04 Eylül 2026, Cuma
Eskişehir Durum | Eskişehir Gündem | Ziraat Mühendisleri: Tarımda Başarı Tonajla Ölçülmez

Ziraat Mühendisleri: Tarımda Başarı Tonajla Ölçülmez

Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, 2026 tarım sezonunu değerlendirerek su, toprak, üretici geliri ve bitki sağlığına dikkat çekti.

Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, 2026 tarım sezonunu değerlendirerek su, toprak, üretici geliri ve bitki sağlığına dikkat çekti.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
MUHABİR: Elif Fıçıcı
Ziraat Mühendisleri: Tarımda Başarı Tonajla Ölçülmez

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, 2026 tarım sezonunu ziraat mühendislerinin bilimsel bakış açısıyla değerlendirdi. Şube binasında gerçekleştirilen basın açıklamasında Yönetim Kurulu Üyesi Yüksek Mühendis Gürol Kara ve Şube Başkanı Selma Güder açıklamalarda bulundu.

Gürol Kara, 2026 tarım sezonunun yalnızca üretim miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek; verimlilik, su kullanımı, toprakların korunması, üreticinin kazancı ve üretimin sürdürülebilirliğinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Kara, tarımın artık yalnızca üretim miktarını artırma meselesi olmadığını ifade ederek, su yönetimi, toprak verimliliği, iklim değişikliği, bitki sağlığı, girdi maliyetleri, teknoloji ve üreticinin gelirinin birlikte değerlendirilmesi gereken stratejik bir alan olduğunu vurguladı.

2026’da Bazı Ürünlerde Üretim Artışı Bekleniyor

2026 yılının ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine değinen Kara, buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpanın 9 milyon ton, ayçiçeğinin 2,3 milyon ton ve şeker pancarının yaklaşık 22 milyon ton olmasının beklendiğini aktardı. Mısır üretiminde ise 8 milyon tona gerileme öngörüldüğünü belirtti.

Üretim artışının tek başına yeterli olmadığını dile getiren Kara, asıl önemli konunun bu artışın üreticinin gelirine ne kadar yansıyacağı olduğunu söyledi. Tarımda başarının yalnızca tarladan elde edilen tonajla ölçülemeyeceğini belirten Kara, üreticinin ürünü hangi maliyetle ürettiğinin ve hasat sonunda ne kadar kazandığının da verim kadar önemli olduğunu kaydetti.

Eskişehir Tarımında Su ve Toprak Vurgusu

Eskişehir tarımında öncelikli konuların başında suyun geldiğini ifade eden Kara, “Hangi ürünü ne kadar ekelim?” sorusunun yanında, hangi ürünün nerede, ne kadar su kullanılarak ve hangi ekonomik değerle üretilmesi gerektiğinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

Eskişehir’in tarımsal yapısında buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve şeker pancarının önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Kara, son karşılaştırılabilir resmi il verilerinde işlenen tarım alanı üzerinden buğdayın yaklaşık yüzde 40, mısırın yüzde 10, şeker pancarı ve yağlık ayçiçeğinin ise yaklaşık yüzde 4-5’er seviyesinde paya sahip olduğunu söyledi.

Eskişehir’in yaklaşık 546 bin 200 hektarlık tarım arazisinin önemli bir bölümünü oluşturan bu 5 ürünün toplamının yaklaşık 337 bin hektar olduğunu belirten Kara, bunun toplam tarım arazisinin yaklaşık yüzde 61,7’sine karşılık geldiğini ifade etti. Kara, tarımsal planlama yapılırken bu ürünlerin su tüketimi, ekonomik getirisi ve iklim risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bitki Sağlığında Erken Müdahale Çağrısı

Kara, üretim planlamasının bir parçasının da bitki sağlığı olduğunu belirterek, Eskişehir’de yaygın olarak ekilen ürünlerde yapılan arazi kontrollerinde önemli hastalık ve zararlıların görüldüğünü aktardı.

Şeker pancarında Cercospora yaprak leke hastalığının uygun sıcaklık ve nem koşullarında ciddi risk oluşturabileceğini belirten Kara, mısırda ise Empoasca, yaprak piresi, yaprak kurtları ve 2 noktalı kırmızı örümcek gibi zararlılar açısından dikkatli arazi kontrolleri yapılması gerektiğini söyledi.

Buğdayda özellikle kök ve kök boğazı hastalıkları ile sarı pasın önemine dikkat çeken Kara, Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris gibi etmenlerin oluşturduğu hastalıkların verim ve kalite açısından ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

Ayçiçeğinde ise özellikle mildiyö başta olmak üzere hastalıkların ve yaprakla beslenen yeşil yaprak kurdu gibi zararlıların erken dönemde takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Hastalık veya zararlı ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine tarlaların düzenli kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Kara, bunun düzenli sörvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadeleyle mümkün olduğunu ifade etti. Bitki korumada yalnızca kullanılan ilacın değil, doğru ilaç, doğru zaman, doğru teşhis ve doğru uygulamanın önem taşıdığını vurguladı.

“Ziraat Mühendisi Tarımın Merkezinde Olmalı”

Selma Güder ise TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi olarak kamu, özel sektör, zirai ilaç ve tohum bayileri başta olmak üzere farklı alanlarda çalışan meslektaşlarının sosyal hakları, itibarı ve iş imkanlarının üst seviyede olması için mücadele ettiklerini söyledi.

Ziraat mühendisinin yalnızca teknik bir kişi olmadığını belirten Güder, mesleğin tarla bitkileri, bahçe bitkileri, tarım ekonomisi, peyzaj ve zootekni gibi pek çok alt bilim dalını barındırdığını ifade etti.

Tarımda teknolojinin de giderek daha fazla kullanıldığını belirten Güder; uydu sistemleri, drone uygulamaları ve teknolojik imkanların bulunduğunu, ancak bu verilerin okunması ve toprağın neminden başlayarak durumunun anlaşılmasının ziraat mühendislerinin uzmanlığıyla mümkün olduğunu söyledi. Güder, tarımın şekillenmesinde ziraat mühendislerinin ortak noktada yer alması gerektiğini vurguladı.

Tarım İçin “Ortak Akıl” Çağrısı

Gürol Kara ise tarımda çözümün ortak akılda olduğunu belirtti. Hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları, dijital takip sistemleri ve yapay zekanın hızla geliştiğini ifade eden Kara, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin tarladaki gerçek durumu okuyarak verileri doğru tarımsal kararlara dönüştürecek uzmanlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Herhangi bir siyasi ayrım yapılmadan bütün paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiğini belirten Kara; Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda çalışması gerektiğini ifade etti.

Kara, üreticinin tarlasındaki problemi anlatması, ziraat mühendisinin bilimsel çözümü ortaya koyması, üniversitenin araştırma desteği vermesi, kamunun doğru politikayı oluşturması ve özel sektörün teknoloji ile yenilikleri sahaya taşıması gerektiğini söyledi.

2026 yılında bazı temel ürünlerde üretim artışı beklentisini olumlu karşıladıklarını belirten Kara, gerçek başarının yalnızca üretim rakamlarının yükselmesi olmadığını vurguladı. Kara, üreticinin kazandığı, toprakların korunduğu, su kaynaklarının sürdürülebildiği, tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşabildiği ve gençlerin tarımda gelecek görebildiği bir tarımın başarılı sayılabileceğini ifade etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız