Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, New York’ta düzenlenen üst düzey etkinlikte COP31 Eylem Gündemi’ni dünya kamuoyuna duyurdu. İklim değişikliğiyle mücadelede artık sadece hedeflerin konuşulduğu değil, bu hedeflerin sahada nasıl hayata geçirileceğinin planlandığı bir döneme girildiğini vurgulayan Kurum, süreci Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon ilkeleri üzerine inşa ettiklerini belirtti.
Uygulama Odaklı Yeni Bir İklim Vizyonu
Bakan Kurum, iklim krizinin aciliyeti karşısında teknolojinin ve çözüm yollarının mevcut olduğunu ancak temel sorunun bu çözümlerin finansman ve kapasite eksiklikleri nedeniyle hayata geçirilememesi olduğunu ifade etti. COP31 Başkanlığı olarak Antalya’da gerçekleştirilecek zirveye Uygulama COP’u vizyonuyla hazırlandıklarını belirten Kurum, başarıyı artık açıklanan taahhütlerle değil, sahada elde edilen ölçülebilir sonuçlarla değerlendireceklerini kaydetti. Bu kapsamda 2035 yılına kadar küresel emisyonlarda 8,5 ila 10 gigaton karbondioksit azaltımı sağlayacak 6 temel küresel hedef belirlendi.
Teknoloji ve Finansman Köprüsü: LDC-GIF
COP31 kapsamında başlatılacak en kritik girişimlerden biri olan En Az Gelişmiş Ülkeler Yeşil Sanayileşme Kolaylaştırma (LDC-GIF) Mekanizması, ülkelerin sanayileşme ihtiyaçlarını teknoloji ve finansmanla buluşturmayı hedefliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde yürütülecek bu mekanizma, teknik desteklerin raporlarda kalmayıp somut yatırım projelerine dönüşmesini sağlayacak. Ayrıca yapay zeka destekli temiz teknolojiler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla sanayinin karbonsuzlaşma süreci hızlandırılacak.
Gençlik ve Şehirler İçin Somut Adımlar
Eylem Gündemi, sadece sanayi ve finansmanı değil, şehirleri ve gençleri de merkeze alıyor. Antalya Enerji Verimli Binalar Mutabakatı ve akıllı şehir teknolojileriyle kentsel dirençliliğin artırılması hedeflenirken, gençlerin karar alma süreçlerine katılımını güçlendirecek özel diyalog platformları oluşturulacak. BM yetkilileri, Türkiye’nin bu uygulama odaklı yaklaşımını ve COP31 hazırlık sürecindeki kararlılığını, Paris Anlaşması’nın ikinci on yılı için kritik bir hızlandırıcı olarak değerlendirdi.