Cilt sağlığının korunması, doğru alışkanlıkların günlük hayata yerleştirilmesiyle mümkün olurken; toplumda bu alana ilişkin pek çok yanlış inanış da erken tanı ve tedavinin önünde engel oluşturabiliyor. Cildiye Uzmanı Doç. Dr. Sinan Özçelik, cilt sağlığının korunmasından mevsimsel etkilere, toplumda doğru bilinen yanlışlardan erken tanının hayati önemine kadar pek çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Cilt Sağlığının Temeli Düzenli Alışkanlıklardan Geçiyor
Cilt sağlığını korumanın aslında basit ancak süreklilik gerektiren alışkanlıklara dayandığını ifade eden Doç. Dr. Sinan Özçelik, cildin temiz tutulmasının ilk adım olduğunu belirtti. Bu noktada katı sabunlardan ve aşırı yıkamadan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Özçelik, cilt tipine uygun temizleyici ve nemlendirici kullanımının önemine dikkat çekti. Güneşten korunmanın yalnızca yaz aylarıyla sınırlı olmadığını belirten Özçelik, yıl boyunca güneş koruyucu kullanımının cilt sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi. Yeterli su tüketimi, dengeli beslenme ve kaliteli uykunun da cilt sağlığını doğrudan etkilediğini dile getiren Özçelik, cildin vücudun genel durumunu yansıtan bir ayna olduğunu ifade etti.

Toplumda Doğru Bilinen Yanlışlar Tanıyı Geciktirebiliyor
Cilt hastalıklarıyla ilgili toplumda çok sayıda yanlış inanış bulunduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Özçelik, en sık karşılaşılan yanlışlardan birinin “doğal olan her şey zararsızdır” düşüncesi olduğunu söyledi. Bitkisel ya da doğal adı altında satılan pek çok ürünün ciltte tahriş ve alerjik reaksiyonlara yol açabildiğini vurgulayan Özçelik, bu ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı uyardı. Kortizonlu ilaçlara yönelik aşırı korkunun da bir diğer yaygın yanlış olduğuna dikkat çeken Özçelik, hekim kontrolünde kullanılan bu ilaçların güvenli ve etkili olduğunu, ancak kaçınılması durumunda hastalıkların karmaşık hale gelebileceğini ve tanı ile tedavinin gecikebileceğini ifade etti.
Cilt hastalıklarının tamamının iç organlardan kaynaklandığı yönündeki inanışın da bilimsel karşılığı olmadığını belirten Özçelik, mantar, sedef, akne ve sivilce gibi birçok hastalığın doğrudan deriyle ilişkili olduğunu söyledi. Derinin başlı başına bir organ olduğunu vurgulayan Özçelik, kendine özgü hastalıklarının bulunduğunu ifade etti. Özellikle cilt kanserlerinde yaygın olan “bıçak değerse yayılır” inanışının ise tanı gecikmesine neden olduğunu dile getiren Özçelik, biyopsinin hastalığı yaymadığını, aksine erken tanı ve tedavi imkânı sunduğunu kaydetti.
Erken Tanı Hayat Kurtarıcı Olabiliyor
Erken tanının cilt hastalıklarında hayati öneme sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Özçelik, özellikle cilt kanserleri, bazı enfeksiyonlar ve kronik iltihaplı cilt hastalıklarında erken teşhisin tedaviyi kolaylaştırdığını ve bazı durumlarda hayat kurtarıcı rol üstlendiğini söyledi. Bu nedenle bireylerin ciltlerindeki değişiklikleri önemsemesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, hızlı büyüyen benler, iyileşmeyen yaralar ve yaygın döküntülerde dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti.
Mevsim Değişikliklerinde Cilt Daha Hassas Hale Geliyor
Mevsim geçişlerinin cilt üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Sinan Özçelik, özellikle sonbahar ve kış aylarında havanın kurumasıyla birlikte cilt kuruluğu ve egzama şikayetlerinin arttığını söyledi. İlkbahar döneminde ise alerjik döküntülerin daha sık görülebildiğini belirten Özçelik, bu süreçlerde düzenli nemlendirici kullanımının büyük önem taşıdığını ifade etti. Ilık suyla duş alınması, banyo süresinin kısa tutulması ve banyo sonrasında nemlendirici uygulanmasının cilt sağlığını korumada etkili olacağını belirten Özçelik, ani hava değişimlerinde yeni ürünler kullanılırken daha dikkatli olunması gerektiğini sözlerine ekledi.
