LABUBU ÇILGINLIĞI!

Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, sosyal medyada… Artık nereye baksak karşımıza aynı surat çıkıyor. Sivri kulaklı, dişleri dışarıda gülen o tuhaf yaratık. Adı Labubu.
Çocukların elinde görsem “eh, oyuncak sonuçta” diyeceğim. Ama işin içine yetişkinler girince “Durun bakalım, burada bir tuhaflık var” diyorum. Oyuncak dediğimiz şey çocuğun hayal gücünü besler, ona arkadaş olur. Peki, 30 yaşında birinin çantasına Labubu asmasının açıklaması ne? Gerçekten ihtiyaç mı, yoksa sadece yeni bir moda mı?
Doğum günü partilerine bakın mesela… Bir zamanlar masalarda çizgi film kahramanları, masum prensesler ya da süper kahraman figürleri olurdu. Şimdi ise ortada Labubu pastası, Labubu balonları. Çocuklar bir gün Elsa olmak isterdi, ertesi gün Örümcek Adam. Şimdilerde ise sivri kulaklı bir canavara özeniyorlar. Bu mudur yeni kahramanımız?
Geçen hafta tatildeyim. Kızlarla sohbet ediyoruz sahilde. Çocuğu koştu geldi para istedi. Arkadaşımın kızı annesinden dondurma parası falan isteyecek sandım.
Meğer Labubu bebek alacakmış. Tüm derdi oymuş!
Belki de asıl mesele, çocukların saf dünyasına yetişkinlerin tüketim çılgınlığının karışması. Çünkü çocuk görür, ister. Anne-baba alır. Sosyal medyada “cool” göründüğü için evin içinde de birden bire vazgeçilmez olur. Böylece Labubu sadece oyuncak değil, statü göstergesi haline gelir.
Ama soruyorum size gerçekten bir çocuğun ihtiyacı bu mu?
Yoksa biz yetişkinler kendi eksik yanlarımızı bu peluş yaratıklarla mı kapatıyoruz?
Çünkü bana kalırsa asıl tehlike, çocukların değil… Onları bu tüketime sürükleyen yetişkinlerin ta kendisi.
Kanal 7 sabah haberlerinde yer alan bir haberde, çocuk sağlığı uzmanları bu oyuncaklar konusunda açıkça uyarılarda bulundu. Uzman Dr. Reyhan Tamer “Bu tarz figürler küçük yaştan itibaren çocuğun yanına normal gibi konulduğunda, bir süre sonra çocuk bunları olağan bir şeymiş gibi algılıyor. Bu durum akran zorbalığını tetikleyebiliyor, kabus görmelerine neden olabiliyor, stres ve kaygı gibi sorunları ortaya çıkarabiliyor” diyerek özellikle ebeveynleri dikkatli olmaya çağırıyor.
Çocuk doktorlarının yıllardır söylediği şey aslında çok net. En iyi oyuncak, çocuğun hayal gücünü geliştiren, ebeveyn-çocuk etkileşimini artıran, güvenli materyallerden üretilmiş olandır. Labubu gibi sabit ve pasif figürler ise gelişimsel katkı sağlamadığı gibi, bilinçaltına yerleşen olumsuz imajlarıyla risk barındırıyor.
Üstelik uzmanların altını çizdiği bir başka nokta da şu “Blind-box” sistemi. Yani sürpriz kutu modeli çocuklarda bağımlılık hissini tetikleyebiliyor. Çocuk oyuncağın kendisinden çok, kutudan çıkacak sürprizin heyecanına bağlanıyor. Bu da tüketim kültürünün istediği tam da şey değil mi?
Çocuklarımızın kahramanı, kutudan çıkan dişli bir yaratık olmamalı. Onların kahramanı oyun kurarken hayal ettiği bir dost, bir ağaç gölgesinde yarattığı masal ya da birlikte yapılan bir resim olmalı. Çünkü hayal gücü bir kez plastikle sınırlanırsa, çocukluk da bir kutuya hapsolur.
Labubu bugün belki “moda” ama yarın unutulacak. Oysa çocuklarımızın belleğinde kalacak olan şey, anne-babasının birlikte oynadığı o bir saatlik oyun, çizdiği resim, kurduğu hayaldir. Biz yetişkinler modanın peşinde koşmayı bırakıp çocuklara en değerli şeyi, yani sağlıklı hayallerini korumayı borçluyuz bence.
Ama yine de siz bilirsiniz. Ben hiçbirinizin tüketim çılgınlığının önüne geçemem..
Sevgilerimle..