04 Kasım 2026, Çarşamba

"Beyaz Altın" Lületaşı'nda Usta Çırak Geleneği Yok Oluyor

Lületaşı ustası Seyfi Aktaş, taşın işlenme sürecini anlattı. Aktaş, gençlerin mesleğe ilgisizliğine dikkat çekerek ustalık geleneğinin tehlikede olduğunu söyledi.

"Beyaz Altın" Lületaşı'nda Usta Çırak Geleneği Yok Oluyor

Eskişehir’in simgelerinden biri olan ve halk arasında “beyaz altın” olarak da anılan lületaşı, ustaların elinde işlenerek sanat eserine dönüşüyor. Taşın büyüklüğüne ve işçiliğine göre bir saatten iki güne kadar değişen sürelerde tamamlanan ürünler, yurt dışında da ilgi görüyor. Lületaşı ustası Seyfi Aktaş, taşın işlenme sürecinden gerçek lületaşının nasıl ayırt edileceğine, mesleğin geleceğinden yeni neslin ilgisine kadar merak edilenleri anlattı.

LÜLETAŞI BİR SAATTE DE İKİ GÜNDE DE İŞLENİYOR

Lületaşının ham halinden sanat eserine dönüşme sürecinin taşın büyüklüğüne ve yapılacak işçiliğe göre değiştiğini belirten lületaşı ustası Seyfi Aktaş, bazı ürünlerin bir saat içerisinde tamamlandığını, bazılarının ise iki gün sürebildiğini söyledi.

İşlem süresinin belirli bir dakika veya saatle sınırlandırılamayacağını ifade eden Aktaş, bu sürenin tamamen taşın boyutuna bağlı olduğunu dile getirdi.

LÜLETAŞINA ÖZELLİKLE ÇİNLİLERDEN YOĞUN İLGİ

Eskişehir’in turizm kenti olmasıyla birlikte lületaşının vatandaşlar tarafından daha fazla tanınmaya başladığını belirten Aktaş, geçmişle kıyaslandığında ilginin devam ettiğini ancak yurt dışından daha fazla sahiplenme gördüklerini ifade etti.

Özellikle Çinlilerin lületaşına büyük rağbet gösterdiğini kaydeden Aktaş, taşın bilinen ismine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Lületaşının halk arasında “Avusturya taşı” olarak bilindiğini ancak gerçekte Avusturya taşı olmadığını belirten Aktaş, bu ismin geçmişte yaşanan ticari süreçten kaynaklandığını söyledi. Ham maddenin zamanında Avusturya’ya götürülerek burada işlendiğini ve dünya piyasasına sunulduğunu aktaran Aktaş, lületaşının asıl kaynağının ve dünyadaki tek yerinin Eskişehir olduğunu vurguladı.

Taşın belirli bölgelerdeki 9-10 köyü kapsayan alanlarda bulunan ocaklardan çıkarıldığını belirten Aktaş, ocakçılardan satın aldıkları ham taşları işleyerek dükkânlarında satışa sunduklarını ifade etti.

GERÇEK LÜLETAŞI NASIL AYIRT EDİLİR?

Lületaşının sahtesi ile gerçeğini ayırt etmenin bazı püf noktaları bulunduğunu belirten Aktaş, taşın işlenip kurutulduktan sonra zımparalandığını, ardından balmumunun içerisine atılarak eritildiğini anlattı. Bu işlemin taşın hafif sarımtırak bir renk almasını sağladığını ifade eden Aktaş, söz konusu rengin herkes tarafından kolaylıkla ayırt edilemediğini söyledi.

Gerçek lületaşının hafif olması ve hafif sarımtırak renge sahip bulunması gerektiğini belirten Aktaş, taşın çok beyaz ve ağır olması durumunda bunun lületaşı değil, alçı olduğunu dile getirdi.

LÜLETAŞI USTALIĞI YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Lületaşı ustalığının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Seyfi Aktaş, mesleğin giderek azalan bir zanaat haline geldiğine dikkat çekti. Günümüzde 40 yaşında bir usta bulmanın bile neredeyse imkânsız olduğunu belirten Aktaş, yeni neslin bu alana ilgi göstermediğini ve mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.

Zanaatin gelecek nesillere aktarılması için belediyeler tarafından kurslar düzenlenebileceğini dile getiren Aktaş, sertifikalı ustaların bu kurslarda eğitici olarak görev alabileceğini belirtti. Bu sayede lületaşı işlemeciliğinin yeni kuşaklara aktarılabileceğini kaydetti.

Ancak Aktaş’a göre lületaşı ustalığı yalnızca kurslarla öğrenilebilecek bir meslek değil. Sabır gerektiren bu zanaatin çocuk yaşlardan itibaren öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, taşı tanımanın, ustayı benimsemenin ve bıçak tutmayı öğrenmenin uzun bir zaman ve süreç gerektirdiğini ifade etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız