Eskişehir’de İşçi Öğrenci Birliği ile İlerici Cumhuriyet Birliği, kamuoyuna yansıyan köprü ve otoyolların 25 yıllığına özel sektöre devredileceği yönündeki iddialara ilişkin ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, söz konusu uygulamanın kamu yararı, ekonomik adalet ve ulusal egemenlik açısından riskler barındırdığı savunuldu.
İlerici Cumhuriyet Birliği adına konuşan Irmak Ayşe Demirel, yapımı ve bakımının halkın vergileriyle karşılandığını belirttiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve bazı otoyolların işletmesinin devredilmesinin yalnızca teknik bir ihale süreci olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
“Bu Sadece Teknik Bir İhale Meselesi Değildir”
Demirel açıklamasında, özelleştirmenin teknik bir ihale meselesi olmadığına değinerek “Son günlerde kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda; yapımı ve bakımı halkın vergileriyle finanse edilmiş bazı köprü ve otoyolların 25 yıllığına işletmesinin özel sektöre devredilmesi yönünde çalışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu konu yalnızca teknik bir ihale meselesi değildir. Söz konusu olan kamunun ortak varlıkları, ulaşım hakkı ve ekonomik adalettir” dedi.
Köprü ve otoyolların yapım bedellerinin yıllar içinde yurttaşların vergileriyle karşılandığını ifade eden Demirel, “Bu altyapılar ticari meta değil, kamusal araçlardır. ‘Devretme’ adı altında atılacak her adım kamu yararı ile özel kâr arasındaki tercihi gösterecektir” dedi.
Daha önce özel işletmeye devredilen projelerde geçiş ücretlerinin arttığını öne süren Demirel, Osmangazi Köprüsü ve Avrasya Tüneli örneklerini hatırlatarak garanti ödemelerine dikkat çekti. Demirel, “Yüksek geçiş ücretlerinin yanında kamu bütçesinden karşılanan uzun vadeli garanti ödemeleri vardır. Halk o yolu kullansa da kullanmasa da cebinden para çıkmaktadır. Kısa vadeli bütçe rahatlaması uğruna uzun vadeli ekonomik riskler alınmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Geleceğimizi İpotek Ettirmeyeceğiz”
İşçi Öğrenci Birliği adına konuşan Onur Gedik ise açıklamasına İlerici Cumhuriyet Birliği’ne teşekkür ederek başladı. Köprülerin devrine karşı olduklarını belirten Gedik, şu ifadeleri kullandı: “Bugün iki köprü ve yedi otoyolun yaklaşık 6 milyar dolar gelir karşılığında 25 yıllığına devredilmek istendiği konuşuluyor. Bu ne demektir? 59 TL olan geçiş ücretlerinin katlanması, yükün halkın sırtına binmesi demektir.”
Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik geçişlerin işletmesinin devredilmesinin kriz anlarında risk oluşturabileceğini savunan Gedik, “Stratejik olarak bu geçişlerin kontrolünün tartışmalı hale gelmesi demektir” dedi.
Kanal İstanbul ve Maden Uyarısı
Konuşmasında Kanal İstanbul projesine de değinen Gedik, projenin çevresel ve diplomatik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirerek “Kanal İstanbul ile tatlı su kaynakları riske atılacak, ormanlar ve tarım alanları zarar görebilecektir. Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması gibi diplomatik sonuçlar doğabilir” ifadelerine yer verdi.
Ayrıca Eskişehir’deki nadir toprak elementleri ve maden sahalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gedik, katma değerli üretim yapılmaması halinde ekonomik ve çevresel zararların artabileceğini savundu.
Açıklamanın sonunda konuşmacılar, yaptıkları değerlendirmenin siyasi polemik amacı taşımadığını belirterek, “Bu açıklama bir düşmanlık çağrısı değil; kamusal sorumluluğun doğal bir sonucudur” ifadelerini kullandı.