Tek başına yaşadığı virane evinde bir yandan sakatlığıyla boğuşan, bir yandan da hırsızların ve kimsesizliğin pençesinde kıvranan yaşlı adam, çaresizce uzatılacak bir yardım eli bekliyor. Komşularının "Sesimizi duyan yok" feryatlarına rağmen yetkililerin sessiz kaldığı iddia edilen bu dramda, Celal amca yıkılmak üzere olan evinin önünde her geçen gün biraz daha tükeniyor. İşte Tepebaşı ilçesinde yaşanan, vicdanları sızlatan ve "İnsanlık öldü mü?" dedirten o acı dolu yaşam öyküsünün tüm detayları...
Eskişehir’in Tepebaşı ilçesine bağlı Fevzi Çakmak Mahallesi Asuman Sokak’ta, modern yapıların arasında adeta bir enkazı andıran müstakil evde tek başına yaşayan Celal Ağır’ın hayatı, geçtiğimiz aylarda yaşadığı talihsiz bir kaza sonrası kabusa döndü. Bir damacana su alırken dengesini kaybederek yere düşen ve sol ayağından sakatlanan 64 yaşındaki Ağır, bir zamanlar bisikletiyle tüm şehri arşınlarken şimdi kendi evinin içinde dahi adım atamaz hale geldi. Çatısı içeriye doğru çöken, pencereleri taşlanan ve soğuk kış günlerinde korumasız kalan bu metruk yapı, yaşlı adam için adeta bir hapishaneye dönüşmüş durumda. Emekli bir elektrikçi olmasına ve aylığı bulunmasına rağmen, fiziksel engeli yüzünden en temel ihtiyaçlarını dahi gideremeyen Celal amca, kaderine terk edilmişliğin en ağır faturasını ödüyor.
Yaşadığı dramı yaşlı gözlerle anlatan Celal Ağır, en çok da sahipsiz bırakılmanın ve ailesinin ilgisizliğinin acısını çekiyor. "Beş altı kardeşim var ama fayda yok; para varsa geliyorlar, yoksa yüzüme bakmıyorlar" sözleriyle vefasızlığa sitem eden Ağır, sakatlığı nedeniyle savunmasız kaldığını dile getiriyor. Evinin camlarının defalarca taşlandığını, televizyonunun ve tek ulaşım aracı olan elektrikli motosikletinin çalındığını belirten yaşlı adam, hırsızlara karşı hiçbir şey yapamamanın ezikliğini yaşıyor. "Ayağım düzelse kimseye ihtiyacım kalmaz, bakkala bile gidemiyorum" diyen Celal amca, sadece sıcak bir yuva ve ayağındaki sakatlık için tedavi imkanı istiyor. Komşularının yetkililere yaptığı başvuruların sonuçsuz kalması ise mahallede büyük bir tepkiye yol açmış durumda.
"Hiçbir yere derdimi anlatamadım"
Celal Ağır’ın içinde bulunduğu bu ağır koşullar, sadece bir barınma sorunu değil, aynı zamanda bir güvenlik ve sağlık krizi olarak değerlendiriliyor. Metruk evin her an çökme ihtimali bulunurken, yaşlı adamın hijyenden uzak bir ortamda tedavi bekliyor olması durumun vahametini artırıyor. Mahalle sakinleri, Celal amcanın durumunun bir an önce Sosyal Hizmetler veya ilgili belediye birimleri tarafından ele alınmasını talep ederken, yaşlı adamın "Hiçbir yere derdimi anlatamadım" sözleri toplumsal bir ihmalin sembolü haline geldi. Eskişehir’in kalbinde yükselen bu sessiz çığlığın, devletin şefkatli ellerine ulaşıp ulaşmayacağı merak konusu.