1.Adalet Ağaoğlu- Üç Beş Kişi
Eskişehirli sanayici bir aileyi merkezine alarak, 1980 öncesi Türk aydınının duygu ve düşünce dünyasını irdeleyen romanda Eskişehir önemli bir yer tutmaktadır. Uzun uzun hayatlardan birkaç saatlik kısa bir zaman kesiti içerisinde, kahramanların duygu-durumlarını bizlere anlatır.
Kitap, 1980’li yıllar öncesinde henüz çok gelişmemiş, tren sesleri ve seferleri arasında kalan Eskişehir’in o yıllarını harika bir şekilde betimliyor.
2.İrfan Orga- Bir Türk Ailesinin Öyküsü
Kitap bir romandan ziyade bir anı kategorisine dahil edilebilir. Osmanlı Devleti’nin son Türkiye Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçen kitap, İstanbul’da yaşayan orta halli bir ailenin etrafında, İstanbul’un ve memleketin o yıllarını sade ve keskin bir dille anlatıyor.
Kitapta, yazarın yolu 1930’lu yıllarda Eskişehir’e düştüğü için yaklaşık olarak 30 sayfalık bir Eskişehir betimlemesi de bizleri bekliyor. Köprübaşı’nın ve Odunpazarı’nın o yıllardaki atmosferini hissetmek için “Bir Türk Ailesinin Öyküsü” önemli bir eser.
3.Kemal Bilbaşar- Zühre Ninem
Kitapta, halk arasında 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı- Rus Savaşı sonrasında yurdundan edilen ve Eskişehir’e göç eden bir Rumeli ailesinin hikayesi anlatılmaktadır. Otobiyografik bir roman olan kitapta yazar, öyküyü anneannesi üzerinden kurarak aktarır. Anneannesi Eskişehir’i kendi memleketine, Porsuk Çayı’nı da Vardar Nehri’ne benzetir.
Savaşın, zorunlu göçün yıkıcı etkilerini bulabileceğiniz bu kitap, 1900’lü yılların başındaki Eskişehir’i anlamak ve hayal etmek için de oldukça önemli bir eser.