Osmanlı İmparatorluğu'nun "en uzun yüzyılı" olarak adlandırılan 19. yüzyılda, devleti çökmekten kurtarmak ve modern dünya düzenine entegre etmek amacıyla atılan en radikal adım Tanzimat Fermanı olmuştur. 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilen bu tarihi belge, sadece bir idari düzenleme değil, aynı zamanda padişahın kendi yetkilerini kanun gücüyle sınırladığı ilk resmi beyannamedir.
Tarih derslerinde ve genel kültür yarışmalarında sıkça karşımıza çıkan bu belgenin en bilinen diğer adı Gülhane Hatt-ı Hümayunudur.
Neden Gülhane Hatt-ı Hümayunu denir?
Fermanın bu isimle anılmasının iki temel sebebi vardır:
İlan edildiği mekan: Ferman, Topkapı Sarayı’nın Gülhane Bahçesi'nde (bugünkü Gülhane Parkı), halkın ve yabancı elçilerin huzurunda okunmuştur.
Belge türü: Osmanlı terminolojisinde "Hatt-ı Hümayun", padişahın bizzat elinden çıkmış ya da onun özel onayından geçmiş resmi yazışma veya emir anlamına gelir.
Literatürde ayrıca padişahın yüce emri anlamına gelen Gülhane Hatt-ı Şerifi veya hayırlı düzenlemeler manasına gelen Tanzimat-ı Hayriye isimlerine de rastlanır.
Fermanın mimarı ve tarihi tören
Tanzimat Fermanı, dönemin genç padişahı Sultan Abdülmecid'in onayıyla, Batı dünyasını yakından tanıyan tecrübeli devlet adamı ve Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanmıştır. Paşa, fermanı Gülhane'de yüksek bir kürsüden okuyarak tüm dünyaya Osmanlı Devleti'nin artık hukuk devleti olma yolunda bir dönemece girdiğini ilan etmiştir.
Tanzimat Fermanı’nın getirdiği köklü değişimler
Bu belge, Osmanlı tebaası (halkı) için adeta bir "haklar beyannamesi" niteliğindeydi:
Hukuk önünde eşitlik: Müslüman ve gayrimüslim ayrımı gözetmeksizin tüm halkın can, mal ve namus güvenliği devlet güvencesine alındı.
Adil vergilendirme: Herkesin gelirine göre vergi ödemesi ilkesi benimsenerek iltizam sistemi (vergi toplama yetkisinin açık artırmayla satılması) kaldırılmaya çalışıldı.
Askerlik düzeni: Askerlik bir "vatan borcu" haline getirilerek süreleri ve usulleri kanuna bağlandı.
Yargı güvencesi: Hiç kimse yargılanmadan ve suçu kanıtlanmadan cezalandırılamayacaktı.
Modern Türkiye'ye uzanan yol
Tanzimat Fermanı, Osmanlı monarşisini tamamen ortadan kaldırmasa da, "hukukun üstünlüğü" kavramını sisteme sokmuştur. Bu adım, 1856 Islahat Fermanı, 1876'daki ilk anayasa olan Kanun-i Esasi ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve demokratik hukuk sistemine giden uzun yolun ilk temel taşıdır.