İMO Genel Kurulu’nda yapı güvenliği ve deprem tartışıldı
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şubesi Genel Kurulu’nda deprem gerçeği, yapı güvenliği, meslek sorunları ve siyasal tercihler geniş bir perspektifle ele alındı. Genel kurulda konuşan İMO Eskişehir Şube Başkanı Orkun Kılıç, mühendisliğin yalnızca teknik bir alan olmadığını belirterek, mesleki sorunların hukuki, ekonomik ve politik boyutlarına dikkat çekti.
Konuşmasına hayatını kaybeden İMO üyesi İbrahim Akgün’ü anarak başlayan Kılıç, niteliksiz yapılaşmanın teknik bir hata değil, denetimsizlik ve hukuksuzluğun sonucu olduğunu ifade etti. Halkın yıkılacağı bilinen binalarda yaşamaya mecbur bırakılmasının ekonomik ve sosyal bir sorun olduğuna vurgu yapan Kılıç, genç mühendislerin açlık sınırında ücretlerle çalıştırılmasının plansız eğitim politikalarının sonucu olduğunu söyledi.
52 bin bina incelendi
İMO’nun yalnızca eleştiren değil, sorumluluk alan bir meslek odası olduğunu belirten Kılıç, Eskişehir Yapı Stoku çalışmasına değindi. Bu kapsamda 18 mühendis ve 20 akademisyenden oluşan bilim kurulu ile 52 bin binanın incelendiğini aktaran Kılıç, çalışmanın tamamlanmasında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin desteğinin önemli olduğunu ifade etti.
Ünlüce: Bu şehir için birlikte çalışıyoruz
Genel kurulda konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, meslek odalarıyla yapılan iş birliklerinin kentin geleceği açısından kritik önemde olduğunu söyledi. Yapı stoku çalışmasının şehir genelinde yaygınlaştırılması için çaba gösterildiğini belirten Ünlüce, fay hattı çalışmaları ve mikro bölgeleme sürecinin de devam ettiğini kaydetti. Ünlüce, bu çalışmalar tamamlandığında Eskişehir’in kentsel dönüşüm strateji belgesinin ortaya çıkacağını dile getirdi.
Bingöl: Deprem sonrası yaşananlar siyasidir
Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl ise konuşmasında 6 Şubat depremlerine dikkat çekerek, “Deprem doğaldır ama felaket tercihtir” ifadelerini kullandı. Bingöl, imar aflarını ve denetimsiz yapılaşmayı eleştirerek, kitlesel ölümlerin siyasi kararların sonucu olduğunu savundu.
İmar aflarının yasal olabileceğini ancak asla meşru olmadığını söyleyen Bingöl, “İnsanları fıtrat değil; ihmal, liyakatsizlik ve denetimsizlik öldürür” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Bingöl, kuvvetler ayrılığına dayalı, denetlenebilir bir yönetim anlayışının gerekliliğini vurguladı.
Genel kurul, değerlendirmelerin ardından sona erdi.