Ulaşım artık sadece bir noktadan diğerine gitmek değil; engelleri fiziksel ve dijital dünyadan tamamen silmek demek. 10 Mayıs 2026 itibarıyla başlayan Dünya Engelliler Haftası, Türkiye’nin ulaşım ağındaki dönüşümü bir kez daha tescilledi. Bakan Abdulkadir Uraloğlu'nun paylaştığı veriler, sosyal devlet anlayışının raylardan bulut teknolojilerine kadar nasıl bir ağ ördüğünü kanıtlıyor. "Önce insan" diyerek yola çıkan projeler, bugün milyonlarca vatandaşın hayatını kolaylaştıran dev bir mobilizasyona dönüştü.

Demir yolları, engelli vatandaşların sosyal hayata karışmasında en güçlü damar haline geldi. 2017 yılından bu yana uygulanan ücretsiz seyahat politikası, ana hat trenleri ve Yüksek Hızlı Tren (YHT) ağında tam 9 milyon engelli yolcuyu ağırladı. Bu sadece bir rakam değil; milyonlarca kişinin sevdiklerine, işine veya tatiline hiçbir mali engel olmadan kavuşması demek.

Kara yolunda da tablo pek farklı değil. Şehirler arası otobüs seyahatlerinde uygulanan yüzde 40'lık indirim avantajı, 2025 yılında yaklaşık 1 milyon 800 bin vatandaşı kapsadı. 2026’nın henüz ilk dört ayında ise 356 binden fazla yolcu, biletini bu indirimle cebini yakmadan aldı.

Peki, trene binmek sadece biletle mi bitiyor? Hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler için 2019’da kurulan Turuncu Masa, bugün 27 farklı YHT garında adeta birer "refakat ordusu" gibi çalışıyor. Bugüne kadar 88 bine yakın yolcu, gardan alınarak koltuklarına kadar görevliler eşliğinde yerleştirildi.

Havacılık tarafında ise "Engelsiz Havalimanı" unvanına sahip tesis sayısı 38’e yükseldi. Bu havalimanlarında, görme engelliler için hissedilebilir yüzeylerden, işitme engelliler için özel işaretleme sistemlerine kadar her detay incelikle işlendi. Denizlerimizde de durum farksız; artık yolcu gemilerinde rampa ve asansör sadece bir tercih değil, hukuki bir zorunluluk.

Yorumlar
Editör Hakkında