Erzurum mutfağının köklü geleneklerini yansıtan coğrafi işaretli tatlılar, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir bilimsel çalışmayla besin değerleri açısından incelendi. Serkan Aslan ve Saniye Sözlü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, kentin tescilli 13 farklı tatlısının enerji, karbonhidrat, vitamin ve mineral profilleri detaylı bir şekilde analiz edildi. Elde edilen veriler, bu geleneksel lezzetlerin sadece birer kültürel miras değil, aynı zamanda farklı besin bileşenleri açısından da zengin kaynaklar olduğunu ortaya koydu.
Kalori ve Karbonhidrat Zirvesinde Erzurum Pastası
Araştırma sonuçlarına göre, porsiyon başına düşen enerji miktarında 889,9 kkal ile Erzurum Pastası listenin başında yer alıyor. En yüksek karbonhidrat değerlerine sahip olan bu tatlıyı, 126,7 gram karbonhidrat oranıyla Erzurum Pekmezli Kadayıfı takip ediyor.
Şeker içeriği bakımından ise Erzurum Pekmezli Kadayıfı 100,2 gram ile en yüksek seviyeye ulaşırken, Erzurum Demir Tatlısı 65,4 gram ile onu izliyor. Buna karşılık, Erzurum Hasuta 319,3 kkal ile en düşük enerji değerine sahip tatlı olarak belirlendi.
Vitamin ve Mineral Kaynağı Olarak Geleneksel Tatlılar
Bilimsel analizler, geleneksel tatlıların sadece enerji kaynağı olmadığını, aynı zamanda önemli birer mikro besin deposu olduğunu kanıtladı. Erzurum Dut Çullaması; 1050,5 mg potasyum, 406,0 mg kalsiyum ve 10,4 mg demir değerleriyle mineral açısından en zengin seçenek olarak öne çıktı. Erzurum Kuru Kayısı Kaysefesi ise 3416,0 g A vitamini içeriğiyle dikkat çekerken, Erzurum Kavut Haşılı 13,9 gram lif ve 814,1 mg sodyum değerleriyle beslenme profilinde farklı bir noktada konumlandı.
Gastronomik Miras İçin Porsiyon Kontrolü Uyarısı
Araştırmacılar, Erzurum mutfağının bu eşsiz lezzetlerinin korunmasının gastronomik sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Ancak tatlıların genel olarak yüksek enerji, şeker ve yağ içermesi nedeniyle, halk sağlığını korumak adına porsiyon kontrolünün şart olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılırken beslenme alışkanlıkları içerisinde dengeli bir şekilde yer alması gerektiğini tavsiye ediyor.