Dünya Lenfoma Farkındalık Haftası kapsamında lenfoma hastalığına dair önemli uyarılarda bulunan Erzurum Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği’nden Dr. Muhammet Ateş, hastalığın erken evrede yakalanmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirtti. Lenfositlerin kontrolsüz çoğalması veya normalden uzun yaşaması sonucu ortaya çıkan lenfoma, vücudun savunma mekanizması olan lenf dokusunu hedef alan habis bir tümör türü olarak tanımlanıyor.
Hastalığın ilk sinyali ağrısız şişlikler
Lenfomanın en yaygın ilk belirtisinin boyun bölgesinde fark edilen ağrısız şişlikler olduğunu vurgulayan Dr. Ateş, bu durumun koltuk altı veya kasık gibi lenf düğümü bölgelerinde de görülebileceğini ifade etti. Hastalığın ilerlemesi durumunda göğüs kafesi veya karın boşluğundaki kitlelerin nefes darlığı, karın ağrısı ve yüzde şişme gibi şikayetlere yol açabileceğini belirten Ateş, ateş, gece terlemesi ve açıklanamayan kilo kayıpları gibi sistemik belirtilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlattı.
Kesin tanı için biyopsi şart
Lenfoma teşhisinde klinik muayenenin ötesinde histopatolojik incelemenin zorunlu olduğunu belirten Dr. Muhammet Ateş, şüpheli lenf düğümlerinin cerrahi yöntemle çıkarılarak biyopsi yapılmasının kesin tanı için tek yol olduğunu vurguladı. Hastalığın türüne ve evresine göre kişiselleştirilen tedavi planlarında radyoterapi ve kemoterapinin temel yöntemler olduğunu belirten uzmanlar, erken evrede yakalanan vakalarda şifa oranının yüzde 80 seviyelerine kadar çıkabildiğine dikkat çekiyor.
Modern tedavi yöntemleri umut veriyor
Lenfoma tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Dr. Ateş, özellikle Hodgkin dışı lenfoma türlerinde immünoterapi ajanları ve CAR-T hücre tedavisi gibi spesifik yöntemlerin oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Bazı sessiz seyreden lenfoma türlerinde ise semptom görülmediği sürece bekle-gör politikasının uygulanabildiğini ve hastaların düzenli kontrollerle uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürebildiğini sözlerine ekledi.