İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 52. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı kapsamında bulunduğu Irak’ın başkenti Bağdat’ta yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yeniden normale dönmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Katar aracılığıyla ABD’ye 7 günlük bir plan ilettiklerini belirten Arakçi, gerekli şartların sağlanması halinde boğazın yeniden açılabileceğini ifade etti.
Arakçi, “Gerekli şartların sağlanması halinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğini ve deniz trafiğinin yedi gün içinde normale dönebileceğini bildirdik. Artık karar ABD’ye ait” dedi.
Arakçi’den İslam dünyasına birlik ve diyalog çağrısı
Konuşmasında İslam dünyasında birlik ve diyaloğun önemine dikkat çeken Arakçi, uluslararası hukukun seçici biçimde uygulanmasına tepki gösterdi. İslam İşbirliği Teşkilatının dayanışmayı güçlendirmek ve ortak çıkarları savunmak amacıyla kurulduğunu belirten Arakçi, diyalog kanallarının açık tutulmasının bir zayıflık değil, sorumluluk olduğunu söyledi.
İİT’nin kuruluş ilkelerinin Birleşmiş Milletler Şartı ile örtüştüğünü ifade eden Arakçi, devletlerin egemen eşitliği, toprak bütünlüğü, iç işlerine müdahale etmeme, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi ve güç kullanımından kaçınılması ilkelerinin tüm ülkeler için geçerli olması gerektiğini vurguladı.
Arakçi, bu ilkelerin seçici biçimde uygulanması halinde değerlerini kaybedeceğini belirterek, İran’ın egemenliğini ve meşru çıkarlarını savunmaya devam edeceğini kaydetti.
“Barış, yok etme tehditleri üzerine inşa edilemez”
İran’ın haklarını savunması ile barış arayışını sürdürmesi arasında çelişki bulunmadığını söyleyen Arakçi, savaşın yol açtığı yıkımın farkında olduklarını ve bu nedenle barışa önem verdiklerini ifade etti.
İran’ın ayrıcalık talep etmediğini, hak ve sorumlulukların herkese eşit uygulanmasını istediğini belirten Arakçi, “Bu mesele savaş meydanında çözülemez. Barış, yok etme tehditleri üzerine inşa edilemez” diye konuştu.
Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlardan ABD ve İsrail’i sorumlu tuttu
Hürmüz Boğazı’nın enerji sevkiyatı ve ticaret açısından birçok ülke için hayati önem taşıdığını belirten Arakçi, boğazın 28 Şubat’a kadar tamamen açık ve güvenli olduğunu savundu.
Arakçi, bu tarihten sonra deniz ulaşımında yaşanan güvenlik sorunları ve aksamaların ABD ile İsrail’in saldırılarının doğrudan sonucu olduğunu ileri sürdü. Bir ülkenin bombalanması, yok edilmekle tehdit edilmesi ve abluka altına alınmasıyla deniz ulaşımında güvenliğin yeniden sağlanamayacağını ifade etti.
“Deniz trafiği savaş öncesi seviyenin yüzde 60’ına ulaştı”
İran ile ABD arasında yürütülen diplomatik girişimlere de değinen Arakçi, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları ve Katar’ın desteğiyle iki ülkenin 17 Haziran’da İslamabad Mutabakatı’nı imzaladığını söyledi.
Mutabakatın 5’inci maddesi kapsamında İran’ın gemilerin güvenli geçişini kolaylaştıracak düzenlemeleri yapmayı taahhüt ettiğini belirten Arakçi, bu taahhüdün uygulanması için Umman ile teknik görüşmelere başlandığını aktardı.
Arakçi, iki hafta içerisinde deniz trafiğinin savaş öncesi seviyesinin yaklaşık yüzde 60’ına ulaştığını ancak ABD’nin tek taraflı adımları ve askeri saldırılarının mutabakatın uygulanmasını engellediğini öne sürdü. Anlaşmazlıkların çözümüne yönelik mekanizmaların da göz ardı edildiğini savundu.
“İran, diplomasi kapısını açık tutmaya devam ediyor”
İran’ın son iki yıldır iyi niyetle müzakere yürüttüğünü ancak her defasında askeri saldırılarla karşılaştığını ileri süren Arakçi, benzer saldırıların tekrarlanmayacağına ilişkin güvenilir garantiler olmadan yeniden müzakere masasına oturma konusunda endişeleri bulunduğunu dile getirdi.
Buna rağmen diplomasiye açık olduklarını belirten Arakçi, Katar aracılığıyla ABD’ye yedi günlük bir plan ilettiklerini yineledi. Gerekli şartların sağlanması halinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğini ve deniz trafiğinin bir hafta içinde normale dönebileceğini söyledi.
Yemen’de kalıcı çözüm için siyasi süreç vurgusu
Yemen’deki krize de değinen Arakçi, Yemen’in ve Suudi Arabistan’ın egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini ifade etti.
Yemen’de kalıcı çözümün tüm tarafların katılımıyla yürütülecek kapsamlı bir siyasi süreçten geçtiğini savunan Arakçi, askeri gerilimin artırılması, baskı ve tehdit yöntemlerinin kullanılması ya da Yemenli tarafların sürecin dışında bırakılmasıyla kalıcı barışın sağlanamayacağını belirtti.
İran’ın Arap Yarımadası’ndaki gelişmelerden endişe duyduğunu söyleyen Arakçi, tarafların daha önce üzerinde uzlaştığı barış yol haritası çerçevesinde diyaloğun kurulmasına destek vermeye hazır olduklarını kaydetti. Yemen halkının baskı, yaptırım ve abluka altında kalmadan insanca yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladı.
“Bölgesel güvenlik ortak çabayla sağlanmalı”
Bölgesel güvenliğin ülkelerin ortak çabasıyla sağlanması gerektiğini belirten Arakçi, hiçbir ülkenin başkalarının güvenliğini tehlikeye atarak kendisi için kalıcı güvenlik oluşturamayacağını söyledi.
Bölgedeki sorunların uzak ülkelerin güç mücadelelerine gerekçe yapılmadan, bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini ifade eden Arakçi, ülkelerin topraklarının, hava sahalarının ve altyapılarının komşu ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmaması çağrısında bulundu.
Arakçi, “Önümüzde iki seçenek var ya güvenliği birlikte sağlayacağız ya da güvensizliğin sonuçlarına birlikte katlanacağız” diyerek İran’ın komşu ülkelerle iş birliğine hazır olduğunu belirtti.
İran’dan baskı ve tehditlere karşı egemenlik mesajı
İran’ın baskı ve tehditler karşısında egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini yineleyen Arakçi, ülkesinin sindirme girişimlerini kabul etmeyeceğini söyledi.
Bununla birlikte karşılıklı saygı ve güvenilir garantiler temelinde diyaloğa hazır olduklarını ifade eden Arakçi, bölgesel sorunların çözümünde diplomatik yolların önemine dikkat çekti.