Eskişehir Durum Özel

Beyaz Tennurenin Sırrı: Semazenlerin Manevi Yolculuğu

Türk tasavvufunda önemli bir yere sahip Mevlevilik, 13. yüzyıldan bu yana süregelen bir gelenek. Mevlevilikte önemli bir yere shaip olan Sema Ayinleri, beyaz tennurelerin ardında derin bir anlam taşıyor.

Abone Ol

13. yüzyıldan bu yana sürdürülen Mevlevilik, Mevlana Celaleddin Rumi’nin vefatından sonra ortaya çıkmış bir tasavvuf düşüncesi olarak devam ediyor. Eskişehir’de Mevlevilik geleneğini sürdüren Eskişehir Mevlevihanesi Kültür Derneği, her ayın ilk Cuma akşamında Sema Ayinleri’yle dikkat çekiyor.

“Sema, Aşkın Yolculuğu”

2016 yılında Konya Postnişi’nde iki sene eğitim alarak semazen olan Semazenbaşı Naci Bayraktaroğlu, sema törenlerini şöyle anlattı: “Konya Postnişin’de Fahri Özçakıl’dan aldığım eğitimle semanın güzelliğini öğrendim. Semayı öğrenirken adım adım her duyguyu yaşıyorsun. Çark ederken içinden nasıl zikredeceksin, gök kapılarına nasıl dua edeceksin, insan olabilmenin lezzetini nasıl alacaksın? Sema insanın bir gönül yolculuğu ve aşkın yolculuğu. Aşkı öğrenmek için de kendinizi o yola teksif ediyorsunuz. Çünkü Allah aşkı çok güzel. O güzelliği size verdiği zaman dünyaya ve ahirete başka türlü bakıyorsunuz. Yani sadece burada görünen bir ritüel değil, hayatınızda bunu icra ettiğiniz zaman o güzelliği yaşamış oluyorsunuz.”

Semazen kıyafetinde her bir ksımın derin anlamlar barındığırdığını söyleyen Semazenbaşı Bayraktaroğlu, “Başımızda sikkemiz, yani külahımız, bizim mezar taşımızdır. Hırkamız dünyaya ait olan, içimizde tennuremiz de ruhumuzu temsil eder. Bir insanın mezar taşını başında taşıması çok önemli bir şeydir; kimseye kötülük yapamazsınız çünkü ölüm vardır. Dünyaya ait olan bir hırka ve beyazlık, ruhu olan safiyeti temsil eder” dedi.

“Mevlevilik Aşk ile Doğmuş, Aşk ile Gidiyor”

Mevleviliğin kadim bir medeniyet olduğuna vurgu yapan Bayraktaroğlu, “Mevleviklik, Türk-İslam tasavvufunun en önemli noktalarından bir tanesi. Mevlevilik aşk ile doğmuş, aşk ile gidiyor ve bir hoşgörü çizgisi içinde devam ediyor her şey. Gelecek kuşakların da Allah aşkını öğrenmeleri, bu terbiyede bulunmaları hem ülkemiz için hem de kendileri için en güzel bir yol olur. Aşkta kirlilik yok, aşkta masumiyet var ve vahdet var. Bu geleneğimiz bizim devam edecek.”

Cümlelerini Mevlana Celaleddin Rumi’nin sözleriyle son veren Bayraktraoğlu, “"Ey güzel Allah'ım, bizim yolumuzu gül bahçesi gibi güzel eyle. Sonunda varacağımız yer senin huzurundur” ifadelerine yer verdi.