Tasavvuf müziğinin en önemli enstrümanlarından biri olan ney, yalnızca bir müzik aleti değil; aynı zamanda sabrın, geleneğin ve maneviyatın simgesi olarak görülüyor. Kendi neylerini üreten Neyzen Yavuz Kenarda, bu özel enstrümanla tanışmasının yaklaşık 20 yıl öncesine dayandığını belirtti.
Neyzen Kenarda, ney serüvenine dair “Babam neyzen ve ney yapımcısıydı. Biz de bu yolculuğa severek başladık. Yaklaşık 15 yıldır Hatay Samandağ’da, Suriye sınırına yakın bölgelerden Ocak ayında kamışlarımızı kendimiz kesiyoruz. Kesilen kamışlar yaklaşık 5 yıl boyunca gölgede ve serin ortamlarda dinlendiriliyor" şeklinde anlattı.
Kamışların uzun bir hazırlık sürecinden geçtiğini ifade eden Neyzen Kenarda, “Önce yaprak ve budak temizliği yapılıyor. Ardından kamışı ısıtarak düzeltip içini uzun törpülerle açıyoruz. Perdeler hesaplanıyor, başpare takılıyor ve akort işlemi tamamlandıktan sonra ney üflenmeye hazır hale geliyor,” dedi.
"Her Neyin Tınısı Ayrı Bir Ruh Taşıyor"
Geleneksel neylerin yanı sıra özel işlemeli çalışmalar da yaptığını belirten Neyzen Kenarda, el işçiliği gerektiren neylerin çok daha uzun sürede tamamlandığını söyleyerek “Normal bir ney yaklaşık 1,5–2 saatte yapılabilirken, kaplumbağa kabuğu, kehribar ve sedef işlemeli neylerde yaklaşık 40 saatlik el emeği var. Bu türden 15 ney yaptım ve 10 tanesi şu anda dünyanın farklı yerlerinde sergileniyor" ifadelerini kullandı.
Her yapılan neyin sesinin farklı olduğunu vurgulayan Neyzen Kenarda, “Aynı akortta olsa bile her neyin tınısı ve rengi farklıdır. Çünkü yapılan hiçbir şey birebir aynı olmaz,” ifadelerini kullandı.
Ney üflemenin yalnızca teknik bir süreç olmadığını belirten usta Neyzen, “Bazen ney üflemek istemediğiniz zamanlar olur ama üflemeniz gerekir. Kişinin ruh hali, fiziksel uygunluğu ve neyin o anki hali bir araya geldiğinde aslında neyi üfleyen siz olmazsınız,” dedi.
"Ney Yapımı Sabır ve Usta-Çırak Geleneği Gerektiriyor"
Ney yapımının dışarıdan basit göründüğünü ancak oldukça zor bir süreç olduğunu söyleyen Neyzen Kenarda, ustalık yolunun uzun yıllar gerektirdiğini ifade ederek “Ney yapımı sadece kamışın içini boşaltıp delik açmaktan ibaret değildir. Her kamış farklıdır ve bu yüzden usta-çırak ilişkisiyle yıllarca deneyim kazanılması gerekir" dedi.
Geçmişte ney öğrenmenin büyük bir sabır süreci gerektirdiğini anlatan Neyzen Yavuz Kenarda, Mevlevi geleneğinde neyzen adaylarının yaklaşık bin bir günlük çile sürecinden geçtiğini hatırlatarak “Usta, çırağına önce perdeleri açılmamış bir kamış verirdi. Çırak sadece ‘rast’ ve ‘neva’ seslerini çıkarabilirdi. Sabır gösterdikçe perdeler tek tek açılırdı. Bugün ise neredeyse hazır ney verdiğimizde bile insanların sabrı yetmeyebiliyor" cümleleriyle sonlandırdı.
Tasavvuf müziğinin yapı taşlarından biri olan ney, neyzenin ellerinde nefes olmaya devam ediyor.