Eskişehir’in lokal işletmelerinden birinde gelenekselliğini sürdüren Mihalıççık Çöreği’nin hikayesini işletme şefi Hilal Şahan aktardı. Çreğin isminin yazıldığı gibi ‘Mihalıççık’ değil ‘Malıç Çöreği’ olarak söylendiğini belirten Şef Şahan, Çöreğin yuvarlak boyutta sade bir ekmek olduğuna değinerek “Eskiden köylerde küçük fırında bu çörek pişirilirdi” dedi.
“Çöreği babaannemden öğrendim”
Nesilden nesile aktarılarak gelen Çöreğin kendisine nasıl aktarıldığına değinen Şef Şahan şu cümleleri kullandı: “Ben babaannemden öğrendim. Babaannem annesinden, o onun annesinden öğrenmiş. Bu şekilde geleneksel bir ürün haline geldi, nesilden nesile aktarıldı.”
Çöreğin bilinen geleneksel hamurlardan farklı olarak daha yumuşak bir hamurla yapıldığına değinen Şahan, pişirme noktalarında ise, daha sıcak bir fırında daha kısa sürede piştiğine vurgu yaptı. Bazlamayla farkına da değinerek “Bazlama düz sac üzerine çevrilerek yapılır. Çörek üstü kubbe bir fırında, dediğim gibi bu fırında, kabararak ve daha içi pişerek yapılır” cümlelerine yer verdi.

Şahan, çöreğin yapım aşamasında hamur mayasının tam gelmesinin ve hamuru açarken fazla bastırılmamasına değinerek dikkat edilmesi gereken aşamaları aktardı.
“Günün her öğünü yenilebilir”
Çöreğin çeşitlerine değinen Şahan günümüzde geliştirilmiş çeşitlerini kendilerinin ürettiklerini söyledi. Günün her öğünü yenilebileceğini söyleyerek “Öncelikle biz bunu normal ekmek olarak üretiyorduk ama zamanla geliştirdik. Eskiden patatesli, peynirli, kıymalı, soğanlı, haşhaşlı yapılırmış. Biz de onları devam ettirdik. Yenilikler katarak kavurmalısından, beş peynirlisine, pastırmalısından tutun birçok çeşidini üretmeye başladık. Günün her öğün tercih edilebilir. Kahvaltıda da yenilebilir, akşam yemeğinde de yenilebilir. Yani belli bir öğünü yok bunun için.
Son olarak Şef Hilal Şahan, geleneksel tat olan Çöreğin unutturulmaması için nesilden nesile aktarımının önemine değindi.