15 Ekim 2026, Perşembe
Eskişehir Durum | Eskişehir Siyaset Haberleri | İYİ Partili Volkan Yılmaz: “Bu ülkeyi ferahlatacak tek adım seçimdir”

İYİ Partili Volkan Yılmaz: “Bu ülkeyi ferahlatacak tek adım seçimdir”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, Eskişehir’de yaptığı açıklamada ekonomi, fon krizi, yatırımlar ve erken seçim çağrısı hakkında konuştu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, Eskişehir’de yaptığı açıklamada ekonomi, fon krizi, yatırımlar ve erken seçim çağrısı hakkında konuştu.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
MUHABİR: Elif Fıçıcı
İYİ Partili Volkan Yılmaz: “Bu ülkeyi ferahlatacak tek adım seçimdir”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, “Sahadan Sandığa” teşkilat eğitim programı kapsamında Eskişehir’e geldi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya gelen Yılmaz, ekonomik kriz, fonların tasfiyesi, denetim mekanizmaları, yatırımlar ve erken seçim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Eskişehir’in üretim, ihracat ve milli gelirden yeterli payı alamadığını belirten Yılmaz, şehrin üretim ve inovasyon üssüne dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, Türkiye’de ekonomik sorunların aşılması için erken seçim çağrısını yineledi.

Toplantıya İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Melih Aydın, İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı.

YILMAZ’DAN EKONOMİK KRİZ VE FON KRİZİ AÇIKLAMASI

Konuşmasına Türkiye’nin mevcut durumunu değerlendirmekle başlayan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, ülkede uzun süredir devam eden ekonomik krizin yanı sıra yolsuzluk, adaletsizlik ve haksızlıkların da yaşandığını savundu. Vatandaşların en temel gündeminin geçim mücadelesi olduğunu belirten Yılmaz, emeklilerin, işçilerin, çiftçilerin, esnafın ve gençlerin hayat pahalılığı karşısında zorlandığını dile getirdi.

Ekonominin yalnızca açıklanan rakamlardan ibaret olmadığını ifade eden Yılmaz, ekonomik durumun vatandaşın sofrasında, pazarda, markette ve ay sonunda cebinde kalan parayla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İktidarın ülkeyi yönetme yetkisini aldığı hâlde sorumluluk üstlenmediğini ileri süren Yılmaz, fon krizinin devlet yönetiminde denetim, şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

İYİ Parti tarafından geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde fonlarla ilgili bir araştırma önergesi verildiğini aktaran Yılmaz, iktidar ve ortaklarının konunun görüşülmesini engellediğini savundu.

Gerçeklerin konuşulmasının engellenmesini eleştiren Yılmaz, iktidarın baskı ve algı oyunlarıyla ayakta kalmaya çalıştığını ileri sürdü. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun grup toplantısındaki açıklamalarına da değinen Yılmaz, iktidarın yalnızca gerçekleri duymak istemediğini değil, milletin de gerçekleri öğrenmesini istemediğini iddia etti.

“DENETİM VE HESAP VEREBİLİRLİK SAĞLANMALI”

Türkiye’de gazetecilere yönelik polis işlemlerini, kayyum uygulamalarını ve televizyon yayınlarının durdurulmasını eleştiren Yılmaz, hukuki sorunların incelenebileceğini ancak bu süreçlerin hukuka uygun yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Yılmaz, şafak baskınlarının adaleti tesis etmekten çok iktidarın ömrünü uzatma çabası olduğunu öne sürdü. Belediyelere, şirketlere, demokratik örgütlere, siyasi partilere ve medyaya yönelik kayyum uygulamalarını da eleştiren Yılmaz, yanlışların başka yanlışlarla örtülmeye çalışıldığını savundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, tüm yetkilerin tek kişide toplanması hâlinde Türkiye’de sorunların çözüleceği yönünde vaatler verildiğini, ancak yetki devrinin ardından devletin işleyişinde ciddi zaaflar oluştuğunu ileri sürdü.

Fon krizine ilişkin sorumlulukların ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine yol açan gelişmelerin ayrıntılı biçimde araştırılmasını istedi.

Yılmaz, konuyla ilgili şu soruların yanıtlanması gerektiğini belirtti: “Bu riskler ne zaman ortaya çıkmıştır? İlgili kurumlar ne zaman haberdar olmuştur? Gerekli denetimler zamanında yapılmış mıdır? Olası usulsüzlüklerin sorumluları kimlerdir?”

Yatırımın doğal riskleri ile denetim eksikliklerinden veya hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanabilecek mağduriyetlerin birbirinden ayrılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, yalnızca kişilerin değil, kurumların ve denetim mekanizmalarının sorumluluğunun da ortaya konulmasını istedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bütün partilerin eşit biçimde temsil edildiği bir araştırma komisyonu kurulmasını önerdiğini hatırlatan Yılmaz, fonda kimin kazandığının, kimin erken çıktığının, kimin bilgi aldığının ve kimlerin göz yumduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.

“HER ŞEYİN YETKİSİNİ ALANLAR, HER ŞEYİN SORUMLUSUDUR”

Türkiye’nin geçmişte yaşadığı çeşitli olayları sıralayan Yılmaz; tren kazaları, maden faciaları, otel yangınları, maske dağıtımı, dezenfektan satışı, Kızılay’ın depremzedelere çadır satması, bebek ölümleri, çocuk istismarı ve kadın cinayetleri gibi konulara değindi.

Maden faaliyetleri, ormanların kesilmesi ve plajların betonlaşmasına ilişkin eleştirilerde bulunan Yılmaz, çetelerin şehirleri, uyuşturucunun gençleri, kumar ve bahsin ise aileleri etkilediğini ifade etti.

Türkiye’nin geçmişteki siyasi ve ekonomik tercihlerini de eleştiren Yılmaz, kullanılmayan kaynaklar, savunma sanayisi, sığınmacılar ve dış politika konularını gündeme getirdi. Gazze konusunda yapılan açıklamalarla ticari ilişkiler arasında çelişki bulunduğunu savunan Yılmaz, farklı terör örgütlerine yönelik politikaları da eleştirdi.

İktidarın 25 yıllık süreçte sorunlarla yüzleşmesi durumunda Türkiye’nin farklı bir noktada olabileceğini belirten Yılmaz, İYİ Parti’nin “Sahadan Sandığa” programıyla teşkilatlarla buluştuğunu, ardından çarşı, pazar ve sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ederek vatandaşların sorunlarını dinlediğini aktardı.

İYİ Parti’nin siyaset anlayışının merkezinde millet iradesi, Cumhuriyet’in kurucu değerleri, milli egemenlik ve demokratik, laik, sosyal hukuk devleti bulunduğunu söyleyen Yılmaz, Türkiye’nin sorunlarının çözümü için uzman kadrolarıyla çalıştıklarını ifade etti.

Konuşmasında Türkiye’nin sahipsiz olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Türkiye sahipsiz değildir; Türkiye kimseye ve tek adama muhtaç değildir” dedi.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukukun üstünlüğünün güvence altına alındığı, liyakatin esas alındığı ve üretimin artırıldığı bir Türkiye hedeflediklerini belirten Yılmaz, çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

“ESKİŞEHİR ÜRETİM VE İNOVASYON ÜSSÜ OLMALI”

Eskişehir’in Türkiye’nin genel büyümesinden yeterli payı alamadığını savunan Yılmaz, kentte çiftçilerin, üniversite öğrencilerinin ve gelişmiş bir sanayi altyapısının bulunduğunu belirtti. Buna rağmen Eskişehir’in Türkiye’nin ihracatından, üretiminden ve milli gelirinden hak ettiği payı alamadığını ifade eden Yılmaz, özellikle katma değerli ve yüksek teknolojili yatırımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu dile getirdi.

Kentte yerel yönetimler tarafından çözülmesi gereken sorunların da devam ettiğini belirten Yılmaz, demir yolu ve hemzemin geçit sorunlarının yanı sıra ulaşım alanındaki sıkıntılara dikkat çekti. İYİ Parti olarak Eskişehir’in sorunlarını çözmeye ve şehri hak ettiği yere taşımaya yönelik projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Eskişehir’in en büyük potansiyelinin gençlerin kendi işlerini kurabilecekleri yeni yatırım alanları olduğunu kaydeden Yılmaz, kentin coğrafi konumu itibarıyla birçok büyük şehre yakın, stratejik bir merkez olduğunu ifade etti. Ancak mevcut yatırımların daha da artırılması gerektiğini belirtti.

Eskişehir’e gelen üniversite öğrencilerinin yalnızca eğitim alıp şehirden ayrılmamaları gerektiğini savunan Yılmaz, gençlerin hayatlarını kurabilecekleri, iş yapabilecekleri ve dünyaya açılabilecekleri yüksek potansiyelli iş ve teknoloji merkezlerinin oluşturulmasını istedi.

Eskişehir’in yalnızca bir öğrenci kenti olarak kalmaması gerektiğini belirten Yılmaz, kentin üretim ve inovasyon üssüne dönüştürülmesinin temel hedeflerinden biri olduğunu dile getirdi.

“SANAYİYE VE ÜRETİCİYE YETERLİ DESTEK VERİLMİYOR”

Türkiye’deki yatırım ortamını değerlendiren Yılmaz, ülkenin farklı şehirlerinde önemli yer altı ve yer üstü kaynakları bulunmasına rağmen yeterli yatırım yapılmadığını ileri sürdü.

İstanbul Sanayi Odasının açıkladığı Türkiye’nin en büyük 1000 sanayi firmasının son iki-üç yıldır istihdam yaratamadığını iddia eden Yılmaz, bunun sanayicilere, iş insanlarına ve esnafa yeterli desteğin verilmediğini gösterdiğini savundu.

Kredi faizlerinin yüksekliğinin yeni yatırımların önünde engel oluşturduğunu belirten Yılmaz, bu koşullarda yatırımcıların paralarını üretime yönlendirmek yerine mevduata veya başka alanlara aktarabileceğini ifade etti.

Türkiye’de gençlerin gelecek hayallerinin de değiştiğini söyleyen Yılmaz, geçmişte birçok gencin kendi işini kurmayı hedeflediğini, bugün ise gençlerin önemli bir bölümünün yurt dışında iş bulmayı veya Türkiye’de ücretli çalışmayı düşündüğünü belirtti.

Yeni yatırımların önünün açılmadığını savunan Yılmaz, mevcut kredi faizleriyle yeni yatırım yapmanın zorlaştığını dile getirdi.

Türkiye’nin ödediği vergilerin faize gittiğini söyleyen Yılmaz, ülkenin yalnızca altı ayda 2 trilyon lira faiz ödediğini ifade etti. Bu kaynağın yatırımlara yönlendirilmesi durumunda on binlerce gencin ağır kredi yükleri altına girmeden devlet desteği ve teşvikiyle kendi işini kurabileceğini savundu.

Türkiye’nin coğrafi konumu sayesinde üretim ve ihracat açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Yılmaz, Eskişehir’in de bu potansiyeli değerlendirebilecek şehirlerden biri olduğunu söyledi.

Üretim yerine faize öncelik verildiğini ileri süren Yılmaz, kaynakların yatırıma ve gençlere yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

VOLKAN YILMAZ’DAN ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

Konuşmasının son bölümünde erken seçim talebini yineleyen Yılmaz, hükümetin seçimden kaçındığını savundu. Vatandaşların ekonomik sorunlar karşısında tahammülünün kalmadığını belirten Yılmaz, “Yarın seçim, hemen seçim, derhal seçim” sözleriyle erken seçim çağrısında bulundu.

Erken seçimin 2028 yılının Mayıs ayındaki normal tarihten yalnızca birkaç hafta veya bir ay önceye alınması yönündeki olası bir yaklaşımı etik ve uygun bulmadığını ifade eden Yılmaz, bunun anayasa ve kanunların etrafından dolaşmak anlamına geleceğini ileri sürdü.

Hükümetin kendisine güvenmesi durumunda seçim kararını alarak millete gitmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, emeklilerin, gençlerin, çiftçilerin, işçilerin ve memurların mevcut durumlarından memnun olmadıklarını savundu.

Türkiye’de geniş tanımlı işsizliğin 10 milyona ulaştığını ve işsizlerin üçte birinin gençlerden oluştuğunu öne süren Yılmaz, ülkeyi ekonomik açıdan rahatlatacak adımın iktidar değişikliği ve seçim olduğunu dile getirdi.

İYİ Parti olarak erken seçimin hemen yapılmasını istediklerini belirten Yılmaz, seçimin 2028’deki normal tarihinden yalnızca bir hafta veya bir ay önceye alınması yönündeki çabaları samimi bulmadıklarını söyledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız