11 Eylül 2026, Cuma
Eskişehir Durum | Eskişehir Gündem | Eğitim Sen’den yeni eğitim yılı öncesi sert eleştiri

Eğitim Sen’den yeni eğitim yılı öncesi sert eleştiri

Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, yeni eğitim yılı öncesi eğitimin sorunlarına dikkat çekerek çözüm çağrısı yaptı.

Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, yeni eğitim yılı öncesi eğitimin sorunlarına dikkat çekerek çözüm çağrısı yaptı.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
MUHABİR: Elif Fıçıcı
Eğitim Sen’den yeni eğitim yılı öncesi sert eleştiri

“Okullar çözümsüzlükle açılıyor”
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının Türkiye’de yıllardır biriken yapısal sorunlar ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde başladığını söyledi. Milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisinin okullara döndüğünü belirten Demirkol, velilerin ise eğitim yılı başlamadan artan eğitim harcamalarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Demirkol, eğitim sisteminin kamusal hizmetlerin tasfiyesi, eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi ile eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesi politikaları nedeniyle ağır bir kriz yaşadığını savundu.
Okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunlarının sürdüğünü belirten Demirkol, öğrencilerin okulda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeğe ve temiz içme suyuna dahi erişemediğini söyledi. Eğitim emekçilerinin ise yoksulluk sınırının altında kalan ücretler, güvencesiz istihdam, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun yarattığı hiyerarşi, norm kadro baskısı ve artan idari müdahaleler altında çalıştığını dile getirdi.
Demirkol, “Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor. Eğitimin, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek sorunları görmezden gelinemez” ifadelerini kullandı.
“Öğretmenin mesleki saygınlığı kıyafetle sağlanmaz”
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu 2026/70 sayılı Genelgeyi de eleştiren Demirkol, Bakanlığın eğitimin gerçek sorunlarından uzak olduğunu savundu.
MEB’in eğitimin kamusal, ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine önlük uygulaması, norm kadro baskısı, Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemeler ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” gibi uygulamalarla şekilci, denetimci ve ideolojik yaklaşımını sürdürdüğünü ifade etti.
Öğretmenlerin ihtiyacının önlük talimatı ya da kılık-kıyafet dayatması olmadığını belirten Demirkol, öğretmenin mesleki saygınlığının kıyafetle değil; emeği, mesleki özerkliği, insanca yaşayabileceği ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanacağını söyledi.
Demirkol, eğitim emekçilerini biçimsel kurallarla denetlemeye ve baskı altına almaya yönelik uygulamaları kabul etmediklerini belirtti.
Norm kadro ve alan değişikliği tepkisi
Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Millî Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmesinin eğitim emekçilerinin çalışma güvencesine müdahale olduğunu ifade eden Demirkol, plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari hataların sorumlusunun öğretmenler olmadığını söyledi.
Öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
“Bilimsel ve laik eğitim ilkeleri esas alınmalı”
Demirkol, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı verilen müfredatın 2026-2027 eğitim-öğretim yılında kademeli olarak uygulanmaya devam ettiğini belirtti.
Eğitim Sen olarak bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaşan, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yerine belirli değer ve ideolojik kalıpları merkeze alan bu anlayışı kabul etmediklerini ifade eden Demirkol, eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiğini söyledi.
“Eğitimin finansmanı ailelerin üzerine bırakılıyor”
MEB’in her eğitim-öğretim yılı başında olduğu gibi bu yıl da “kayıt parası alınmayacağını” ve velilere mali yük getirilmeyeceğini açıkladığını hatırlatan Demirkol, okullara ihtiyaçları oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmadığı sürece bu açıklamaların karşılık bulmayacağını savundu.
Kamu okullarının temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik, su ve diğer temel giderlerinin merkezi bütçeden karşılanmaması halinde okul yönetimlerinin velilerden “bağış” istemeye yöneldiğini belirten Demirkol, eğitimin finansmanının giderek ailelerin üzerine bırakıldığını ifade etti.
Bu tablonun parasız ve kamusal eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırdığını söyledi.
Velilerin eğitim yüküne dikkat çekildi
2026-2027 eğitim-öğretim yılının veliler açısından ağır bir ekonomik yükle başladığını belirten Demirkol, kırtasiye malzemeleri, okul çantası, kıyafet, ayakkabı, servis, beslenme ve yardımcı kaynaklar başta olmak üzere eğitim harcamalarındaki artışın özellikle düşük gelirli ailelerin bütçesini zorladığını söyledi.
Ailenin gelir düzeyinin çocuğun hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve nasıl bir eğitim alacağını belirler hale gelmesinin doğrudan eğitim hakkının ihlali olduğunu savunan Demirkol, “Çocukların eğitim hakkı ailelerinin gelir düzeyine bırakılamaz” dedi.
Ücretsiz yemek ve temiz su talebi
Ekonomik krizin en ağır sonuçlarından birinin çocukların beslenmesi üzerinden yaşandığını belirten Demirkol, çok sayıda öğrencinin yeterli ve dengeli beslenemeden okula gittiğini ve okul saatleri boyunca sağlıklı bir öğüne erişemediğini ifade etti.
Okulda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanmasının bir yardım değil, çocukların temel hakkı olduğunu söyleyen Demirkol, tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması gerektiğini belirtti.
Eğitim emekçileri için güvenceli çalışma talebi
Eğitim emekçilerinin de yoksulluk sınırının altında kalan maaşlar ve sürekli eriyen satın alma gücüyle yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Demirkol, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin kalıcı hale getirildiğini savundu.
Aynı işi yapan eğitim emekçilerinin farklı statü, ücret ve özlük haklarına mahkûm edildiğini belirten Demirkol, eğitim emekçilerinin ihtiyacının unvan yarışı değil; eşit işe eşit ücret, mesleki özerklik, güvenceli istihdam ve insanca yaşayabilecekleri ekonomik ve sosyal haklar olduğunu ifade etti.
Eğitim Sen taleplerini sıraladı
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak siyasi iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunan Demirkol, taleplerini şöyle sıraladı:
    •    Bütün eğitim emekçilerinin ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, insanca yaşam ve çalışma koşulları güvence altına alınmalı.
    •    Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmeli, eğitim emekçileri kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmeli.
    •    Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalı; temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için ihtiyaç duyulan personel kadrolu olarak istihdam edilmeli.
    •    Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile ücretsiz temiz içme suyu sağlanmalı.
    •    Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz sağlanmalı, ailelerin okul başlangıç masrafları kamusal olarak karşılanmalı.
    •    Kayıt parası, zorunlu bağış ve benzeri uygulamalara son verilmesinin koşulları yaratılmalı, kamu okullarının temel giderleri bütçeden karşılanmalı.
    •    Okul servis ve ulaşım giderleri kamusal olarak desteklenmeli, yardımcı eğitim materyalleri ücretsiz kamu kaynaklarıyla karşılanmalı.
    •    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başta olmak üzere bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çelişen müfredat uygulamalarına son verilmeli.
    •    Eğitim programları bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla düzenlenmeli.
    •    Öğretmenlerin mesleki özerkliğine yönelik önlük, kılık-kıyafet, resen görevlendirme ve irade dışı alan değişikliği gibi müdahalelere son verilmeli.
    •    Eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalı, eğitimin finansmanı velilerin omuzlarına bırakılmamalı.
Demirkol, Bakanlığın görevinin öğretmenlerin ne giyeceğini belirlemek, eğitim emekçileri üzerinde yeni denetim mekanizmaları kurmak ya da ideolojik müfredat dayatmalarını sürdürmek olmadığını söyledi.
MEB’in görevinin her çocuğun parasız, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde nitelikli eğitim hakkını güvence altına almak ve eğitim emekçilerine güvenceli ve insanca çalışma koşulları sağlamak olduğunu ifade eden Demirkol, Eğitim Sen’in yeni eğitim-öğretim yılında da öğrencilerin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadelesini sürdüreceğini belirtti.
Demirkol, sözlerini “Parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz” ifadeleriyle tamamladı.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız