Gelişen teknolojiyle birlikte siber saldırı yöntemleri de değişiyor. Daha önce saldırganların hedef belirleme ve saldırı hazırlığı için günler harcayabildiği süreç, yapay zekâ destekli araçlarla birlikte çok daha kısa sürede gerçekleştirilebiliyor. Siber Güvenlik Uzmanı ve Yazar Mehmet Ali Uysal, yapay zekâ destekli saldırı araçlarında asıl değişimin teknik gelişmeden ziyade hız artışı olduğunu belirtiyor.
Uysal, daha önce saldırganların hedef kişi veya kurumu belirledikten sonra uzun zaman harcayabildiğini, günümüzde ise özellikle Dark Web üzerinden erişilebilen ücretli yapay zekâ araçlarıyla bu sürecin çok daha kısa hale geldiğini ifade ediyor.
“Hedef Durumuna Düşmek Çok Daha Kısa Zaman Alıyor”

Uysal, yapay zekâ araçlarının saldırganların hedef belirleme süreçlerini hızlandırdığını belirterek, geçmişte saldırganların radarına girmediğini düşünen firmaların artık daha sık hedef haline gelebildiğini söylüyor. Saldırganların kurumların zafiyetlerini daha hızlı tespit edebildiğini aktaran Uysal, yapay zekâ destekli araçların siber saldırıların hazırlık aşamasındaki süreyi önemli ölçüde kısalttığına dikkat çekiyor.
OSINT Taramaları Yapay Zekâyla Hızlanıyor
Siber saldırıların teknik boyutunun yanında sosyal mühendislik tarafının da daha fazla öne çıktığını belirten Uysal, açık kaynak istihbaratı olarak bilinen OSINT çalışmalarının yapay zekâ araçlarıyla daha hızlı gerçekleştirilebildiğini ifade ediyor. Uysal’a göre saldırganlar, hedef aldıkları kurumun yöneticilerini ve yetkili personellerini daha kısa sürede belirleyebiliyor. Kurumun yönetim kültürü ve internet üzerinde bulunan bilgiler analiz edilerek daha inandırıcı saldırılar hazırlanabiliyor.
Deepfake İle Yöneticinin Sesi Taklit Edilebiliyor

Uysal, yapay zekâ destekli saldırılarda deepfake teknolojisinin de önemli bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Bir kurum yöneticisinin internet üzerinde bulunan ses kayıtlarından yararlanılarak, personele yöneticinin kendisi tarafından gönderilmiş izlenimi oluşturulan mesajlar hazırlanabildiğini anlatan Uysal, bu yöntemle çalışanların para transferi gibi kritik işlemleri gerçekleştirmelerinin sağlanabileceğini ifade ediyor.
Saldırganların yöneticinin sesini taklit ederek telefon üzerinden personele talimat verebildiğini belirten Uysal, bu yöntemin saldırının inandırıcılığını artırdığını söylüyor.
“Sadece Teknik Önlemler Yeterli Değil”

Uysal, yapay zekâ destekli saldırılara karşı yalnızca teknik güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını, personel farkındalığının da en üst seviyede tutulması gerektiğini vurguluyor. Özellikle kritik işlemlerde talimatların ikinci bir iletişim kanalı üzerinden doğrulanmasının önemine dikkat çeken Uysal, mail üzerinden gelen bir talimatın telefon, SMS veya başka bir iletişim kanalı üzerinden teyit edilmesi gerektiğini belirtiyor. Uysal, “Güvenlik bir proje değil, bir süreçtir” anlayışının kurum kültürünün bir parçası olması gerektiğini ifade ediyor.
“Güvenlik Bir Seçenek Değil, Zorunluluktur”
Siber güvenliğin sistem kurulduktan sonra ele alınmaması gerektiğini belirten Uysal, güvenliğin ilk aşamadan itibaren birinci öncelik olması gerektiğini söylüyor. Uysal, kurumların yalnızca bir saldırı yaşadıktan sonra önlem almaması gerektiğini, güvenlik açıklarının önceden tespit edilmesinin olası zararı en aza indirmek açısından önem taşıdığını ifade ediyor.
Sızma Testleriyle Güvenlik Açıkları Belirleniyor

Kurumların siber güvenlik seviyelerini değerlendirmek amacıyla sızma testlerinden yararlanabileceğini belirten Uysal, bu çalışmaların Black Box, Grey Box ve White Box olmak üzere farklı yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini aktarıyor. Bu testlerin ardından Red Team çalışmalarıyla kurumun gerçek bir saldırı karşısındaki refleksinin de ölçülebileceğini ifade eden Uysal, çalışanların sosyal mühendislik saldırıları karşısındaki davranışlarının da bu süreçte değerlendirilebildiğini belirtiyor.
“Yüzde 100 Güvenlik Yoktur”
Siber güvenlikte yüzde 100 güvenliğin mümkün olmadığını ifade eden Uysal, kurumların yeni teknolojilerle ortaya çıkan güvenlik açıklarını ve saldırı yöntemlerini sürekli takip etmesi gerektiğini söylüyor. Uysal, firmaların düzenli olarak güvenlik testleri yaptırması, personel farkındalığını artırması ve siber güvenliği kurum kültürünün bir parçası haline getirmesi gerektiğini belirtiyor. Yapay zekâ destekli saldırı araçlarının saldırganlara hız kazandırdığına dikkat çeken Uysal’a göre, kurumların da aynı hızla güvenlik önlemlerini güncellemesi gerekiyor.