Eğitim Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak yazılı sınav sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öğrencileri bilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirmeyi hedeflediğini belirten Akar, sınav sistemine yönelik düzenlemelerin daha kapsamlı istişarelerle hazırlanması gerektiğini söyledi.
Akar, ortak yazılı sınav uygulamasının eğitimde fırsat eşitliğine ve öğrenme eksikliklerinin belirlenmesine katkı sağlayabilecek yönleri bulunduğunu ifade ederken, hazırlık sürecinin hızlı yürütülmesini ve öğretmenlere ek iş yükü getirebilecek uygulamaları eleştirdi.
“Öğretmen Veri Girişi Memuruna Dönüşmemeli”
Dijitalleşmenin eğitimde öğretmenlerin işini kolaylaştırması ve öğrencilerin öğrenmesine katkı sağlaması gerektiğini vurgulayan Akar, sistemin sürekli veri girişi yapılan bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi. Bir öğretmenin 30 kişilik sınıflarda 10 ayrı sınıfa girmesi durumunda 300 öğrenciyle ilgilenebileceğine dikkat çeken Akar, değerlendirme süreçlerinin öğretmenlerin zamanını ve emeğini nasıl etkileyeceğinin hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Akar, “Öğretmen burada mesleki anlamda bir veri girişi memuru mu? Yoksa burada öğretmen bu işin merkezindeki bir kişi mi? Bunu görmeliyiz” ifadelerini kullandı. Eğitimde dijitalleşmenin başarısının sisteme girilen veri miktarıyla ölçülemeyeceğini belirten Akar, asıl ölçütün öğretmenin işinin ne kadar kolaylaştığı ve öğrencinin öğrenmesine ne ölçüde katkı sağlandığı olması gerektiğini kaydetti.
“Sistem Daha Geniş Kapsamda Değerlendirilmeliydi”
Ortak yazılı sınav sisteminin öğretmenlerin değerlendirme süreçlerini kolaylaştırma, öğrenme eksikliklerini belirleme ve özel okullarla devlet okulları arasındaki fırsat eşitliğini destekleme gibi olumlu yönleri olabileceğini belirten Akar, uygulamanın ayrıntılarının daha kapsamlı ele alınması gerektiğini ifade etti. Akar, ölçme ve değerlendirme yönetmeliği, yayımlanan yönergeler ve ortak yazılı sınav kılavuzunun hukuki açıdan birbiriyle uyumlu olması gerektiğini söyledi.
Mevcut uygulamada soruların altısının sistem üzerinden alınması, ikisinin ise öğretmenler tarafından hazırlanmasının öngörüldüğünü belirten Akar, soru hazırlama, doğruluk, değerlendirme ve puanlama süreçlerinin uygun bir takvimle planlanması gerektiğini dile getirdi.
“İstişaresiz Düzenlemelere İtiraz Ediyoruz”
Öğrencilerin bir sonraki eğitim kademesine geçişini etkileyebilecek sınav sistemlerinin aceleye getirilmemesi gerektiğini savunan Akar, sendikaların ve öğretmen meslek örgütlerinin sürece daha geniş kapsamda dahil edilmesini istedi. Akar, sistemin kısa sürede uygulamaya geçirilmesi yerine paydaşlarla değerlendirilerek daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Eğitimde yeniliklere karşı olmadıklarını vurgulayan Akar, “Biz eğitimde hiçbir zaman yeniliklere karşı değiliz. Ancak istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere ve yeterince test edilmemiş öğretmene iş yükü getiren uygulamalara itiraz ediyoruz” dedi.
Açık Uçlu Sorulara Dikkat Çekti
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hedeflenen ölçme yaklaşımının yalnızca çoktan seçmeli testlere dayanmaması gerektiğini ifade eden Akar, öğrencilerin öğrendiklerini analiz edebildiği ve kendi ifadeleriyle yazılı olarak aktarabildiği açık uçlu soruların önemine değindi. Bu yaklaşımın sağlıklı biçimde uygulanabilmesi için sınav sisteminin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamayı öğretmenler ve diğer paydaşlarla istişare ederek geliştirmesi gerektiğini söyledi.