Eskişehir futbolu denince zihnimizde sadece siyah-kırmızı renkler canlanmaz. Bu şehrin topraklarında, demiryolu işçilerinin alın teriyle sulanmış, asırlık bir çınar daha vardır: Demirspor.
Geçtiğimiz hafta sonu, bu köklü çınarın yeniden canlanışına, Süper Amatör Küme’den Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) uzanan o haklı gururuna şahitlik ettik. Ancak bu şampiyonluk, sadece atılan gollerle veya toplanan puanlarla değil, sahada sergilenen o muazzam "ruhla" hafızalara kazındı.
Centilmenlik Skordan Önemlidir
Maç başladığında gözler şampiyonun üzerindeydi ama kalpler Sivrihisar Spor’un duruşuyla ısındı. Şampiyon Demirspor sahaya çıkarken; Sivrihisar Sporlu futbolcuların, teknik heyetin ve yönetimin onları alkışlarla karşılaması, son yıllarda özlemini duyduğumuz o "fair-play" ruhunun en somut örneğiydi.
Rekabetin içinde zarafeti koruyabilmek, yenilgiyi değil başarıyı takdir edebilmek her takımın harcı değildir. Sivrihisar Spor, o gün sahada futbolseverlerin gönlünde büyük bir zafer kazandı.
Bir Başarı Hikayesinin Mimarları
Kuşkusuz bu başarının arkasında ciddi bir emek var. Kulüp Başkanı Mehmet Ali Hünerlier’in sağladığı istikrar ve Antrenör Yasin Söğüt’ün takıma aşıladığı o disiplinli oyun karakteri, kırmızı-lacivertlileri hak ettiği yere taşıdı. Yasin Hoca, mütevazı ama kararlı duruşuyla bu sezonun en büyük mimarlarından biri olduğunu kanıtladı.
Şimdi Hedef Daha Yüksek
Demirspor için şimdi yeni bir sayfa açılıyor. BAL, çok daha sert ve profesyonelliğe yakın bir lig. Ancak Eskişehir’in bu tarihi markasının, omuzlarında taşıdığı bu gelenekle daha üst ligleri zorlayacağına inancımız tam.
Son söz: Futbol sadece bir oyun; ama içinde alkış, takdir ve köklü bir geçmiş barındırdığında bir "kültür" haline geliyor. Tebrikler Demirspor, teşekkürler Sivrihisar Spor!