Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Nevşehir'de gerçekleştirdiği temaslarda terörle mücadelenin Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve toplumsal refahı üzerindeki belirleyici rolüne vurgu yaptı. Terörsüz bir Türkiye hedefinin sadece güvenlik değil, aynı zamanda ülkenin kalkınma yolculuğunun da temel taşı olduğunu ifade eden Uraloğlu, bu hedefe ulaşmanın Türkiye'nin geleceği için stratejik bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Ekonomik Kalkınma ve Güvenlik Dengesi
Bakan Uraloğlu, ulaştırma ve altyapı yatırımlarının doğrudan ticaret, üretim ve istihdamı tetiklediğini hatırlatarak, güvenlik ortamının güçlenmesiyle birlikte kaynakların çok daha verimli alanlara yönlendirilebileceğini ifade etti. Son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapısına 355 milyar dolar yatırım yapıldığını belirten Uraloğlu, bölünmüş yol ağının 6 bin kilometreden 30 bin kilometrenin üzerine çıkarılmasının, Türkiye'nin ekonomik büyüme kapasitesini nasıl artırdığını gözler önüne serdiğini söyledi.
Ulaşım ve Haberleşmede Yeni Hedefler
Türkiye'nin demiryolu ve uydu teknolojilerindeki atılımlarına da değinen Uraloğlu, ülkenin dünyanın 8'inci yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna yükseldiğini vurguladı. 9 Ekim'de hizmete girmesi planlanan Çerkezköy-Kapıkule hızlı tren hattı ve 14 Ekim'de ihalesi yapılacak İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi gibi dev yatırımların, Kalkınma Yolu Projesi'nin lojistik omurgasını oluşturacağını belirtti. Ayrıca, TÜRKSAT 6A'nın ardından TÜRKSAT 7A için çalışmaların başladığını ve 5G teknolojisiyle iletişim altyapısının güçlendirildiğini ifade etti.
Fon Tartışmalarında Kamu Kaynağı Hassasiyeti
Gündemdeki fon tartışmalarına da açıklık getiren Bakan Uraloğlu, sürecin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki bir komisyon tarafından titizlikle takip edildiğini belirtti. Kamu kaynaklarının korunması konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Uraloğlu, gerçek mağdurların haklarının gözetileceğini ancak 86 milyon vatandaşın ortak kaynağının usulsüzlüklere kurban edilmesine izin verilmeyeceğini ifade etti. Uraloğlu, konunun ekonomiyi sarsacak bir boyutta olmadığını ve sürecin şeffaf bir şekilde yönetileceğini sözlerine ekledi.