Malatya'da düzenlenen 12. Kitap Fuarı, Türkiye'nin güvenlik politikaları ve terörle mücadele vizyonunun tartışıldığı önemli bir panele ev sahipliği yaptı. Jeopolitik Önemi Bakımından Terörsüz Türkiye Vizyonu başlıklı oturumda, sürecin hukuki çerçevesi ve bölgesel iş birliği gereklilikleri masaya yatırıldı. Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Batar'ın moderatörlüğünde gerçekleşen panele, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Silah bırakma süreci yasal düzenlemelerin ön şartı
TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Türkiye'nin yarım asırdır terör nedeniyle yaşadığı kayıplara dikkat çekerek, kalıcı bir çözüm için atılacak adımların net olduğunu belirtti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bünyesinde yürütülen 21 toplantı ve 137 görüşme sonucunda hazırlanan rapora değinen Güler, silah bırakmanın bir tercih değil, yasal düzenlemeler için temel bir koşul olduğunu ifade etti. Güler, bu sürecin bir genel af olarak algılanmaması gerektiğini, kasten öldürme gibi ağır suçların kapsam dışı tutulduğunu ve örgütün silah bırakmasının güvenlik kurumları tarafından doğrulanmasının ardından yasal adımların atılabileceğini vurguladı.
15 Temmuz sonrası değişen güvenlik paradigması
AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr.
Abdurrahman Babacan ise Türkiye'nin güvenlik anlayışının 15 Temmuz 2016'dan sonra köklü bir değişime uğradığını belirtti. Babacan, terörle mücadelenin sadece sınır içi bir mesele olmadığını, Suriye, Irak, İran ve Doğu Akdeniz hattındaki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Terörün Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 140 ila 200 milyar dolar arasında tahmin edildiğini hatırlatan Babacan, bu yükün ortadan kaldırılmasının ülkenin kalkınma hedefleri için hayati olduğunu dile getirdi.
Bölgesel projelerle stratejik güçlenme
Türkiye'nin geleceğini inşa ederken bölgesel iş birliklerine odaklanması gerektiğini belirten Babacan, Irak Kalkınma Yolu Projesi ve Zengezur Koridoru gibi ulaşım ve enerji hatlarının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin savunma sanayisindeki atılımlarının ve ekonomik bağımsızlığının, bölgesel risklere karşı en büyük güvence olduğunu kaydeden Babacan, stratejik konumun doğru kullanılmasıyla Türkiye'nin hem bugünü hem de geleceği için daha güvenli bir zemin oluşturulacağını belirtti.