Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 14 Mart Tıp Bayramı’nın yalnızca modern tıp eğitiminin başlangıcını değil, aynı zamanda işgal altındaki İstanbul’da tıbbiyelilerin bağımsızlık ruhunu ortaya koyduğu tarihi bir direnişi simgelediğini vurguladı.
14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel arka planına değinen Bildirici, Türkiye’de bu özel günün iki farklı nedenle kutlandığını ifade etti.
“Tıp Bayramı’nın Temelinde Bağımsızlık Ruhu Var”
Bildirici, Tıp Bayramı’nın en önemli anlamının bağımsızlık mücadelesiyle bağlantılı olduğunu belirterek “Ülkemizde iki tane farklı nedenden dolayı 14 Mart Tıp Bayramı kutlanıyor. Birincisi, modern tıp eğitiminin başladığı gün. Ama en önemlisi; İstanbul’un işgal edildiği gün, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin öğrencileri, başlarında Tıbbiyeli Hikmet olmak üzere, okulun kuruluş yıl dönümü diyerek 14 Mart günü şanlı, kutsal bayrağımızı okul duvarına asarak İstanbul’un işgalini protesto etmişlerdir. Asıl kutlama gerekçesi de budur. İstikbalimizin, istiklalimizin ilk meşale ateşini İstanbul’da bir avuç Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin öğrencileri atmıştır” ifadelerini kullandı.
“Sağlık Sisteminde Bir Asırlık Büyük Değişim Yaşandı”
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki sağlık koşullarını hatırlatan Bildirici, Türkiye’nin sağlık alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını dile getiren Bildirici, “Genç Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye Devleti’nin nüfusu 13 milyon, hekim sayımız da 550, 100 civarında ebe vardı. Ülkemizin hastalıklarının yüzde 80’i bulaşıcı mikrobik hastalıklardı. Her doğan bin bebeğin 250’sinin, 300’ünün öldüğü, anne ölümlerinin çok anormal olduğu, yaklaşık 60 civarında sağlık tesisinin olduğu, 6 bin civarında hasta yatağının bulunduğu bir ülkeden; bugün yaklaşık 1500’ün üzerinde sağlık tesisi, 200 binin üzerinde hekim, 200 binin üzerinde hemşire, 60 binin üzerinde ebe, 170 bin civarı hastane yatağına ulaştık ve bu yatakların yüzde 85’i nitelikli” dedi.
Sağlık altyapısındaki gelişmelere de değinen Bildirici, “Dün sağlık tesislerimizin altyapısı son derece demode ve geriyken, şu an artık yapay zeka, robotik cerrahi, dijital hastanecilik gibi daha farklı konularla meşgulüz. Bir yüzyıllık yolculukta sağlık ordusunun inanılmaz gayreti ve adanmışlığı var. Bu başarının mimarlarının en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hekimleri ve sağlık çalışanlarıdır” cümlelerini kullandı.
“Pandemi ve Deprem Sürecinde Büyük Fedakârlık Gösterildi”
Son yıllarda yaşanan pandemi ve deprem felaketlerinde sağlık çalışanlarının gösterdiği özveriye dikkat çeken Bildirici “Çok yakın zamanda iki büyük konu yaşadık: Birisi pandemi, birisi de deprem. Bir ülkede 12 ilde deprem oluyor; deprem bölgesinde 50 bin hasta kısa sürede çeşitli vasıtalarla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer hastanelerine transport ediliyor. Bu inanılmaz bir rakam. Bunu başaran hekimler ve sağlık çalışanları”
“Türk Bayrağı’nın Dalgalandığı Her Yerde İstikbalin Savunucusu Olacaklar”
Sağlık çalışanlarının görevlerini aynı kararlılıkla sürdüreceğini vurgulayan Bildirici, “Merhamet ve şefkat duygularıyla şifa dağıtmaya devam edecekler. Ülkemizin ve gönül coğrafyamızın her kilometresinde, Türk bayrağının dalgalandığı her yerde Türk istiklalinin ve Türk istikbalinin yılmaz savunucusu olacaklar. Unutmadığımız tek şey var; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ demişti. Biz bu emanet sözcüğünün anlamını ve derinliğini biliyoruz ve bu emanetten de asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.