Günümüzde kariyer hedefleri, ekonomik koşullar ve değişen yaşam standartları, kadınların anne olma yaşını giderek yukarı taşıyor. Ancak biyolojik doğurganlık süreci, toplumsal değişimlerden bağımsız olarak yaşla birlikte farklı bir seyir izliyor.
Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr.
Deniz Han Deniz, özellikle 35 yaş sınırının, yumurtalık rezervi ve yumurta kalitesi üzerindeki etkileri nedeniyle gebelik planlamasında bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.
İleri yaş gebeliklerinde uzman takibi neden gerekli
İleri yaşlarda sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün olsa da, yaşın ilerlemesi gebelik elde etme süresini uzatabiliyor ve bazı tıbbi riskleri beraberinde getirebiliyor. Op.
Dr. Deniz, gebelik kararı alan kadınların süreci şansa bırakmak yerine, öncesinde bir uzman görüşü alarak genel sağlık durumlarını, mevcut hastalıklarını ve kullandıkları ilaçları değerlendirmeleri gerektiğini ifade ediyor.
Bu ön görüşme, üreme sağlığına dair parametrelerin doğru analiz edilmesi ve olası risklerin önceden belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor.
35 yaş ve üzerinde 6 ay kuralı
İnfertilite değerlendirmesinde yaş faktörü, doktora başvuru zamanını da doğrudan etkiliyor. 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda, düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen 6 ay içerisinde gebelik gerçekleşmediğinde uzman desteğine başvurulması öneriliyor.
40 yaş ve üzerinde ise bu süre daha da kısalabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, endometriozis veya daha önce geçirilmiş rahim operasyonları gibi tıbbi geçmişi olan kadınların, yaşa bakılmaksızın daha erken bir aşamada değerlendirilmesi, sürecin başarısı için kritik bir adım olarak görülüyor.
Erkek faktörü ve bütüncül değerlendirme
Gebelik planlamasında sadece kadın sağlığına odaklanmanın eksik bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Op. Dr.
Deniz, infertilite süreçlerinde çiftlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Erkeklerde sperm üretimi yaşam boyu devam etse de, yaş ilerledikçe sperm sayısı, hareketliliği ve kalitesinde düşüşler yaşanabiliyor.
Bu nedenle, gebelik oluşmadığı durumlarda çiftin ihtiyaçlarına uygun bir yol haritası oluşturulması, hem kadın hem de erkek faktörünün göz önünde bulundurulduğu bütüncül bir tıbbi yaklaşımla mümkün oluyor.