Otomotiv sektöründe bildiğimiz o klasik "mülkiyet" kavramı temelden sarsılıyor. Eskiden bayiye gidip parasını peşin ödediğiniz ve aracın ömrü boyunca size ait olan donanım paketleri artık tarih olmak üzere.

Silikon Vadisi'nin devleri, arabaları yollarda süzülen tekerlekli birer akıllı telefona çevirdikçe; Netflix veya Spotify'da alıştığımız o "kullandıkça öde" mantığı hızla direksiyon başına da sıçradı. Dijitalleşmenin getirdiği bu rüzgara sadece elektrikli araç üreticileri değil; Rivian, Lucid Motors, Ford ve General Motors gibi asırlık dev markalar da çoktan kapıldı bile.

Bu akımın tartışmasız başını çeken ve kuralları yeniden yazan Elon Musk'ın şirketi Tesla, gelir modelinin omurgasını tamamen bu "abonelik" sistemi üzerine kurmaya başladı.

Öyle ki, geçtiğimiz Şubat ayında şok bir kararla Tam Otonom Sürüş (FSD) paketi için uygulanan 15 bin dolarlık tek seferlik satın alma opsiyonu sessiz sedasız sistemden kaldırıldı. Artık direksiyonu araca emanet etmek isteyen bir Tesla sahibi, otomobile zaten devasa bir servet ödemiş olmasına rağmen, o sisteme erişmek için her ay tam 99 dolar (yaklaşık 3 bin 300 TL) abonelik ücreti bayılmak zorunda. Ödemeyi unuttuğunuz ay, aracınızın otonom özellikleri anında kilitleniyor.

İşin en can sıkıcı yanı ise bu abonelik tuzaklarının sadece "ekstra lüks" veya fütüristik özelliklerle sınırlı kalmaması.

Markalar, sürücüyü o aylık paketi satın almaya mecbur bırakmak için temel güvenlik donanımlarını bile acımasızca tırpanlıyor. Örneğin Tesla cephesinde Ocak ayında yapılan bir yazılım güncellemesiyle, standart hız sabitleyicinin içinde yer alan o hayati "şerit takip" özelliği araçlardan çıkarılıp ücretli abonelik paketine dahil edildi. Durum öyle trajikomik bir hal aldı ki, devasa ekranlı o teknoloji harikası araçlar, standart güvenlik donanımı baz alındığında sıradan bir Toyota Corolla'nın bile fersah fersah gerisinde kalmaya başladı.

Otomotiv şirketleri bu sistemi "İstediğin zaman aç, istemediğinde kapat, bu bir özgürlüktür" diyerek cilalayıp pazarlamaya çalışsa da, tüketici cephesinde tam bir infial var.

Yıllardır cebimizdeki plastik anahtarla ücretsiz olarak yaptığımız "aracı uzaktan çalıştırma" veya "klima açma" işleminin bile bazı markalarda mobil uygulama üzerinden aylık ücrete tabi tutulması, bardağı taşıran son damla oldu. Sektörün nabzını tutan prestijli araştırma şirketi JD Power'ın son verileri de bu haklı öfkeyi doğruluyor. Verilere göre sürücüler; zaten kasko, sigorta, yakıt ve bakım masraflarıyla boğuşurken, bir de satın aldıkları araçtaki koltuk ısıtması veya navigasyon için sürekli "haraç" öder gibi ek ücretlerle karşılaşmaktan son derece rahatsız.

Otomobilin artık "satın alınan bir mal" değil, "abone olunan bir hizmete" dönüştüğü bu acımasız yeni çağ, ikinci el piyasasını da derinden sarsacak. Yarın öbür gün bir araç alırken sadece kaportasına veya motoruna değil, "Aracın ısıtma aboneliği kapalı mı?" diye o dijital panellere de ekspertiz yaptırmak zorunda kalacağız. Eğer markaların bu dayatması global çapta yasal bir engele takılmazsa, çok yakında silecekleri çalıştırmak için bile ekrana kredi kartı şifresi girmemiz işten bile değil!

Yorumlar
Editör Hakkında