Eskişehir Etkinlikleri

SDD’den Kent Hakkı ve İBB Yolsuzlukları Paneli

Eskişehir’de Sosyal Demokrasi Derneği’nin paydaşlığında düzenlenen programda, “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” söyleşisi ile “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” kitabı ele alındı. Etkinlikte şeffaflık, hesap verebilirlik ve sosyal demokrat belediyecilik vurgusu öne çıktı.

Abone Ol

Eskişehir’de Sosyal Demokrasi Derneği’nin (SDD) paydaşlığında düzenlenen programda, “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlıklı söyleşi ile S. Tarık Balyalı’nın “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” kitabı ele alındı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SDD Eskişehir Şube Başkanı, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Açılışta Sosyal Demokrasi ve Kent Vurgusu

Programın açılış konuşmasını yapan SDD Eskişehir Şube Başkanı, katılımcıları selamlayarak sosyal demokrat anlayışın temelinde şeffaflık, eşitlik ve katılımcılığın yer aldığını ifade etti. Kamusal alanların bir kentin ortak yaşam alanı olduğunu vurgulayan Başkan, bu alanların herkes için erişilebilir ve özgür olması gerektiğini dile getirdi.

“Hesap Vermek Kadar Hesap Sormak da Önemli”

Etkinlikte konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal demokrat belediyeciliğin temelinde hesap verebilirliğin bulunduğunu belirtti. Kurt, “Hesap verme çok önemli. Sosyal demokratların en belirgin özelliği; ama hesap sormak da çok önemli” diyerek, kamu yönetiminde şeffaflığın vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

Kurt ayrıca, bu tür etkinliklerin hem Türk belediyeciliği hem de demokrasi açısından önemli olduğuna dikkat çekerek, sosyal demokrasinin kültür, tarih ve uygarlıkla olan bağının da anlaşılması gerektiğini söyledi.

“Eskişehir Sosyal Demokrat Belediyeciliğin Kutup Yıldızı”

Programda yapılan konuşmalarda, sosyal demokrat belediyeciliğin bir seçenek değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Eskişehir’in bu anlayışın Türkiye’deki en güçlü örneklerinden biri olduğu belirtilirken, kentteki yaşam kalitesinin bu yönetim anlayışıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.

Konuşmalarda, bütçe yönetiminin yalnızca teknik bir konu değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğu dile getirildi. “Halkın her kuruşunun hesabı verilmelidir” anlayışının altı çizildi.

Kamusal Alanlar “Özgürlüğün Nefesi”

Söyleşide kent hakkı kavramı da geniş şekilde ele alındı. Meydanların ve sokakların sadece fiziksel alanlar olmadığı, aynı zamanda toplumsal yaşamın merkezleri olduğu vurgulandı.

Katılımcılar, bir kentte bireylerin kendilerini kamusal alanlarda özgür ve ait hissetmemesi durumunda gerçek bir kent hakkından söz edilemeyeceğini ifade etti.

“Bu Kitap Bir Hafıza Tazeleme”

Programda söz alan CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Genel Sekreteri S. Tarık Balyalı, kitabının içeriğine ilişkin detaylı açıklamalarda bulundu.

Balyalı, kitabın uzun yıllara dayanan siyasi deneyimlerinin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görev sürecinde edindiği gözlemlerin bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu kitap bir hesap verme kitabıdır ama aynı zamanda bir hafıza tazeleme kitabıdır” dedi.

“Belgelerle Anlatılan İddialar”

Balyalı, kitapta yer alan bilgilerin kişisel yorumlardan değil, resmi belgeler, meclis tutanakları ve teftiş raporlarından oluştuğunu ifade etti.

Kitapta; kamu kaynaklarının kullanımı, vakıf ve derneklere yapılan tahsisler, imar planları, belediye ihaleleri ve çeşitli harcamalara ilişkin iddiaların yer aldığını belirten Balyalı, tüm bu süreçlerin belgelerle ortaya konulduğunu söyledi.

Sosyal Demokrat Belediyecilik Vurgusu

Konuşmasında sosyal demokrat belediyecilik ile diğer yönetim anlayışları arasındaki farklara da değinen Balyalı, kamu kaynaklarının kullanımında önceliğin halka verilmesi gerektiğini ifade etti.

“Bir taraf kaynakları belli kesimlere aktarırken, diğer taraf halkın kendisine, gencine ve yoksuluna ayırır” diyen Balyalı, sosyal belediyeciliğin temelinde eşitlik ve kamu yararının bulunduğunu söyledi.

“Zor Bir Dönemden Geçiyoruz”

Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Balyalı, çok sayıda belediye yöneticisinin ve bürokratın hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Bu süreçte dayanışmanın önemine dikkat çeken Balyalı, kitabın gelirinin de ihtiyaç sahibi ailelere destek amacıyla bağışlanacağını açıkladı.

Programda yapılan değerlendirmelerde, şeffaflık ve hesap verebilirliğin kamu yönetiminin temel unsurları olduğu vurgulandı. Kentlerin ise bireylerin ortak yaşam alanı olduğu ve bu alanların korunmasının toplumsal sorumluluk taşıdığı ifade edildi.

Programda “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlığıyla konuşan Mahir Polat, uzun yıllara yayılan saha çalışmalarından edindiği deneyimler üzerinden kamusal alan kavramını değerlendirdi.

“Anadolu’yu Adım Adım Gezdim”

Polat, 2008 yılında başladığı doktora sürecinin kendisini Türkiye’nin dört bir yanında kapsamlı saha araştırmalarına yönlendirdiğini belirterek, bu sürecin aynı zamanda kişisel bir öğrenme yolculuğuna dönüştüğünü ifade etti.

“2008’de ilk alan çalışmasına başladığımda kendime bir yöntem belirledim. Yıllık izinlerimi birleştirerek Anadolu’yu gezmeye başladım. Bu aslında doktora tezimin de temelini oluşturuyordu” diyen Polat, tez konusunun Osmanlı dönemine ait gizli ibadet yapıları üzerine olduğunu söyledi.

“Bildiklerim Sahada Değişti”

Saha çalışmalarının kendisinde önemli bir farkındalık yarattığını dile getiren Polat, başlangıçta doğru kabul ettiği birçok bilginin sahada karşılık bulmadığını gördüğünü belirtti.

“Notlarım hâlâ duruyor. 2008’de yazdıklarım ile 2010-2011’de gördüklerim arasında büyük fark vardı. Bildiğimi zannettiğim şeylerin sahada karşılığı olmadığını fark ettim” ifadelerini kullandı.

Bir dönem kendi düşüncelerini doğrulamak için seçici bir bakışla sahaya gittiğini ancak bunun sürdürülebilir olmadığını söyleyen Polat, “Sonra her şeyi bıraktım ve sürecin beni götürdüğü yere gitmeye karar verdim” dedi.

“Kendinizi Bırakmadan Kamusal Alan Anlaşılmaz”

Kamusal alanın anlaşılabilmesi için bireyin kendi sınırlarını aşması gerektiğini vurgulayan Polat, bu alanın kolektif bilgi üretiminin bir parçası olduğunu söyledi.

“Kamusal alanda bilgi üretmek için önce kendinizi bırakmanız gerekir. Aileden, okuldan, çevreden gelen tüm kabullerin ötesine geçmeden bu alanı anlamak mümkün değil” diyen Polat, bireyin kültürel bir varlık olarak belirli kalıplar içinde büyüdüğüne dikkat çekti.

“600’den Fazla Noktada Çalışma Yaptım”

Polat, doktora sürecinde Anadolu’da 600’ün üzerinde noktada saha çalışması gerçekleştirdiğini belirterek, bu çalışmaların köyler, metruk yerleşimler ve farklı yaşam alanlarını kapsadığını ifade etti.

“Sonunda şunu gördüm; aslında öğrendiğim her şeyi yolculukta öğrenmişim. Her gittiğim yerde başka bir şey öğrenip onu başka bir yerde sınadım” dedi.

“Bu Bir Akademik Çalışmadan Fazlası”

Uzun yıllara yayılan doktora sürecinin yalnızca akademik bir çalışma olmadığını belirten Polat, bunun aynı zamanda bir yaşam deneyimi olduğunu ifade etti.

Süreç boyunca ailesiyle birlikte hareket ettiğini anlatan Polat, “Gittiğim her yerde sadece akademik veri toplamadım, aynı zamanda hayatın içinden öğrenmeye çalıştım” diye konuştu.

Program, ödül takdiminin ardından sona erdi.