Eskişehir’de mahkûm yakınları, cezaevlerindeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi, infazda eşitlik ve adil düzenleme taleplerini dile getirmek amacıyla yürüyüş düzenledi. Doktorlar Caddesi girişinden cadde üzerinde bulunan bir alışveriş merkezine kadar yürüyen grup, burada basın açıklaması gerçekleştirdi. Mahkûm yakınları adına konuşan Necla Aydoğan, cezaevlerinde insan onuruna yakışır koşulların sağlanmasını ve infaz sisteminin eşit uygulanmasını istedi. Mahkûm annesi Gülcan Çetin ise beş yıldır cezaevinde bulunan evladı başta olmak üzere, cezaevlerindeki diğer mahkûmlar ve aileleri için Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulundu.
Necla Aydoğan: “Adalet herkes için eşit olmalıdır”
Mahkûm yakınları adına açıklama yapan Necla Aydoğan, cezaevlerinde bulunan kişilerin ve dışarıda yakınlarını bekleyen ailelerin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti. Ailelerin her gün telefon, ziyaret ve müjdeli haber umuduyla yaşadığını ifade eden Aydoğan, cezaevinde geçirilen sürenin yalnızca mahkûmları değil, geride kalan aileleri de etkilediğini belirtti.
Aydoğan, ailelerin evlatlarıyla aynı sofrayı paylaşmak, bayramları birlikte geçirmek ve geleceğe umutla bakmak istediğini dile getirerek şöyle konuştu:
“Bizler, kâğıt üzerinde kalan bir adalet değil, insanı yaşatan, eşit uygulanan, vicdanları rahatlatan adil bir infaz sistemi talep ediyoruz. Ayrıcalık ya da imtiyaz değil; adalet, eşitlik ve insan onuruna yakışır yaşam koşulları istiyoruz.”
Cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğan, kapasite aşımı nedeniyle mahkûmların yerde, tuvalet önlerinde veya mescitlerde uyumak zorunda kaldığına ilişkin ciddi mağduriyetlerin araştırılarak giderilmesini istedi.
Özgürlükten mahrum bırakılmanın insan onurundan, temel yaşam haklarından ve sağlıktan mahrum kalmak anlamına gelmediğini belirten Aydoğan, sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğunu ifade etti.
Aile ziyaretleri ve görüntülü görüşme talebi
Mahkûmların ailelerinden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerine gönderilmesi ve ailelerin yaşadığı ekonomik zorlukların ziyaretleri aksattığını dile getiren Aydoğan, aile bağlarının korunması gerektiğini söyledi.
Bir çocuğun babasını, bir annenin ise evladını görebilmesinin yüksek yol masrafları ve çeşitli engeller nedeniyle zorlaşmaması gerektiğini belirten Aydoğan, görüntülü görüşme hakkının bütün cezaevlerinde eşit şekilde uygulanmasını talep etti.
Aydoğan, Anayasa’nın 10’uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin uygulamada da karşılık bulması gerektiğini ifade ederek kişilerin bulundukları şehir veya ailelerinin ekonomik koşulları nedeniyle farklı haklara sahip olmaması gerektiğini vurguladı.
“İkinci şans insanların elinden alınmamalı”
İkinci kez tekerrür hükümlerine tabi olan ve infazı devam eden kişilerin de topluma kazandırılma umudundan mahrum bırakılmaması gerektiğini söyleyen Aydoğan, pişman olan ve değişmek isteyen kişilere yeniden fırsat verilmesini istedi.
Ceza adaletinin yalnızca cezalandırmadan ibaret olmadığını, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma amacını da taşıdığını belirten Aydoğan, taleplerinin genel bir af değil, insan onurunu ve toplum güvenliğini gözeten adil bir düzenleme olduğunu ifade etti.
Aydoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bizler, adaleti yok sayan bir af değil; insan onurunu, toplum güvenliğini ve yeniden kazandırma ilkesini gözeten adil ve dengeli bir düzenleme istiyoruz.”
Ailelerin yaşadığı ayrılık ve özleme de değinen Aydoğan, ertelenen çocukluklar ve evlat hasretiyle yaşlanan aileler için umut kapısının aralanmasını istedi.
Konuşmasını adalet ve eşitlik çağrısıyla tamamlayan Aydoğan, “Adalet sadece ceza vermek değildir. Adalet, insanı kaybetmemektir. Biz ayrıcalık değil eşitlik, imtiyaz değil insan onuruna yakışır yaşam koşulları istiyoruz. Herkesin bir şansı daha olmalı. Adalet herkes için eşit olmalıdır. Cezaevlerinde insan onuru korunmalıdır” dedi.
Mahkûm annesi Gülcan Çetin’den Cumhurbaşkanı’na çağrı
Basın açıklamasında söz alan Gülcan Çetin, beş yıldır cezaevinde bulunan evladının yanı sıra cezaevlerindeki diğer mahkûmlar ve aileleri için orada bulunduğunu söyledi.
Kendisini bir mahkûm annesi olarak tanımlayan Çetin, cezaevindeki yakınlarını bekleyen annelerin ve eşlerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Cumhurbaşkanı’na seslenen Çetin, ailelerin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini istedi.
Çetin, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ben bir mahkûm annesiyim. Evladım 5 yıldır cezaevinde. Ben evladım için değil, içerideki binlerce evlat için buradayım. Yüreği yanan, kül olan anneler ve eşler için buradayım.”
Türkiye’yi 25 yıldır aydınlattığını söylediği Cumhurbaşkanı’na seslenen Çetin, cezaevlerinde bulunan gençlerin ve ailelerinin yaşadığı sıkıntıların giderilmesini talep etti. Cumhurbaşkanı’nın merhametli bir lider olduğuna inandığını belirten Çetin, evladından ayrı kalmanın ve ailesindeki hastalık sürecinin kendisini zorladığını dile getirdi.
“Yaşlanan şu Türk toplumunda binlerce genci içeride çürütme”
Kendisinin de zor bir süreçten geçtiğini belirten Çetin, bir yandan cezaevindeki evladının hasretini çekerken diğer yandan amansız bir hastalıkla mücadele eden eşinin durumuyla uğraştığını söyledi.
Çetin, konuşmasında şu sözlerle çağrısını sürdürdü: “Allah, Muhammed aşkına, ben şu anda bir yanım evladımdan, bir yanım amansız bir hastalıkla mücadele eden eşimden dolayı kırık bir insanım, Cumhurbaşkanım.”
Bir Türk kadını olarak ülkeye emek verdiğini ve artık çaresiz kaldığını dile getiren Çetin, evlatlarını bekleyen kadınların ailelerini ayakta tutmak için büyük mücadele verdiğini söyledi. Cezaevindeki yakınlarının yokluğuna rağmen çocuklarını yetiştirmeye ve aile sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan kadınların yaşadığı zorluklara dikkat çekti.
Çetin, Cumhurbaşkanı’na yönelik çağrısında, “Yaşlanan şu Türk toplumunda binlerce genci içeride çürütme, ne olursun Cumhurbaşkanım” ifadelerini kullandı.
“Evlatlarımız bize sorulduğu zaman başımız öne eğiliyor”
Çetin, cezaevindeki yakınları nedeniyle ailelerin sosyal yaşamlarında da zorluklarla karşılaştığını belirterek evlatlarının durumunun sorulması karşısında yaşadıkları üzüntüyü dile getirdi.
Cumhurbaşkanı’na duydukları sevgiyi ve geçmişte kadınlara, yaşlılara ve gençlere verilen değere ilişkin düşüncelerini aktaran Çetin, ailelerin yeniden umutlanmasını istedi.
Konuşmasında barış ve bütünlük çağrısı da yapan Çetin, İslam ülkelerine yönelik düşmanlıklara karşı birlik olunması gerektiğini söyledi. İbadethanelere yönelik tutumlara ilişkin eleştirilerini de dile getiren Çetin, Cumhurbaşkanı’ndan bu konuda adım atmasını istedi.
Cezaevindeki yakınlarının aileleriyle telefon görüşmelerinde ilk olarak haber beklediklerini söyleyen Çetin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Evlatlarımız telefon ettiğinde ilk sorularını biliyor musunuz? ‘Haber var mı?’ Ne olursun Cumhurbaşkanım, o haberi bize ver, biz de onlara verelim. Allah rızası için Cumhurbaşkanım.”