28 Ekim 2026, Çarşamba
Eskişehir Durum | Eskişehir Gündem | İYİ Parti'nin 9. Kuruluş Yıl Dönümü Eskişehir'de Kutlandı

İYİ Parti'nin 9. Kuruluş Yıl Dönümü Eskişehir'de Kutlandı

İYİ Parti’nin 9. kuruluş yıl dönümü Eskişehir’de kutlandı. Törende Cumhuriyet, ekonomi, adalet, güvenlik ve terörle mücadele sürecine ilişkin açıklamalar yapıldı.

İYİ Parti’nin 9. kuruluş yıl dönümü Eskişehir’de kutlandı. Törende Cumhuriyet, ekonomi, adalet, güvenlik ve terörle mücadele sürecine ilişkin açıklamalar yapıldı.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
MUHABİR: Sarp Demirhan
İYİ Parti'nin 9. Kuruluş Yıl Dönümü Eskişehir'de Kutlandı

İYİ Parti’nin kuruluşunun 9. yıl dönümü dolayısıyla Eskişehir’de kutlama etkinliği düzenlendi. Etkinliğe İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Melih Aydın, İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, partililer ve vatandaşlar katıldı. Konuşmalarda Cumhuriyet’in 103. yılı, partinin kuruluş süreci, ekonomi, adalet, güvenlik ve terörle mücadele süreci ele alındı.

SERDAR ULUCAN’DAN CUMHURİYET VE BİRLİK VURGUSU

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, konuşmasında Cumhuriyet’in 103. yılı ile partisinin 9. kuruluş yıl dönümünü birlikte andıklarını belirterek her iki kuruluşun temelinde Türk milletinin kendi geleceğine karar verme iradesinin bulunduğunu söyledi.

Ulucan, Cumhuriyet’in yalnızca bir devletin adı olmadığını, bağımsızlık, millî egemenlik, adalet, eşit yurttaşlık ve Türk milletinin başı dik yaşama iradesini temsil ettiğini ifade etti. Cumhuriyet’i sevmenin yalnızca bayrak asmakla sınırlı olmadığını belirten Ulucan, vatandaşların geçim, eğitim, sağlık ve üretim sorunlarına çözüm bulmanın da bu anlayışın bir parçası olduğunu dile getirdi.

Cumhuriyet’in 103. yılında geçmişle övünmekle yetinilmemesi gerektiğini kaydeden Ulucan, büyük mirasın güncel sorunları çözerek geleceğe taşınmasının sorumluluk olduğunu söyledi.

İYİ Parti’nin dokuz yıl önce demokrasiye ve adalete yönelik müdahalelerin yaşandığını düşündükleri bir dönemde kurulduğunu belirten Ulucan, teşkilatların salon bulmakta ve imkânlara erişmekte zorlandıklarını ifade etti. Parti mensuplarının ailelerinden, işlerinden ve zamanlarından fedakârlık ederek seçim dönemlerinde her türlü hava koşulunda vatandaşlarla buluştuklarını anlattı.

Ulucan, zaman zaman yorulduklarını ve emeklerinin karşılığını hak ettikleri ölçüde alamadıklarını belirterek buna rağmen Türk milletine olan inançlarından vazgeçmediklerini söyledi. Partiye katıldıktan sonra kişisel siyasi geleceğini güvence altına almayı amaçladığını düşündükleri kişilerin tutumlarına da tanık olduklarını ifade eden Ulucan, tüm zorlukları aşarak bugünlere geldiklerini kaydetti.

“Biz bu yola makam, mevki ya da kişisel siyasi hesaplar için çıkmadık” diyen Ulucan, Türk milletinin hakkının yenilmemesi, Cumhuriyet değerlerinin aşındırılmaması ve çocukların korkuyla değil umutla büyümesi için mücadele ettiklerini dile getirdi.

Siyasetin yalnızca seçim kazanmaktan ibaret olmadığını belirten Ulucan, doğru bildiklerinin arkasında durmanın ve zor zamanlarda da mücadeleyi sürdürmenin önemine dikkat çekti. Geçmişte partiye katkı sunan ancak bugün çeşitli nedenlerle aralarında bulunmayan kişilerin emeklerini kıymetli gördüğünü ifade eden Ulucan, yeniden partiye dönmek isteyenlere de çağrıda bulundu.

Ulucan, “Derdi millet, vatan ve memleket olan; kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’e ve kurucu değerlerimize sahip çıkmak isteyen bütün gönüldaşlarımıza il ve ilçe teşkilatlarımızın kapıları sonuna kadar açıktır” dedi.

ESKİŞEHİR TEŞKİLATLARINA SAHADA ÇALIŞMA ÇAĞRISI

Eskişehir’in yalnızca görev yaptıkları bir şehir olmadığını belirten Ulucan, kentin Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Şeyh Edebali ve Hacı Bektaş Veli’nin insan sevgisini yaşatan, Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü Türkiye’ye gösteren bir şehir olduğunu söyledi.

Mihalıççık ilçesinin Sazak köyünde yetiştiğini hatırlatan Ulucan, memlekete hizmet etme sorumluluğunun önce vicdanda taşınması gerektiğini ifade etti. Eskişehir’in sorunlarını gündeme getirmenin, esnafı dinlemenin, üreticinin sesini duyurmanın ve gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlamanın teşkilat mensuplarının önemli görevleri arasında yer aldığını kaydetti.

Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun belirlediği siyasi istikamet doğrultusunda Cumhuriyet’e, millî egemenliğe, hukuka ve Türk milletinin birliğine sahip çıkacaklarını belirten Ulucan, liderlerine bağlılıklarını sahada çalışarak, teşkilatı büyüterek ve milletin güvenini kazanarak göstereceklerini söyledi.

Hedeflerinin yalnızca siyasi varlıklarını sürdürmek olmadığını ifade eden Ulucan, Türkiye’yi yönetmeye talip güçlü bir siyasi irade oluşturmak istediklerini dile getirdi. Hukukun herkes için eşit uygulanmasını, adaletin tesis edilmesini ve emeğin karşılığının verilmesini istediklerini belirten Ulucan, vatandaşların kimlik, inanç ve düşüncelerine bakılmaksızın huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye için mücadele ettiklerini söyledi.

Ulucan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bize ‘Dur.’ diyenlere çalışarak, ‘Olmaz.’ diyenlere başararak dün de cevap verdik, bugün de cevap vereceğiz. Yarın da Allah’ın izniyle sandıkta siyasi mücadelemizle gereken cevabı vereceğiz.”

İYİ Parti’nin inanç, cesaret ve haysiyetinin teslim alınamayacağını belirten Ulucan, partinin bir bina, tabela ya da makamdan ibaret olmadığını, Türk milletinin vicdanında karşılık bulan bir fikir olduğunu söyledi.

Cumhuriyet’in demokrasi, hukuk, bilim, eğitim ve üretimle güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ulucan; gençlere umutlu bir gelecek, kadınlara eşit ve güvenli bir yaşam, çiftçilere üretim imkânı, emeklilere huzur ve çalışanlara hak ettikleri değerin sağlanmasının önemini vurguladı.

Konuşmasının sonunda Eskişehir’in sorunlarını gündeme getirmeye, vatandaşların sesini her platformda duyurmaya ve üreticilerin, esnafın, emeklilerin, çalışanların ve gençlerin yanında durmaya devam edeceklerini belirten Ulucan, partiye katkı sunanlara teşekkür etti. Ulucan, başta Kurucu Genel Başkan Meral Akşener olmak üzere kuruculara, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’na, teşkilat mensuplarına ve partiyi destekleyen vatandaşlara şükranlarını sundu.

MELİH AYDIN’DAN TEŞKİLATLARA BİRLİK ÇAĞRISI

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Melih Aydın da konuşmasında Cumhuriyet’in 103. yılı ile İYİ Parti’nin 9. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Eskişehir’in Cumhuriyet değerlerini taşıyan şehirlerden biri olduğunu belirten Aydın, kentin Millî Mücadele dönemindeki önemine değindi.

Eskişehir’in bağımsızlık mücadelesiyle özgürlüğüne kavuştuğunu ifade eden Aydın, atalarından devraldıkları mücadele ruhunu bugün de yaşattıklarını söyledi. Partinin geleceğine ilişkin olumsuz değerlendirmeler yapıldığını belirten Aydın, her defasında yeniden bir araya geldiklerini, sayılarının arttığını ve Cumhuriyet değerleri için mücadeleye devam ettiklerini dile getirdi.

Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ve genel merkezin Eskişehir teşkilatlarına verdiği desteğe dikkat çeken Aydın, teşkilat mensuplarının varlığının partinin mücadelesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

“Çünkü sizler varsanız İYİ Parti var” diyen Aydın, teşkilatların güçlenmesinin genel merkezin mücadele azmini de artıracağını ifade etti. İYİ Parti’nin Cumhuriyet’in teminatı ve sigortası olduğunu savunan Aydın, Lozan Antlaşması’nı Cumhuriyet’in tapu senedi olarak nitelendirerek bu mirası koruyacak siyasi partinin İYİ Parti olduğunu söyledi.

Aydın, ülkeyi yönetme hedeflerine de değinerek Türk çocuklarının aç yatmadığı, anne ve babaların çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak konusunda endişe duymadığı günleri görmek istediklerini belirtti. Emeklilerin ve işçilerin sıkıntılarının sona ermesini, esnafın ve sanayicinin sorunlarına çözüm bulunmasını temenni etti.

“ARTIK KIRILMA DEĞİL, SARILMA ZAMANI”

Teşkilat mensuplarına birbirlerini kırmadan hareket etmeleri çağrısında bulunan Aydın, geçmişte partinin kendi içerisinde bazı kişilerden ayrılarak bir arınma süreci yaşadığını ifade etti.

Bir avuç insan olarak görülen teşkilatın kalabalık, kararlı ve aidiyet duygusu yüksek bir topluluk olduğunu gösterdiğini belirten Aydın, “Bu nedenle artık birbirimizi kırmayalım. Artık kırılma değil, sarılma zamanıdır” dedi.

Türkiye’nin seçim atmosferine girdiğini savunan Aydın, mevcut iktidarı değiştirmenin zamanının geldiğini düşündüklerini belirtti. Kadınlar, yaşlılar, gençler, yöneticiler ve bütün teşkilat mensuplarıyla birlikte önce Eskişehir, ardından Türkiye için mücadele etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Bugüne kadar kendisine ulaşan vatandaşlara ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Aydın, daha fazlasını yapabilmek için belirli yetki ve imkânlara ihtiyaç duyduklarını söyledi. Bu nedenle partinin ve Eskişehir teşkilatının büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

Aydın, konuşmasının sonunda teşkilat mensuplarına destekleri için teşekkür ederek bugüne kadar birlikte mücadele ettiklerini, bundan sonra daha iyisini yapabileceklerini göstereceklerini belirtti.

VOLKAN YILMAZ: “CUMHURİYETİMİZİN KURUMLARINI YENİDEN AYAĞA KALDIRACAĞIZ”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, Cumhuriyet’in 103. yılı ve partinin 9. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğe katılanlara teşekkür etti. Ankara’dan, Cumhuriyet’in başkentinden ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedî istirahatgâhından selam getirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşlarla buluştuklarını söyledi.

Yılmaz, gittikleri şehirlerde Türkiye’nin çaresiz olmadığını ve karşı karşıya bulunduğu sorunların çözülebileceğini anlatmaya devam edeceklerini ifade etti.

Cumhuriyet’in çiftçisine sahip çıkan, üreticisini destekleyen, fabrikalar kurarak üretimi geliştiren ve Anadolu’nun en uzak köylerine kadar okul açan bir yönetim anlayışını temsil ettiğini belirten Yılmaz, Cumhuriyet sayesinde eğitim imkânlarının genişlediğini ve insanların farklı mesleklerde görev alabilmesinin önünün açıldığını dile getirdi.

Cumhuriyet’in kolay kurulmadığını vurgulayan Yılmaz, bu nedenle Cumhuriyet’e sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Toplumun her kesiminin sorunları bulunduğunu ancak Cumhuriyet’in bu sorunların üstesinden gelebilecek güce sahip olduğuna inandıklarını belirtti.

Devletin köklü kurumları ve kurumsal birikimi bulunduğunu ifade eden Yılmaz, son 25 yılda bu kurumların yeterince çalıştırılmadığını düşündüklerini kaydetti.

“Ancak bundan dolayı umutsuzluğa kapılmayın. Cumhuriyetimizin kurumlarını yeniden ayağa kaldıracağız” diyen Yılmaz, esnaftan çiftçiye, öğretmenden kamu görevlilerine, işçilerden gençlere kadar toplumun bütün kesimlerinin önünü açmak için çalışacaklarını söyledi.

Türkiye’nin son 25 yılda birçok alanda durağan bir dönem geçirdiğini düşündüklerini belirten Yılmaz, Cumhuriyet değerleri üzerine yeterince yeni kazanım eklenmediğini ve kurumların güçlendirilmediğini savundu. Özellikle Anadolu köylerinde yetişen gençlere yeni fırsatlar sunulması gerektiğini dile getirdi.

GENÇLERE UMUT MESAJI VERDİ

Cumhuriyet’in geçmişte vatandaşların zor zamanlarında sorunlara çözüm ürettiğini belirten Yılmaz, bugün sıkıntı yaşayan gençlere seslenerek umutsuzluğa kapılmamaları gerektiğini söyledi.

Yılmaz, İYİ Parti olarak gençlere iş imkânları oluşturmak, yeni istihdam alanları açmak, devlet kurumlarını güçlendirmek ve çiftçilerin yeniden üretmesini sağlamak için çalışacaklarını ifade etti.

“Biz bunları geçmişte başardık, değerli Eskişehirliler. Yine başarabileceğimize inanıyoruz” diyen Yılmaz, Eskişehir’den devlet kurumlarını güçlendirmek ve vatandaşların geleceğe olan güvenini artırmak için çalışma sözü verdi.

Türkiye’nin coğrafi konumu ve stratejik önemi nedeniyle doğru yönetildiğinde aşamayacağı engel bulunmadığını savunan Yılmaz, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkanların yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Yılmaz, konuşmasını Cumhuriyet’e ve Atatürk’e bağlılık vurgusuyla tamamladı. “Biz kendimize başka bir kurucu aramıyoruz. Bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk yeter” ifadelerini kullanan Yılmaz, Cumhuriyet’in sonsuza kadar yaşaması temennisinde bulundu.

OSMAN ERTÜRK ÖZEL’DEN EKONOMİ VE ADALET ELEŞTİRİSİ

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, konuşmasında Türkiye’nin ekonomik durumunu, sağlık ve eğitim hizmetlerini, kamuoyunda gündeme gelen fon iddialarını, adalet sistemini, güvenlik sorunlarını ve terörle mücadele sürecini değerlendirdi.

Eskişehir’in Cumhuriyet, demokrasi ve milliyetçilik açısından özel bir yere sahip olduğunu belirten Özel, Türkiye’de önemli görülen birçok konunun ekonomik boyutunun bulunduğunu söyledi.

Sağlık hizmetlerine erişim üzerinden değerlendirmelerde bulunan Özel, anayasal güvenceye rağmen vatandaşların MR ve doktor randevusu almak için aylarca beklemek zorunda kalabildiğini, maddi imkânı olanların ise özel hastanelerden daha hızlı hizmet alabildiğini ifade etti.

Eğitim konusunda da benzer sorunlar yaşandığını savunan Özel, okullardaki güvenlik endişelerine ve çocukların karıştığı şiddet olaylarına dikkat çekti. Ailelerin çocuklarını güvenli bir ortamda okutabilmek için gelirlerinin önemli bir bölümünü özel okul ücretlerine ayırmak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

Türkiye’de yaklaşık 8-9 yıldır ekonomik sıkıntı yaşandığını belirten Özel, geçmişteki 1994 ve 2001-2002 krizlerinin bir veya iki yıllık dönemlerle ifade edildiğini hatırlattı. Uzun süredir devam eden ekonomik koşulların artık kalıcı bir sorun hâline geldiğini savundu.

Özel, 2023 yılına kadar hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın ekonomik kriz bulunduğunu kabul etmediğini öne sürerek faiz ve enflasyon politikalarını eleştirdi. Enflasyonun yüzde 100’e yaklaştığı dönemde faiz oranlarının yüzde 8 seviyelerine kadar indirildiğini, buna rağmen enflasyonun ve döviz fiyatlarının düşmediğini söyledi.

2023 yılında Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminin başına getirilmesiyle farklı bir programa geçildiğini belirten Özel, bu dönemdeki ekonomik verileri de değerlendirdi.

ENFLASYON, BORÇ VE ALIM GÜCÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Özel, 2023 yılından itibaren uygulanan ekonomi programının sonuçlarını anlatırken kullandığı rakamların TÜİK verileri olduğunu belirtti. Son üç yılda toplam yüzde 240 enflasyon yaşandığını öne süren Özel, Mayıs 2023’te 100 lira olarak bir kenara konulan paranın bugünkü alım gücünün yaklaşık 29 liraya gerilediğini söyledi.

Aynı dönemde kira bedellerinin yaklaşık yedi katına, enerji tüketimi için ödenen tutarların ise dört buçuk katına çıktığını ifade eden Özel, gerçek hayatta karşılaşılan artışların daha yüksek olduğunu düşündüklerini dile getirdi.

Kısa vadeli dış borç stokunun 248 milyar dolara ulaştığını belirten Özel, doların Türk lirası karşısında bir lira değer kazanmasının söz konusu borcun Türk lirası karşılığını 248 milyar lira artırdığını anlattı.

Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli bulunduğunu söyleyen Özel, her emekliye bir bayramda 15 bin lira ödenmesinin toplam maliyetinin yaklaşık 255 milyar lira olacağını belirtti. Böylece döviz kurundaki bir liralık değişimin borç karşılığında oluşturduğu farkın, emeklilere yapılacak böyle bir ödemenin maliyetine yaklaştığını ifade etti.

Ekonomik sorunlara yönelik çözüm önerilerinde kendilerine “Kaynak nerede?” diye sorulduğunu belirten Özel, kaynak meselesinin mevcut imkânların nasıl yönetildiği ve hangi alanlara öncelik verildiğiyle ilgili olduğunu söyledi.

Özel, karşılaştırma yaptığı ülkeler arasında Romanya’nın faiz oranlarının yüzde 6-7 seviyelerinde bulunduğunu ifade ederek Türkiye’deki ekonomik koşullardan çıkılması gerektiğini dile getirdi.

FON İDDİALARI VE YATIRIMCILARIN DURUMU

Özel, kamuoyunda tartışılan fonlarla ilgili iddiaları da gündeme getirdi. Yaklaşık 850 milyar lira, diğer bir ifadeyle 17 milyar dolar büyüklüğünde bir konudan söz edildiğini belirten Özel, bu tutarın 500 milyar liradan fazlasının borsa fonlarında, 300 milyar liradan fazlasının ise para piyasası fonlarında bulunduğunun ifade edildiğini söyledi. İddialara göre gerçek değerleriyle bağdaşmayan bazı menkul kıymetlere yatırım yapılarak fiyatlarının yükseltildiğini ve bu yükselişi gören vatandaşların paralarının da söz konusu fonlara yönlendirildiğini aktardı. Dönem dönem devlet yetkililerinin de borsanın güvenilir olduğunu belirterek vatandaşları yatırım yapmaya teşvik ettiğini ifade etti.

Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı’nın da bu alanda bir sorun bulunduğunu dile getirdiğini söyleyen Özel, gerekli müdahalelerin yapılmadığını düşündüklerini ve söz konusu büyüklüklerin artmaya devam ettiğinin iddia edildiğini kaydetti. Özel, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’nin Türkiye piyasalarındaki uygulamalara ilişkin uyarılarının ardından operasyonların başladığını ve sorumluların aranmaya çalışıldığını öne sürdü. Yaklaşık bir buçuk ila iki aydır konuşulan meselede yalnızca bir veya iki siyasetçinin adının gündeme geldiğini belirterek işlemlerin daha kapsamlı incelenmesi gerektiğini savundu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Merkezi Kayıt Kuruluşu gibi kurumların işlem kayıtları üzerinden alım ve satımların incelenebileceğini söyleyen Özel, yetkililerin kimlerin alım yaptığını, değer kaybından önce kimlerin satış gerçekleştirdiğini ve yatırımlarını yüksek oranlarda artıran kişileri tespit edebileceğini ifade etti. Özel, incelemelerin yapıldığını düşündüğünü ancak listelerde siyasi çevrelere yakın isimlerin bulunması nedeniyle meselenin üzerine yeterince gidilemediği kanaatinde olduğunu söyledi.

Fonlardaki mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla “tövbe hesabı” olarak adlandırdığı bir hesabın oluşturulduğuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, yüksek kazanç elde ettiği düşünülen kişilerin bu hesaba para yatırmasının beklendiğini ifade etti. Toplanacak paralarla mağduriyetlerin giderilmesinin planlandığını belirten Özel, borsa fonlarında bulunduğu belirtilen 500 milyar lirayı aşan tutarın gerçek değerinin daha düşük olduğunun iddia edildiğini söyledi.

Para piyasası fonlarında bulunan hesaplara öncelikle bir milyon liraya kadar ödeme yapılmasının gündeme geldiğini belirten Özel, 500 bini aşkın hesap sahibinden yaklaşık 300 bininin alacağının karşılanabileceğinin ifade edildiğini, kalan vatandaşların ise mağduriyet yaşayabileceğini düşündüğünü dile getirdi.

“TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ İKİ MESELESİ ADALET VE GÜVENLİK”

Konuşmasının devamında adalet sistemini değerlendiren Özel, vatandaşların hukuk karşısında eşit muamele görmediğine ilişkin bir kanaat oluştuğunu savundu. Sabahın erken saatlerinde gözaltına alınma ve hafta sonunu nezarette geçirme ihtimaline dikkat çeken Özel, bazı siyasi isimlerin ciddi iddialarla gündeme gelmelerine rağmen farklı muamele gördüklerini düşündüklerini söyledi.

Fatma Betül Sayan Kaya hakkında gündeme gelen 163 milyon liranın kaynağına ilişkin soruların yeterince açıklığa kavuşturulmadığını düşündüğünü belirten Özel, ayrıca 2 milyar lirayı aşan kazanç iddialarının ardından savcılığa giderek ifade verdiği ve gözaltına alınmadan ayrıldığı yönündeki haberleri gördüğünü ifade etti. Özel, bu örnek üzerinden hukuk uygulamasında eşitsizlik bulunduğunu düşündüğünü kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal niteliğinin hukuk devleti olduğunu hatırlatan Özel, Türkiye’nin giderek bir yargı devletine dönüştüğünü düşündüklerini söyledi. Adalet sarayları, teknik imkânlar, savcılar, hâkimler, akademisyenler ve avukatlar bulunduğunu belirten Özel, eksik olanın adalet olduğunu savundu.

Adaletin sağlanmaması durumunda toplumun devlete duyduğu güvenin zedeleneceğini ifade eden Özel, adalet ve güvenliğin toplumun en önemli iki meselesi olduğunu dile getirdi. Devletin vatandaşlara adil bir düzen ve güvenli yaşam sunması gerektiğini belirten Özel, insanların haklarını kendileri aramak zorunda kalmaması ve güvenliklerini kendi imkânlarıyla sağlamak durumunda olmaması gerektiğini söyledi. Çocuk yaştaki gençlerin suç örgütlerine çekilmesi ve küçük paralar karşılığında ağır suçlara karışması gibi olayların toplumun güvenlik ve adalet duygusuna zarar verdiğini ifade eden Özel, devletin vatandaşların güvenliğini sağlama sorumluluğuna dikkat çekti.

TERÖRLE MÜCADELE SÜRECİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER

Özel, konuşmasının devamında PKK ve Abdullah Öcalan ile ilgili yürütülen sürece değindi. Yaklaşık iki yıl önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşabileceğini ve umut hakkından yararlanabileceğini ifade ettiğini hatırlattı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu açıklamalara karşı çıktığını belirten Özel, Dervişoğlu’nun “Cesedimizi çiğnemeniz gerekir” sözleriyle tavrını ortaya koyduğunu söyledi.

Özel, daha sonra sürecin görüşülmesi için bir komisyon kurulduğunu ve Mecliste komisyona üye verme hakkı bulunan siyasi partilerden yalnızca İYİ Parti’nin temsilci göndermediğini belirtti. Komisyon raporunda İYİ Parti’nin adının doğrudan belirtilmeyerek “Komisyona üye vermeyen bir parti haricinde tüm partiler” ifadesinin kullanıldığını aktardı. Komisyona katılmaları yönünde kendilerine çağrılar yapıldığını belirten Özel, partilerinin bu süreci meşrulaştırmak istemedikleri için katılmama kararı aldığını ifade etti. Komisyon üyelerinden üçünün devlet imkânlarıyla İmralı’ya gönderildiğini, devlet helikopteri kullanılarak Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirildiğini ve istihbarat birimlerinin de süreçte görev aldığını söyleyen Özel, görüşmelere ilişkin bazı tutanakların daha sonra parça parça kamuoyuyla paylaşıldığını kaydetti.

Komisyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından “çerçeve yasa” olarak adlandırılan bir düzenlemenin gündeme geldiğini belirten Özel, terör örgütü tarafında ise “kök yasa” ifadesinin kullanıldığını söyledi. Özel, milletvekillerinin düzenlemenin içeriği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını öne sürerek Abdullah Öcalan’ın düzenlemeyi değerlendirebildiğine ilişkin aktarımları eleştirdi. Özel, Öcalan’ın “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” sözünün aktarıldığını ve sürecin Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğunu belirtti. Birinci Cumhuriyet ve ikinci Cumhuriyet gibi kavramların gündeme getirilmesini kabul edilemez bulduklarını dile getirdi.

DÜZENLEMENİN KAPSAMI VE SİLAH ENVANTERİ SORULARI

Özel, gündeme gelen düzenleme metninin kapsamına ilişkin değerlendirmelerinde örgütü kuranlar, yönetenler, örgüte üye olanlar, finansman sağlayanlar ve propaganda yapanlardan söz edildiğini belirtti. Bu kapsamın dışında kimlerin kalacağını sorgulayan Özel, düzenlemenin hangi suçları kapsadığının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi. Düzenlemede 1 Haziran 2005 tarihinden önceye ilişkin bir istisna bulunduğunu belirten Özel, bu tarihten önce hüküm giymiş olması nedeniyle Abdullah Öcalan’ın düzenlemeden yararlanamayacağı yönünde bir düşünce oluşturulmak istendiğini değerlendirdiklerini ifade etti. Söz konusu tarihin yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih olduğunu hatırlattı.

Kasten öldürme suçlarının kapsam dışında bırakıldığı yönündeki ifadeleri de değerlendiren Özel, terör eylemlerinde hangi kişilerin hangi öldürme eylemlerinden sorumlu tutulduğuna ilişkin eksiksiz bir listenin bulunup bulunmadığını sordu. Eylemlerde faillerin hayatını kaybedebildiğini veya sorumluların belirlenemediğini belirterek bu tespitlerin nasıl yapılacağının açıklanması gerektiğini savundu. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için terör örgütünün kendisini feshettiğini ilan etmesi ve bütün silahlarını teslim etmesi gerektiğinin söylendiğini aktaran Özel, örgütün elindeki bütün silahların envanterinin bulunup bulunmadığını sorguladı.

Silahların eksiksiz teslim edilip edilmediğinin nasıl belirleneceğine ilişkin sorularına karşılık tespitin bir kurul tarafından yapılacağının ifade edildiğini söyleyen Özel, kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve istihbarat birimlerinin üst düzey yöneticilerinin bulunacağının belirtildiğini kaydetti. Kurulun üyelerinin Cumhurbaşkanının yönetim sistemi içerisinde görevlendirilen kişilerden oluşacağını ifade eden Özel, bu yapının kararlarının ne ölçüde bağımsız olabileceğini sorguladı. Örgütün feshedildiğinin ve silahların tamamının teslim edildiğinin onaylanmasına ilişkin sürecin denetlenmesi gerektiğini savundu.

PJAK, PYD VE SDG ÜZERİNDEN SÜREÇ DEĞERLENDİRMESİ

Özel, silah bırakma sürecinin yalnızca Türkiye’yi kapsamadığının, İran’daki PJAK’ın, Suriye’deki PYD ve SDG yapılarının ve Kuzey Irak’taki PKK varlığının da sona ereceğinin ifade edildiğini hatırlattı. Ancak süreç içerisinde PJAK’ın yaptığı açıklamalarda bu gelişmelerin kendilerini bağlamadığının belirtildiğini söyleyen Özel, Suriye’de ise farklı bir tabloyla karşılaşıldığını savundu.

Türkiye’nin terör listelerinde bulunduğunu ifade ettiği Sipan Hemo isimli PKK mensubunun Suriye’de savunma bakan yardımcılığı görevine getirildiği yönündeki gelişmelere değinen Özel, PKK ile bağlantılı yapıların ortadan kalkmak yerine yeniden örgütlendiğini düşündüklerini söyledi. Bazı unsurların birlikler hâlinde varlığını sürdürdüğünü ve Suriye ordusunun yapısına dâhil edildiğini öne sürdü. Bir taraftan terör örgütünün silah bıraktığının söylendiğini, diğer taraftan aynı yapılarla bağlantılı kişilerin devlet yönetiminde görev aldığına ilişkin gelişmeler yaşandığını belirten Özel, bu durumu çelişki olarak değerlendirdi.

Özel, terör örgütü mensuplarının devlet yönetiminde üst düzey görevlere getirilmesi ve Ankara’da kırmızı halıyla karşılanması durumunda bunun terörle mücadelenin sona ermesi olarak nitelendirilemeyeceğini savundu. Konuşmasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen “Şaşarım senin aklı perişanına” sözünü hatırlatan Özel, yaşanan gelişmelere yönelik eleştirilerini dile getirdi.

KUTLAMA PASTASI KESİLDİ

Konuşmaların tamamlanmasının ardından İYİ Parti’nin kuruluşunun 9. yıl dönümü dolayısıyla pasta kesimi gerçekleştirildi. Etkinlik, partililerin kuruluş yıl dönümü kutlamasıyla sona erdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız