Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’nin başkenti Şam’da Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Konuşmasına mevkidaşı Şeybani’ye gösterilen misafirperverlik için teşekkür ederek başlayan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Türkiye-Suriye ilişkilerinin son iki yılda büyük ivme kazandığını belirten Fidan, yeni Suriye’nin kurulmasının ardından Aralık 2024’ten itibaren ülkenin yalnızca Türkiye ile değil, dünya ile ilişkilerinde de yeni bir başlangıç yapmak zorunda kaldığını söyledi. Fidan, eski Suriye’nin dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan ve sömüren bir rejim olduğunu belirterek, eski rejimin gitmesi ve yeni Suriye’nin gelmesinin bölgeye istikrar, ülkeye barış ve ekonomik kalkınma getirdiğini, terörle mücadeleyi de ilerlettiğini ifade etti.
“Suriye, Türkiye ile yapıcı iş birliği için büyük gayret göstermekte”
Bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki hükümetin çalışmalarına destek verdiğini belirten Fidan, Suriye hükümetinin uluslararası toplum, bölge ülkeleri ve Türkiye ile her alanda yapıcı iş birliği geliştirmek için büyük gayret gösterdiğini söyledi. İki ülke arasında ilerletilmesi gereken çok sayıda konu bulunduğunu ifade eden Fidan, bunların çözümü için sistemli bir çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı eş-Şara’nın dışişleri bakanlıklarına ortak planlama grubu kurmaları yönünde talimat verdiğini aktaran Fidan, iki ülke arasındaki tüm konuların hızlı ve profesyonel şekilde çözülmesi ve ilerletilmesinin hedeflendiğini söyledi. Fidan, ticari, lojistik, kültürel, siyasi ve ekonomik birçok başlığın bulunduğunu belirterek, bunların tek tek ele alınacağını ifade etti. Suriye’nin ekonomik olarak kalkındığını ve savaştan kaynaklanan yaralarını sarmaya başladığını dile getiren Fidan, bunun yalnızca Suriye halkı için değil, bölge açısından da önemli olduğunu söyledi.
“SDG’nin deklarasyonunu kıymetli buluyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Suriye’yi ziyaret edeceğini belirten Fidan, Suriye tarafının bu ziyareti uzun süredir arzu ettiğini ve gerekli şartların oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Ziyaret kapsamında yüksek planlama grubunun yapabileceği çalışmaların gözden geçirildiğini belirten Fidan, bunun iki ülke açısından önem taşıdığını kaydetti.
Suriye’deki olumlu gelişmelere de değinen Fidan, SDG’nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yaptığı deklarasyonu kıymetli bulduklarını söyledi. Bunun önemli bir adım ve Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir cevap olduğunu belirten Fidan, deklarasyonun sahada vakit geçirilmeden uygulamaya geçirilmesini beklediklerini ifade etti. Fidan, ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında birleşmesinin Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi açısından gerekli olduğunu vurguladı.
“Entegrasyon sürecinin en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz”
SDG’nin yanı sıra iç savaş döneminden kalan diğer silahlı grupların da milli ordu altında birleştiğini söyleyen Fidan, bunun ülkenin istikrarı, yatırım çekmesi, milli bünyesinin güçlenmesi ve vatandaşların kendilerini güvende hissetmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Fidan, entegrasyon sürecinin en iyi şekilde sonuçlanmasını beklediklerini ifade ederek, Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde, herhangi bir inancın veya etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri ve yaşamalarının önemine dikkat çekti.
Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşların kendilerini eskisinden daha güvende, özgür ve müreffeh hissetmelerinin amaçlanması gerektiğini belirten Fidan, Türkiye’nin perspektifinin de bu yönde olduğunu söyledi.
“Eski rejimden miras kalan engeller tek tek ortadan kalkıyor”
Suriye’de ekonomi başta olmak üzere birçok alanda gelişmeler yaşandığını belirten Fidan, ABD’nin Suriye’yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardığını ve böylece ülkenin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden birinin daha ortadan kalktığını söyledi. Bunun yatırımcılar, bankacılık ve finans açısından önemli olduğunu belirten Fidan, Suriye’nin nükleer dosyasının da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın gündeminden kapatıldığını ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte yapıcı katkı vermeye çalıştığını belirten Fidan, “Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta” dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın geniş bir iş insanı heyetiyle Şam ve Halep’i ziyaret ettiğini hatırlatan Fidan, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımların artırılmasının ve orta vadede ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
“Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanan bir Suriye var”
Enerji alanında önemli bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu belirten Fidan, bağlantısallık çalışmalarının da hızlandırıldığını ifade etti. Suriye’nin Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez’e, Irak üzerinden Doğu’ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa’ya bağlandığını belirten Fidan, bu bağlantıların demir yolları, kara yolları ve boru hatlarıyla pratikte hayata geçirilmesini arzu ettiklerini söyledi. Türkiye, Suudi Arabistan ve Suriye’nin üzerinde çalıştığı demir yolu güzergahının Körfez’i Avrupa’ya bağlayan önemli bir proje olduğunu belirten Fidan, bu konuda yoğun çalışma yürütüldüğünü kaydetti.
“İsrail’in politikaları olumlu gidişatın önündeki en ciddi engel”
Suriye’deki olumlu tablo içerisinde bir olumsuz gelişme bulunduğunu belirten Fidan, İsrail’in Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalarının olumlu gidişatın önündeki en ciddi engel olduğunu söyledi. Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırıyı bunun son örneklerinden biri olarak gösteren Fidan, Suriye’nin kendi topraklarında güvenliği sağlamasının, terörizmle mücadele etmesinin ve ulusal kapasitesini geliştirmesinin egemenlik hakkı olduğunu ifade etti.
İsrail’in saldırılarının uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye zarar verdiğini belirten Fidan, İsrail’in Suriye’nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek verdiğini söyledi.
“Yaşanan istikrarsızlıkta İsrail’in parmağının olduğunu biliyoruz”
Suriye’nin güneyindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Fidan, bölgede yaşanan istikrarsızlıkta İsrail’in rolü olduğunu bildiklerini söyledi. Dürzilerin Suriye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu ve geleceklerini Suriye’nin birlik ve bütünlüğü içerisinde gördüklerini ifade eden Fidan, geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritasının güvenliğin sağlanması, kamu hizmetlerinin yeniden oluşturulması ve toplumsal uzlaşı açısından gerekli zemini sunduğunu belirtti.
Üzerinde mutabık kalınan çerçevenin hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Fidan, İsrail’le güneyde kalıcı bir çözüm için de 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlemesinin tek gerçekçi çerçeve olduğunu ifade etti. Fidan, uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum beklediklerini söyledi.
“Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz”
Bugünkü görüşmede İsrail’in eylemlerine verilebilecek cevapları değerlendirdiklerini belirten Fidan, İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik uluslararası hukuka aykırı adımları karşısında, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kuruluşların daha etkin şekilde harekete geçirilmesini ele aldıklarını söyledi. Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ettiğini belirten Fidan, son dönemde elde edilen kazanımların bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.
Türkiye’nin hem ulusal kapasitesiyle hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde çabalarını sürdüreceğini belirten Fidan, “Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz” dedi.
“Yatırım talepleri gündemimizi oldukça meşgul etmekte”
İki ülke arasındaki yatırım konularının da görüşüldüğünü belirten Fidan, her iki ülkeden iş insanlarının karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilik konusunda yoğun talepleri bulunduğunu söyledi. Bu alanda finans, vize hareketliliği, iş ruhsatı, lisans, izin ve ortaklıklar gibi birçok konunun bulunduğunu belirten Fidan, mevcut talebe yetişecek altyapıyı hızlı şekilde oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.
Türkiye’de özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerin Suriye’ye yönelik ilgisinin kendileri açısından memnuniyet verici olduğunu belirten Fidan, bu ilgiyi daha da ileriye götürmeyi hedeflediklerini söyledi. Türkiye’de 10 yıldan, hatta 15 yıldan fazla kalmış Suriyelilerin bulunduğunu hatırlatan Fidan, bu kişilerin iki ülkenin dilini ve kültürünü bildiğini, bunun da iki ülke arasında iş, kültür ve sosyal ağların oluşmasına katkı sağladığını ifade etti.
“Türkçe konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını ilettiler”
Fidan, kamuoyuna yansıyan “Türkçenin seçmeli ders olarak müfredattan kaldırılması” iddialarına da değindi. Konuyla ilgili olarak, “Bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler” diyen Fidan, konunun Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani tarafından da aktarılabileceğini söyledi.
“Suriye çok fazla zaman kaybetti, bunu telafi etmemiz lazım”
Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkileri en iyi şekilde ilerletmek için çalıştıklarını belirten Fidan, iki ülke liderlerinin ortak planlama ve koordinasyon kurulu kurulması yönünde talimat verdiğini söyledi. Bürokrasinin süreci engelleyen değil, destekleyen ve hızlandıran bir güce dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Fidan, “Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım” dedi. Fidan, bu konunun kendi üzerlerindeki bir “ev ödevi” olduğunu dile getirdi.
“İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor”
Bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde İsrail’in negatif bir rol oynadığını belirten Fidan, İsrail’in yapıcı ve pozitif bir rol yerine yayılmacı, yok edici ve istikrarsızlaştırıcı bir politika izlemeyi tercih ettiğini söyledi. İsrail’in bölgede iki politikası bulunduğunu savunan Fidan, bunlardan ilkinin Filistin topraklarını işgal ederek ve Filistinlileri dışlayarak Filistin Devleti’nin kurulmasına izin vermemek, ikincisinin ise Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap-Müslüman ülkelerin güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı ve gelişmiş olmasına izin vermemek olduğunu söyledi.
Bu ülkelerdeki istikrarsızlığın devam etmesi için İsrail’in elinden geleni yaptığını belirten Fidan, bölge ülkelerinin kendi sınırları içerisinde kalması ve başka ülkelerin topraklarına göz dikmemesi halinde bölgede herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk ve barış bulunduğunu ifade etti. Fidan, “Ama İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor” dedi.
“Suriye’nin istikrarsızlaştırılması bütün bölgeyi etkileyecek”
İsrail’in bölgeyi tehdit ve düşmanlık dili, saldırganlık ve varlık-yokluk yaklaşımı üzerinden değerlendirdiğini belirten Fidan, uluslararası toplumun böyle bir anlayışla farklı bir iletişim dili geliştirmesi gerektiğini söyledi. Fidan, “Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye'yi değil, bütün bölgeyi etkileyecek. Hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar” ifadelerini kullandı.
Uluslararası toplum ve bölge ülkelerinin İsrail’i izlediği yanlış yoldan döndürmek için ellerinden gelen gayreti göstermeleri gerektiğini belirten Fidan, açıklamalarını bu çağrıyla tamamladı.