Başkentin sanayi sitelerinden o devasa oto galerilerine kadar bugünlerde herkesin dilinde aynı sancılı soru var: "Arabamı şimdi mi satmalıyım, yoksa beklesem daha mı iyi?" Piyasada dönen dedikodular bir yana, Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM) hazırladığı mart ayı raporu, duruma adeta tokat gibi bir yanıt veriyor.

Rakamlara ilk bakışta her şey normal görünüyor; ikinci el otomobil piyasasında ortalama fiyatlar 1 milyon 160 bin TL seviyesinde demirlemiş durumda. Cari fiyatlarda geçen yıla kıyasla yüzde 22'lik bir artış var. Ancak enflasyon canavarını denkleme kattığınızda, o şişkin araç fiyatlarının aslında sessiz sedasız erimeye devam ettiği ortaya çıkıyor.

Mart ayı verilerindeki o kafa karıştırıcı tezatlık tam olarak burada başlıyor. Bir yanda havaların ısınmasıyla birlikte araba arayanların sayısında (talep endeksinde) yüzde 7,1'lik ciddi bir patlama yaşandı. Vitrinlerdeki satılık ilanlar çoğaldı. Fakat madalyonun diğer yüzü satıcıyı kara kara düşündürürken, alıcıyı umutlandırıyor.

Enflasyondan arındırılmış "reel" otomobil fiyatları, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre tam yüzde 6,7 oranında çakıldı. Bir önceki aya göre bile yüzde 1,9'luk bir kayıp söz konusu. Yani cebinizdeki paranın alım gücü karşısında, o çok beğendiğiniz aracın gerçek değeri aslında aydan aya düşüyor. İlanların yayında kalma süresinin 22 güne kadar uzaması da, satıcıların o "Benim malım altın, istediğim fiyata satarım" inadının yavaş yavaş kırılmaya başladığının en net göstergesi.

Fiyat skalasının detaylarına inildiğinde makas iyice açılıyor. Ortalama bir otomobilin fiyatı C sınıfında 1 milyon 20 bin liraya, lüks sayılabilecek E sınıfında ise 2.5 milyon liraya kadar uzanıyor. Yıllık fiyat değişiminde yüzde 25,2 ile en çok C sınıfı araçlar değer kazandı.

Ancak sokaktaki asıl hareketlilik, bütçesi kısıtlı olanların sığındığı B sınıfında yaşanıyor. Özellikle yedek parçası kolay bulunan, sanayide ustasını yormayan 2007-2010 model bandındaki o emektar hatchback'ler (Fiesta, Polo gibi) hala al-satçıların ve dar gelirlinin en çok mesai harcadığı araçlar konumunda. Bu segmentteki ortalama fiyatın 759 bin lira civarında tutunması ve yüzde 24,1'lik görece daha düşük bir yıllık artış sergilemesi, alt gelir grubunun bu araçlara olan o sarsılmaz ilgisini canlı tutmaya devam ediyor.

Elektrikli araç furyası otomotiv dünyasını sarsmaya devam etse de, ikinci el alıcısı hala oldukça muhafazakar davranıyor. Hibrit araçlar yüzde 21,4'lük fiyat artışıyla şampiyonluğu göğüslerken, elektrikli araçlardaki değer artışı yüzde 10,4'te kalarak pazarın en zayıf halkası oldu.

Benzinli araçlar ortalama 1.4 milyon, dizeller ise 1.1 milyon lira civarında el değiştiriyor. LPG'li araçların ortalama 604 bin liralık etiketiyle pazarın en erişilebilir seçeneği olması ise, artan akaryakıt maliyetlerinden kaçan sürücülerin rotasını çok net bir şekilde belli ediyor.

Piyasadaki bu "reel erime" süreci, önümüzdeki yaza kadar alıcılar için oldukça kritik bir fırsat penceresi sunuyor. Satıcılar içinse o eski, astronomik kâr döneminin resmen kapandığını, aracın gerçek piyasa değerini yazmayanların ilan sayfalarında aylarca beklemeye mahkum olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yorumlar
Editör Hakkında