Özel bir hastanede görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, hastanede uygulanan triküspit kapak yetersizliğinde girişimsel tedavi yöntemi hakkında bilgi verdi.
Doç. Dr. Hakan Göçer, triküspit kapak yetersizliğinin kalbin sağ tarafındaki kapağın tam olarak kapanamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirtti. Bu durumun zamanla nefes darlığı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi şikâyetlere yol açabildiğini ifade eden Göçer, hastalığın yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini dile getirdi.
Uygun hastalarda uygulanan girişimsel triküspit kapak onarım yönteminin, açık kalp cerrahisine alternatif bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebildiğini aktaran Göçer, özellikle cerrahi riski yüksek hastalarda bu yöntemin öne çıktığını belirtti. Göçer, doğrudan ifadelerinde, “Özellikle cerrahi riski yüksek olan hastalarda, multidisipliner kalp ekibi tarafından yapılan değerlendirme sonrasında işlem planlanabilmektedir. Hastalar; kardiyoloji muayenesi, ekokardiyografi, kan testleri ve gerekli görülen ileri görüntüleme yöntemleri ile ayrıntılı olarak değerlendirilir. İşleme uygunluk kararı, deneyimli kalp ekibi tarafından verilir” dedi.
İşlem nasıl uygulanıyor?
İşlemin uygulanışına ilişkin bilgi veren Göçer, yöntemin genellikle genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirtti. Kasık toplardamarından ilerletilen kateter yardımıyla kalbe ulaşıldığını aktaran Göçer, yemek borusundan yapılan ileri ekokardiyografi ve anjiyografik görüntüleme eşliğinde işlem yapıldığını ifade etti. Göçer, doğrudan açıklamasında, “Kapak yaprakçıkları özel bir klips sistemi ile yaklaştırılarak kapak kaçağının azaltılması hedeflenir. Bu yöntemde göğüs kafesi açılmaz ve kalp durdurulmaz” diye konuştu.
Tedavi sonrası süreç ve kazanımlar
Tedavi sonrasında hastalarda çeşitli olumlu gelişmeler gözlenebildiğini belirten Göçer’in değerlendirmelerine göre, uygun hastalarda nefes darlığında azalma, günlük yaşam aktivitelerinde rahatlama ve bacaklarda ödemin gerilemesi mümkün olabiliyor. Aynı zamanda hastaneye yatış ihtiyacında azalma ve yaşam kalitesinde artış da sağlanabildiği ifade edildi. Ancak bu sonuçların hastadan hastaya farklılık gösterebileceği vurgulandı.
İşlem sonrası sürece de değinen Göçer, hastaların hekim kontrolünde takip edildiğini belirtti. Taburculuk süresinin hastanın genel durumuna göre değişebildiğini ifade eden Göçer, düzenli kardiyoloji kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.