Eskiden sadece kira bedeli ve depozito miktarının yazıldığı o iki sayfalık standart kağıtlar artık tarih oldu. Bugün bir ev kiralamak istediğinizde karşınıza çıkan metinler, neredeyse bir anayasa kitapçığı kadar detaylı ve bir o kadar da sert. Mülk sahipleri, tahliye süreçlerini hızlandırmak ve mülk üzerindeki kontrolünü artırmak için kontratlara "pes" dedirten maddeler eklemeye başladı. Şaka değil; artık evinizde dambıl kaldırmanız veya balkona astığınız o çamaşır, bir sabah kendinizi kapı önünde bulmanıza neden olabilir.

Yeni nesil kira sözleşmelerinde en dikkat çeken maddelerin başında "kişi sayısı" sınırlaması geliyor. Ev sahipleri, kontratta adı geçmeyen kişilerin evde konaklamasını net bir tahliye gerekçesi olarak metne işliyor. Yani, memleketten gelen bir akrabanızın bir haftadan uzun kalması yasal bir risk haline gelebilir.

Finansal tarafta ise baskı daha da ağırlaşmış durumda. Kira ödemesinin bir gün bile gecikmesi halinde %5 gecikme faizi maddesi artık standart hale gelmeye başladı. Sadece kira da değil; aidat gecikmelerinde de benzer cezai şartlar kiracının önüne konuluyor. Birçok sözleşmede kiracının yaptığı zorunlu tamirat masraflarını mal sahibinden talep edemeyeceğine dair feragatnameler de göze çarpıyor.

Site yaşamına dair kurallar artık sadece apartman panolarında asılı kalmıyor; doğrudan kira hukukunun bir parçası oluyor. Balkona çamaşır asılması, dış cepheye anten takılması veya ev içinde komşuları rahatsız edebilecek spor aletlerinin kullanılması "sözleşmeye aykırılık" başlığı altında tahliye sebebi sayılıyor. Ev sahipleri, bu maddeleri imzalatarak olası bir anlaşmazlıkta "akdi ihlal" kozunu kullanmayı hedefliyor.

Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç, TGRT Haber’e yaptığı değerlendirmede konunun ciddiyetine dikkat çekti. Araç, kira kontratlarının artık basit birer belge olmaktan çıkıp özel hukuk sözleşmelerine dönüştüğünü vurguluyor. Uzman isme göre; taraflar imza attığı anda o maddeler, Borçlar Kanunu’na aykırı olmadığı sürece hukuken geçerli sayılıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında