Gaziantep, Anadolu'nun köklü geçmişine ışık tutan dev bir bilimsel organizasyona kapılarını açtı. Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi'nde başlayan Uluslararası Hitit Araştırmaları Sempozyumu, MÖ 2.
binyıl ile 1. binyıl arasındaki süreçte Torosların güneyindeki Hitit varlığını ve bölgenin çok kültürlü yapısını mercek altına alıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü gibi önemli kurumların desteklediği etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen uzmanları bir araya getirerek bölgenin tarihsel derinliğini akademik bir platformda tartışmaya açıyor.
Yesemek Taş Ocağı için UNESCO hedefi
Sempozyumun açılışında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kentin arkeolojik mirasının korunması konusundaki kararlılıklarını vurguladı. Şahin, Yesemek Taş Ocağı'nın UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne alınması için yürütülen çalışmaları işaret ederek, bu hedefe kurumlar arası iş birliği ve ortak emekle ulaşacaklarını belirtti. Başkan Şahin, arkeolojik bulguların sadece bilimsel birer veri olarak kalmayıp, doğru bir stratejiyle kültür ekonomisine dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti.
Beşeri sermaye ve kültürel mirasın geleceği
Kültürel mirasın korunmasında yetişmiş insan gücünün kritik rolüne değinen Fatma Şahin, üniversitelerin bu noktadaki sorumluluğuna vurgu yaptı. Çocuklara fırsat eşitliği sunarak beşeri sermayeyi güçlendirmenin, geçmişten gelen mirası geleceğe taşımanın en temel yolu olduğunu ifade eden Şahin, hız çağının getirdiği karmaşaya karşı tarihe bakmanın ve yavaşlamanın bir gereklilik olduğunu dile getirdi.
Bin yıllık tarih bilimsel verilerle aydınlanıyor
23 Ekim'e kadar sürecek olan sempozyumda, Hitit İmparatorluğu'nun siyasi, dini ve ekonomik yapısı detaylıca ele alınıyor. Oylum Höyük'teki buluntulardan Doğu Akdeniz'deki kültürel etkileşimlere kadar geniş bir yelpazede sunulan bildiriler, bölgenin tarihsel sürekliliğini gözler önüne seriyor. Organizasyonun sonunda elde edilecek bilimsel çıktıların, hem akademik literatüre katkı sağlaması hem de Yesemek'in UNESCO adaylık sürecini destekleyen güçlü bir referans oluşturması bekleniyor.