eskici, özellikle iftara yakın saatlerde kan şekeri düşeceği için tartışma yaratabilecek konuların ertelenmesini önerdi.
Ramazan ayında bireylerin üzerinde “sabırlı olmalısın, daha iyi olmalısın” şeklinde bir baskı oluşabildiğini de ifade eden Eskici, bu durumun yoğun suçluluk duygusuna yol açabildiğini kaydetti. Kişilerin kendilerini iyi hissetmedikleri anlarda konuşmaları iftar sonrasına bırakmalarının daha sağlıklı olacağını dile getirdi.
Eskici’ye göre Ramazan ayı yalnızca öfkeyi bastırmayı öğrenilen bir dönem değil; aynı zamanda öfkeyi yönetme ve sağlıklı şekilde yürütme fırsatı olarak da görülmeli.





