Eğitim Sen, Öğrenci Veli Derneği, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği ve Eğitim Derneği paydaşlarının yer aldığı Eskişehir Bilimsel ve Kamusal Eğitim Platformu adına konuşan Özkan Demirkol, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı etkinlikleri konulu talimatına tepki gösterdi.
Demirkol, 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanarak 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu yazının anayasanın laiklik ilkesine ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırı olduğunu ifade etti. Söz konusu etkinliklerin dayandırıldığı 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile ilgili Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nde müfredatta yer almayan dini içerikli faaliyetlere izin verilmediğini belirten Demirkol, yönetmelik eki çizelgelerde bu tür bir etkinlik başlığının bulunmadığını söyledi.
“Dinselleştirme Politikalarının Yeni Halkası”
Platform adına yapılan açıklamada, Ramazan ayı etkinliklerine ilişkin yazının eğitim alanında uzun süredir adım adım derinleştirildiği öne sürülen dinselleştirme politikalarının yeni bir halkası olduğu dile getirildi.
Demirkol, kamusal, bilimsel ve laik eğitim ilkesinin görmezden gelindiğini savunarak, düzenlemelerin pedagojik ihtiyaçlardan çok siyasal ve ideolojik yönelimlere göre biçimlendirildiğini ifade etti.
Dini değerlerin toplumun kültürel mirasının bir parçası olduğu belirtilirken, bunların siyasal amaçlarla araçsallaştırılmasının “açık bir din sömürüsü” olduğu kaydedildi. Çocukların inanç dünyası üzerinden siyasal meşruiyet üretilmeye çalışılmasının pedagojik ve etik açıdan sakıncalı olduğu vurgulandı. Eğitim kurumlarının herhangi bir siyasi anlayışın ideolojik kadro yetiştirme alanı haline getirilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada, okulların farklı inanç ve yaşam tarzlarından gelen öğrencilerin eşit yurttaşlar olarak bir arada bulunduğu alanlar olduğu belirtilerek, dini referanslı etkinliklerin kurumsal düzeyde teşvik edilmesinin öğrenciler ve veliler üzerinde örtük baskı yaratabileceği savunuldu. Bunun çocukların üstün yararı ve eğitim hakkı ile bağdaşmadığı, anayasal ve yasal açıdan da ciddi aykırılıklar barındırdığı öne sürüldü.
“Fişleme mi Yapılmak İsteniyor?”
Demirkol, etkinliklerin gönüllülük esasına göre yapılacağının belirtilmesine rağmen öğretmenlerden “etkinlik katılım çizelgesi” tutulmasının istenmesini ve ailelerden çocuklarla birlikte dua ve ibadet anlarına ilişkin fotoğraf talep edilmesini eleştirdi. Bu uygulamaların eğitim hakkı ve kişisel özgürlükler açısından sakıncalı olduğu ifade edildi.
Eğitim kurumlarının öğrencilerin inançlarını belgelemek ya da ailelerin ibadet pratiğini kayıt altına almakla görevli olmadığını belirten Demirkol, bu tür taleplerin pedagojik olmadığı gibi hukuki açıdan da ciddi sorunlar barındırdığını söyledi.
Açıklamada ayrıca, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilkokullara gönderilen yazıyla her okuldan özellikle birinci sınıflardan 20 öğrencinin katılımının zorunlu tutulmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. “Her okuldan 20 öğrenci” yaklaşımının pedagojik değil idari ve sayısal bir hedefe dayandığı savunuldu.
Birinci sınıf düzeyindeki çocukların, velilerinin inanç tercihleri ve pedagojik hassasiyetleri gözetilmeksizin merkezi bir organizasyona yönlendirilmesinin kamusal eğitimin tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğu kaydedildi. Okulların dini içerikli organizasyonlar için kontenjan doldurma mekanizması olmadığı vurgulandı.
Platformu oluşturan dernek ve sendikalar adına yapılan açıklamada, karşı çıkılanın inanç olmadığı; inancın siyasal sadakat üretme aracına dönüştürülmesi olduğu belirtildi. Laik eğitimi savunmanın “din düşmanlığı” olarak yaftalanmasının dini siyasal tartışmalarda kalkan olarak kullanmak anlamına geldiği ifade edildi.
Açıklama, “Laikliğin inanç özgürlüğünün teminatı olduğu” vurgusuyla sona erdi. Platform temsilcileri, kamusal eğitimin herhangi bir sendikanın ya da siyasi anlayışın arka bahçesi haline getirilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.